İsrail’in Mescid-i Aksa ve Kürdistan projesi
Ortadoğu’da ABD ve İsrail projesi tıkır tıkır işliyor. İsrail’in “Arz’ı Mevûd” planının gerçekleşmesi için önce Türkiye; Gezi,17-25 Aralık Darbe Girişimi ve 15 Temmuz Darbe Kalkışması ve İşgal Hareketi ile saf dışı bırakılmak istendi. Mısır’da seçimle iş başına gelen meşru ve demokratik Mursî Hükümeti Sisi darbesiyle yıktırıldı. Binlerce Mısırlı hayatını kaybetti. Bu süreçte Suriye, Irak, Libya ve Yemen’de aynı projeler tedavüle konuldu. Bütün bu coğrafyadan oluk oluk Müslüman kanı aktı. Milyonlarca Müslüman evinden, yurdundan oldu, göçebe durumuna düştü.
ABD ve İsrail himayesinde tahkim edilen ve planlanan Arabistan, Mısır, Bahreyn, BAE ve Libya işbirliği Katar’a ambargo koydu. Amaç Katar’ı korkutmak, yalnızlaştırmak, yöneticilerini devirmek suretiyle himayeleri altına almaktı. Ancak Türkiye’nin Katar’ı desteklemesi ile şuan plan atıl kaldı. Katar’a şart koşulan 13 maddeden birisi Türkiye’nin Katar’daki mini üssün kendisi için tehdit olduğunu ileri süren BAE, üssün kapatılmasını, Hamas ve İhvan’la Katar’ın ilişkilerinin ve desteğinin kesilmesi istedi. İsrail düşman statüsünden çıkarıldı. Söz konusu birliktelik hiçbir zaman İsrail’e karşı yapılmadı. Bu da yetmiyormuş gibi yine ABD’nin himayesinde, BAE’nin finansı ile Mısır’ın Kuzeybatısında Mersa Matruh kenti yakınlarında büyük bir askeri üs kuruldu. Üsse darbeci Muhammed Necib’in adını verdiler. İsrail’e komşu olmayan bu bölgede kurulan üssün amacı; ABD ve İsrail’in himayesinde yeni Ortadoğu’nun dizaynı için çalışma yapılacağı yönündedir. İsrail’in kural tanımazlığının iki önemli sebebi vardır: Birincisi; ABD, Avrupa ve Rusya’nın açık desteği. İkincisi; İslam âleminin içine düştüğü acziyet ve İsrail’e karşı birlik oluşturamamalarıdır. Acı ve gerçek olan şey; ABD ve Batı’nın Ortadoğu’da dizaynını ikinci elden Arap âlemi, PKK, DAİŞ vd. vasıtasıyla yapmasıdır.
Körfezde Katar karşıtı hareketlenme, İsrail’in Kudüs ve Gazze’deki kıyımı ve vahşetini gölgelemek ve kendi politikalarını meşrulaştırmak içindir. Bu oluşumların devamı niteliğinde Lawrens’in rolünü üstlenen İsrail’in kuklası, karanlık güçlerin kirli ilişkilerini yürüten Hamas düşmanı Dahlan, İsrail’in Kudüs’ü kuşatması ve Gazze’yi işgal planının arkasındaki lanet adamdır. Türkiye reddi miras yapmadan, tarihi kökleri ve kadim medeniyetinin kendisine verdiği sorumluluğu üstlendikçe ABD, Avrupa, İsrail ve Türkiye’deki yerli işbirlikçilerinin düşmanı haline geldi. Müslümanların birinci kıblesi olan Kudüs bir Osmanlı bakiyesidir. Kudüs’ün Osmanlı’nın elinden çıkmasıyla Filistinliler için kâbus dolu günler başladı. Bugün de devam etmektedir. Bu kâbusu üreten Türkiye’nin 1948’de kurulduğunda resmen tanıdığı işgalci ve Terörist İsrail devletidir. Beytül-Makdis’i Müslümanlara yasaklayan ve fiili işgale dönüştüren İsrail’e ilk tepki Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi. Erdoğan, “Osmanlı’nın elinden çıkmasıyla Kudüs’ün sıkıntılı günleri bölgede İsrail’in kuruluşuna yönelik hadiselerle birlikte adeta kâbusa dönüşmüştür. Şu anda yapılan iş terörle mücadele bahanesiyle Mescid-i Aksa’yı Müslümanların elinden alma girişimidir,” beyanı İsrail’de tepkiyle karşılandı. Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, “Erdoğan, İsrail’e nasihat verecek son kişidir” denilirken, İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahshon, “Erdoğan’ın kendisi ülkesinin sıkıntıları ve sorunlarıyla ilgilenmesi daha iyi olur. Osmanlı İmparatorluğu’nun günleri çoktan bitti. Camdan evde yaşayan Erdoğan’ın başkalarının evine taş atmaması gerekir,” şeklindeki cevabını Türk Dışişleri Bakanlığı “haddini bilmezlik” olarak değerlendirdi.
İsrail’in Mescid-i Aksâ ablukası ve işgali üzerine Mescid-i Aksâ İmam ve Hatibi Şeyh İkrime Sabri “Mescid-i Aksa’yı İsrail’den koruyun,” açıklamasını müteakip başta Türkiye ve bazı İslam Ülkelerinden gelen tepkiler üzerine İsrail ablukayı kaldırdı. Kudüs bizim tarihi, kültürel ve dini açıdan ilgi alanımız içindedir. İsrail’in bütün çabası Kudüs’ün İslâmi kimliğini yok etmektir. Buna asla izin verilmeyecektir. 26 Ağustos Malazgirt Zaferinin yıl dönümü münasebetiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan Malazgirt’te olacak. Türkiye’nin stratejik hedeflerinden biri olan 1071, Anadolu ve Kudüs kapılarının şanslı tarihimize açıldığı gündür. Kudüs’e olan kadim aidiyetimiz İsrail’in uykularını kaçırıyor. Camdan ev korkunun bir uzantısıdır. Camdan ev İsrail’in Kudüs ve Arz-ı Mevûd emellerini, planlarını alt üst edecektir. “Filistin’de tek çözümün başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devletin kurulması” olduğunu söyleyen Erdoğan, “Kudüs semalarında ezanın susturulmasına izin vermeyeceğiz,” dedi.
ABD, İsrail, Rusya ve Ürdün; Suriye’de ateşkes ilanı için gizli görüşme yaptığını İsrail’in önemli basın kuruluşlarından Haaretz duyurdu. Astana görüşmeleri çerçevesinde Türkiye, İran ve Rusya’nın Suriye’de güvenli bölge oluşturma konusunda işbirliği yaparken Rusya bu gizli görüşmeyi yalanlamadı. Önce Amman’da daha sonra bir Avrupa şehrinde yapılan toplantıyı müteakip 7 Temmuz 2017’de Hamburg’da Trump ve Putin, Dera ve Kuneytra’da ateşkes sağlanması ve güvenli bölge oluşturulması konusunda uzlaşmaya vardıklarını duyurdu. Rusya, Türkiye’nin karşı çıkmasına rağmen PYD’yi Astana’daki masaya dâhil ederek İsrail ve ABD ile işbirliği yapıyor. Tam bir tahterevalli oyunu, Rusya bu ikircikli ve tutarsız politikasından vazgeçmelidir. Yakın zamanda gerçekleştirilen Türkiye-İran Genelkurmaylarının görüşmesi ve işbirliği sinyali sanıyorum ABD ve Rusya’yı rahatsız etmiş olacak ki apar topar Türkiye’ye gelmeye başladılar.
ABD ve İsrail Suriye’de laik, seküler, geçici bir PKK/PYD kantonu/kantoları oluşturmayı hedefliyorlar. Geçici diyorum çünkü bu yapılanmalar Büyük İsrail Projesi’nin altlıklarıdır. Güneyimizi sarmalayacak böyle bir düşman kantonun oluşturulması hedefi Türkiye’yi derinden rahatsız ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güneyimizde böyle bir oluşuma asla izin vermeyeceğiz,” demesine karşın, ABD’nin Californiya-San Diego Uluslararası İlişkiler Meclis Başkanı Yahudi kökenli, David Edick, “Kürdistan Devletinin kurulması Ortadoğu için stratejik bir ihtiyaçtır,” diyor. Mesud Barzani, bütün uyarılara rağmen Referandum’dan vazgeçmiyor. Irak’ın toprak bütünlüğünün öteden beri savunan Türkiye, referanduma olumsuz bakıyor. Zaten yerel bir oluşum söz konusu iken beklenmedik belaların açılmasına gerek var mı? Barzani, “Türkiye için güven kaynağıyız. Bu gelecekte de böyle olacaktır. Referandum doğal hakkımızdır. Bu Türkiye ve İran Kürtleri için değildir,” demesine rağmen IKBY’nin sınırları içinde yer alan Kandil’e yönelik ortak bir harekâta karşı çıkmıştı. Barzani, ABD ve İsrail’in derin politikasına ters düşen bir pozisyona girmemiştir. Mesud Barzani ile PKK’yı aynı kefeye koymak büyük haksızlık olur. Böyle bir düşüncemde yoktur. Ancak referanduma İsrail desteği beni hem endişelendiriyor hem de rahatsız ediyor. Bu nedenle Referandum “İsrail ve ABD projesi” gibi ortada duruyor. Tarih bize bunun doğrusunu veya yanlışını gösterecektir. Türkiye’nin Barzani ile siyasi, ekonomik, kültürel düzeyde sağlıklı bir ilişkisi olduğunu ve bunun nitelikli bir birliktelikle sürdürülmesini düşünenlerdenim. Ben sadece referandum noktasında endişemi dile getirdim. Yoksa Kuzey Irak’ta yaşayan Kürtler bizim kardeşlerimizdir. IKBY İslami Toplum Partisi (KOMEL) lideri Ali Bapir, mevcut referandumdan korkumuz ulusal ve uluslararası bir desteğin olmamasıdır. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olabiliriz. “Bağımsızlığa giderken elimizdeki bölgeyi de kaybedebiliriz,” demesi tabanın ve komşu ülkelerin desteğini almak ve referanduma karşı bir refleks oluşturmak mı? Yoksa ABD ve İsrail’in derin siyasetinden haberinin olmaması mı? Bunu zaman gösterecektir.
Avrupa değerleri faşizmle örtüşmüştür. Avrupa sömürü ve kültür emperyalizmi bağlamında İslamofobi ile ülkemize ve İslam’a savaş açmıştır. Haçlı ruhuna sahiptir. Benim tarihsel Avrupa bilincim, işgal ve sömürüdür. Filistin toprakları ve Kudüs üzerinde terör devleti İsrail’in baskısına, AB üyelerinin önünde eğildiği Vatikan ses çıkarmıyor, Çünkü Müslümanların Filistin’den arındırılmasını istiyor. İsrail’in hamisi ABD, Filistin söz konusu olduğunda Vatikan’ı kenarda tutmayı başarmıştır. Vatikan’da Büyük Roma’nın bu projesine karşı çıkmamıştır. “ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağım” diyen Trump’ın sihirli küresinin etrafında def ve kılıç kalkan eşliğinde dans eden kralların davası “özgür Kudüs” olamaz. ABD, Körfezin Krallarını ve faşist Sisi’yi yanına alarak İsrail’in güvenliğini pekiştirmiştir. Küresel emperyalizmin etrafında gulu-gulu dansı yapan bu zevatların tahammül edilmez tutum ve davranışları Kudüs’ü derinden yaralamıştır. Kudüs’ün İslami karakterini, tarihini tahrip ve yok etmeye çalışan İsrail’e karşı yükselen tek gür seda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,”İsrail’i hukuka ve insan haklarına saygılı davranmaya çağırmasıdır.” Filistin ve Kudüs özgür oluncaya kadar, Filistin davasının yanında yer alacağız. Kuduzlar Kudüs’ü dün olduğu gibi bu gün de işgal edemeyecekler. Hayati Otyakmaz Bey’in “Aziz Mescid-i Aksa şiirinin son bölümüyle yazımızı noktalarken; idrak edeceğimiz Kurban Bayramımızı tebrik eder, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dilerim.
“Ağlıyor kabrinde Selahaddin-i Eyyûbi!
Esaretin sürmeyecek elbette ebedi,
Yoksa ümmetten şikâyetçi o kutlu Nebi!
Peygamber-i Zîşan müjdesi Mescid-i Aksâ.
Vesselam.
-
Bülend koçer. 8 yıl önce Şikayet EtHocam meseleleri en ince ayrıntısına kadar bizlere aktardı. Acilen islam birliğinin kurulması ve başınada cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın geçmesi ve müslüman ülkelerin başındakiler hiç bir avrupa ve amerika vatandaşı olmayacak kuran ve sünnet ışığında hareket edecek yani ittihadı islam inşaAllah. Hangi islam ülkesine baksak hep sıkıntı var. Müslümanlar acilen uyanmalıBeğen
-
Adnan GÜLYEŞİL 8 yıl önce Şikayet EtOrta doğunun kronolojisini çok güzel ve detaylı ortaya koymak zor iştir.Sizin gibi değerli yazarımıza nasip oldu.Ellerinize ve kaleminize sağlık.Beğen
-
Fatih YÜCEKAYA 8 yıl önce Şikayet EtEsselamualeyküm. Ağzınıza kaleminize sağlık mehmed bey. Öyle görünüyorki işimiz çok zor. Lakin herşeyden önce biz müslümanların nefsimizle olan cihadda galip gelmemiz lazım. Sonuçta bu dava RABBIMİZİN davası. Biz bunu başarırsak RABBİMİZ bize yardım edecektir.Dost olarak ALLAH bize yeter. Onlar istedikleri kadar hesap, oyun,film,fırıldak çevirsinler. Hesabı en hızlı gören RABBİMİZ in gönlüne girersek onların planları altüst olacaktır.Yeterki biz kulluğumuzu sağlam yapalım. ALLAH a emanet olun.Beğen
-
paksu 8 yıl önce Şikayet EtKusuru başkasına yüklemek Şeytanın mesleği kendine yüklemek Hz. Adem a.s ın mesleğidir. Ecdadımız ömrünü din ve devlet için harcarken şimdi dünya malı için harcayıp hayatı ve dünya susleriniBeğen
-
1453 8 yıl önce Şikayet EtDünya sevgisinden ve ölüm korkusundan ancak Allahin izni ile Kuran ve Sünnete göre yasarsak kurtuluruz. Biz kendimizi ve bizi yönetenleri buna göre sorgulamamiz lazim, Allah hepimizi islah eylesin.Beğen