TEOG kaldırılırken
Ben kendimi bildim bileli bu ülkede ister liseye geçiş isterse üniversite sınavları hep tartışmalı ve sorunlu olmuştur. Her zaman veli, öğrenci, idareci ve öğretmen endişeli, şaşkın ve tedirgindir. Kısaca kaybetmek ve kazanmak arasında geçen bir ömür.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim içerikli katıldığı her toplantıda “İki alanda arzu ettiğimiz gelişmeyi sağlayamadık. Bunlardan birincisi eğitim ve öğretim, ikincisi de kültürdür” diyerek defalarca gündeme taşımasına rağmen, konunun muhatapları bu sözü hiç üzerine almadılar. Ya da aldılar, gereğini yapamadılar. Dershanelerin kaldırılması noktasında talimatlara rağmen ağırdan alındı. Sınavlara dair reform çağrıları duyulmadı. İstanbul Erkek Lisesi, Kabataş Lisesi gibi eğitimin lokomotifi olan okullarımıza akademik misyonu olan idareciler atanması yönünde talebini iki yıl önce dile getirdi ancak hiçbir gelişme yaşanmadı. Yine hakeza 4+4+4 modelini dillendirdiğinde de yetkililer gerekli adımları geç attılar. Şimdi de TEOG meselesi.
Geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan, TEOG’un kesinlikle kaldırılacağını söyledikten sonra MEB yoğun bir çalışma başlattı. SBS’ den TEOG’ a geçişte sistemin bir takım olumlu yanı olmasına mukabil temel yaklaşım tarzı, amacı, muhtevası ve yöntemi farklı olmayan bir sistemdi ve sınavda beklenen reformu karşılamadı ki; bugün 1 milyon 200 bin öğrencinin geleceğini belirleyecek “yeni sisteme” geçiş zarureti hasıl oldu. Yeni bir çalışma başlatıldı.
Sorum şudur: Eğitimle ilgili makam sahibi kişiler, sendikalar, okul idarecileri vd. yaşanan sorunlara dair çözüm odaklı bir rapor hazırlayıp, gerekirse farklı zaman dilimlerinde çalıştaylar düzenleyerek, çıkan ortak sonucu ve önerilerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sundular mı?
MEB tarafından aralarında ABD, İngiltere, Japonya, Almanya ve Güney Kore’nin de olduğu 15 ülkede bu işin nasıl gerçekleştirildiğine ilişkin çalışma yapıldığı ifade edildi. Basına yansıdığı kadarıyla TEOG yerine getirilmesi düşünülen “Performans Belirleme Sınavı” 5-12 sınıflar arasında gerçekleştirilecek. En başarılı %5’lik dilim için merkezi sınav yapılacak. %95’lik kısım ise Düz Lise, Mesleki ve Teknik Eğitim ve İmam-Hatip Liseleri’ne kayıt yaptıracak, denilmektedir. %5’lik dilim okul performans puanları ile genel sınavda aldıkları total puana göre “nitelikli’ liselere”; İstanbul Erkek Lisesi, Galatasaray, Robert, Kabataş, Haydarpaşa Endüstri Meslek Lisesi, Kartal Anadolu İmam-Hatip Lisesi vb. en çok tercih edilen okullara, “Yerleştirme Merkezince’’ sınav sonuçlarına göre yerleştirmeleri yapılacak. Bu düzeydeki Liselerin Akreditasyonu “A Standardı”, düz liseler “B Standardı”, Mesleki ve Teknik Liseler ile İmam-Hatip Liseleri “C Standardı” kapsamında yer alacak. Öğrencilerin yerleştirilmesi bu standartlara göre yapılacak. Üç farklı okul standardı için ayrı ayrı baraj puan olacak. A standardında olduğu gibi B ve C Standartlarına ayrılmış okullar için merkezi sınav yapılması gerektiğini, sınavdan alınan puanlara ek olarak öğrencinin eğitim yılı içerisinde gösterdiği performansı ile elde ettiği not, genel sınavda aldığı nota ilave edilmek suretiyle “merkezi yerleştirme” yapılmasının zaruretine inanıyorum. Sistemin adı ne olursa olsun mutlaka adil, şeffaf, sürdürülebilir ve farkındalık oluşturacak bir sınav sistemi kurulmalıdır. Zira sınav; ölçme, değerlendirme, sıralama ve yerleştirmedir.
1 milyon 200 bin öğrencinin daha kaliteli, eğitim düzeyi yüksek bir okula girmek istemeleri en tabi haklarıdır. Anlayabildiğim kadarıyla sistem bunu kısıtlamıyor. Okuldaki performansına bağlı olarak öğrenci hangi türü (A,B,C) tercih etmişse ona göre sınav yapılır ve merkezi kayıt sistemine göre adrese dayalı olarak okullara kayıt edilir. Asıl önemli olan “Yeni Müfredat Programı”nda sınıf seviyesine göre öğrenciye yüklenen misyon ölçü alınarak sınav yapılmalıdır. Bu misyon; bilgiyi, kişisel gelişimi, analitik düşünmeyi, yorumlamayı, karşılaştırmayı, ölçme ve değerlendirmeyi kazandırmaktır. Bununla birlikte zihinsel çeviklik, inisiyatif alma, analiz kavramlarını beceriye çeviren bir yapıya kavuşturmanın gayreti içinde olunmalı. Açık uçlu, bilgi ve beceri odaklı, kişisel yetenekleri ön plana alan, bir sınav siteminin başarılı ve sürdürülebilir olacağına inanıyorum. Bu sistemin TEOG’dan farkı öğrenciye yüklenen misyon olacaktır.
İster örgün, isterse yetişkin eğitiminde özgür ve analitik düşünce, akletme, araştırma, keşfetme, yorumlama ve ders çıkarma, eğitimin nitelik ve muhtevasıyla mümkündür. Öğretmenlerimiz kalite ve verimlilik esaslı, milli ve evrensel ölçekte çocuklarımızı yetiştirmelidirler. Reel hayattan ve değerlerimizden kopuk, uluslararası standartlardan uzak bir eğitim sistemi ile başarılı olamayız. Zira gençliğimiz; giderek küreselleşen, bilgi çağı diye adlandırılan bu zamanda dünya ile yarışır durumda olmalıdır.
Eğitim genel bir bakış açısıyla değerlendirilerek anaokulu/kreşten, yükseköğrenime hatta Hayat Boyu Öğrenme bağlamında ele alınmalıdır. Özel okul devlet okulu ayrımı niteliksel açıdan ortadan kaldırılmalı toplam kaliteye odaklanılmalıdır. Öteden beri devam eden; başarılı öğrencileri bir kümede diğer öğrencileri farklı bir kümede değerlendirme anlayışı toplam kaliteyi artırmayacak, başarılı öğrenci daha başarılı, diğer öğrencileri başarısız hale getirecektir.
Yeni sistem eğitimde fırsat eşitliğine, adalet ve sosyal devlet anlayışına uygun olarak tüm ülkeyi kapsamalıdır. Bilgiye ulaşımın gittikçe kolaylaştığı günümüzde, çocuklarımız “test” ve “tost” arasına sıkıştırılırken, hayatı ıskalamakta bizi biz yapan değerlerimizden gittikçe uzaklaşmaktadırlar. Bir taraftan internet gibi iletişim araçlarıyla yüklenen kirli bilgi, diğer taraftan sorgulamayan, neden sonuç ilişkisi kurulamayan, mukayeseli bir yaklaşımı olmayan eğitim sistemi çocuklarımıza ve ailelere ağır yük getirmektedir. İnsani değerlerden nâkıs bir doktor, mühendis veya herhangi bir meslek sahibinin toplumsal geri dönüşümü olmayacaktır. Türkiye genelinde okul sayısını, eğitim teçhizatları ve yetişmiş eğitimcileri nitelik ve nicelik olarak geliştirdiğimizde ve bir standardizasyon yakaladığımızda sınav sorunu kendiliğinden çözülecek, herkes istediği alanda eğitim alarak, kişisel becerilerine göre uzmanlaşabilecektir.
Yeni müfredat programında olduğu üzere, Bakanlık yetkilileri, uzmanlar, akademisyenler, paydaşlar, sendikalar, özel okul temsilcilerinin de katıldığı bir çalıştay yapılsaydı daha iyi olurdu. Böylece her kesime, “Yeni Sınav Sistemine” katkı sunma imkânı verilmiş olunurdu. Bu sistem, çocukları stresten, aileleri yüklü miktarda masraftan kurtaran, endişeleri ve sıkıntıları ortadan kaldıran, torpil ve adam kayırması olmayan, idareci, öğretmen ve yöneticileri zan altında kalmalarını önleyen bir sistem olması adına herkes elini taşın altına koyup düşüncelerini ilgililere iletmelidirler. Şu an sistemle ilgili bilgi karmaşası mevcut. İlerleyen zamanlarda üzerinde çalışılan konular daha bir netlik kazanacaktır. Ancak toplumsal talepler öncelenmeden, eğitimin diğer unsurları olan aile, eğitimciler ve bu alandaki STK’ların görüşleri alınmadan yeni bir sistemin getirilmesi, bundan önceki yanlışların tekrarına vesile olması muhtemeldir. Eğitim üzerine yapılan çalışmaların bu ülkenin geleceğini yakından ilgilendirdiğinden hareketle, özellikle genç nüfusumuzu ilgilendiren bu konu üzerinde uzun istişareler yürütülerek köklü bir çözüm getirilmesi elzemdir. Sürekli değişkenlik gösteren uygulamalar öğrencilerin, ailelerin ve eğitimcilerin plan ve programlarını alt üst emekte, ortaya çıkan belirsizlik ve karmaşık tablo öğrenciler üzerinde travmalar oluşturmaktadır.
Gençlerimizi, öğrencilerimizi, eğitimcilerimizi, kısaca geleceğimizi ilgilendiren bu konularda; siyasi çekişmelerden uzak, ortak mutabakata ve ortak akla dayalı asgari müştereklerde birleşerek kalıcı, çağın gereklerine uygun, sürdürülebilir, sistematik bir anlayış geliştirmeli ve hayata geçirilmelidir. Bizim önerilerimiz bunlar. Sistem netleştikçe görüş ve düşüncelerimizi okurlarımızla paylaşacağız.
Bu vesileyle Yeni Müfredat Programının, ortaöğretime ve yükseköğretime geçişle ilgili düzenlemelerin ülkemiz ve eğitim camiamız için hayırlar getirmesini temenni ederim.
İnşaallah niyet hayır akıbette hayır olur.
Vesselam.
-
Vedat Sağlam 8 yıl önce Şikayet EtHocam Merhaba. Tesbit ve görüşleriniz isabetli. Delik deşik edilmiş bu sistemi, bir gece ansızın 'kaldırdım' demek asla doğru ve mantıklı değil. Konunun uzmanları teog denilen ucube sistem kaldirilmadan önce bir araya gelmeli, gelişmiş ülkelerdeki eğitim sistemleri de dikkate alınarak hazır hale getirilmeliydi. Ülkeye yazık çocuklara yazık masraf yapan ebeyne yazık. Yeter artık! Ehil olmayan liyakatsiz ve korkak siyasiler ile burokratlardan illallah. Cesur ve ahlaklı insanlar lazım artık bu topraklara. Yalanlar ve yalakalar sistemlerin sadece çürümüşlugunü hızlandırıyor. SelamlarBeğen
-
Lokman 8 yıl önce Şikayet EtSayin Müdürüm kaleme aldığınız yazılar hepimizi ilgilendiren önemli konular olup, önerileriniz doğrultusunda birleşip gelistirmeliyiz. Ellerinize ve yüreğinize sağlık. Allah'a emanet olunuz.Beğen
-
Fadime Ekici 8 yıl önce Şikayet Etİsabetli bir teşhis ve tedavi yöntemi. İnşaallah kale alınır.Beğen
-
Nezir Demircan 8 yıl önce Şikayet EtHocam,bütun bu yapılmak istenenler elbette ki bir samimiyet içeriyor.Ancak lise sonda okuyan torunumun (Fatma!)’nın cevabı çok manidar: “Dede ya yıl sonunda tekrar bir değişiklik olursa ne yapacağız!” Yani kafalar karışık.İyi ki ben ellibeş sene önce okumuşum,vesselam.Beğen Toplam 1 beğeni
-
merve 8 yıl önce Şikayet EtAceleye getirilmemeli diyoruz da hepimiz. Bu çocukların bu yıl için hedefleri var ve odaklanamıyorlar. Büyüğümüz TEOG kaldırıldı. Bu yıl sınav olmayacak diye açıklama yapmak yerine sistemi tartışmaya açsaydı. Ne oldu şimdi? Sunulan tüm alternatifler bence TEOG'dur. SBS'dir. Yazık zaten bu yıl açık uçlu sormaya hazırlanılıyordu. Ne gerek vardı. Hükümet milli eğitimde başarısız dedirtmeye. Muhalefetin bu konuda somut örnek göstereceği bir çok cümle kurmaya.Beğen Toplam 2 beğeni