Sana mı soracaklardı?
Sözün tamamı aptala söylenir. Elbette ima etmekle yetindiler, fakat siz anlamadınız. Netice böyle oldu işte. Hepinizi dinlediler. Şimdi ah vah ile vakit geçer mi?
Ağaoğlu İnşaat, Albayrak İnşaat, Dap Yapı, Sur Yapı derken hep beraber gördük ki asıl önemlisi Paralel Yapı.
*
Zaman yazarı Etyen Mahçupyan, Balçiçek İlter'e konuk oldu ve paralel yargının çalışma prensibini anlattı.
Şöyle söyledi: 'Paralel savcılar ve hâkimler birbirleriyle çalışmayı tercih ediyorlar. Bir savcı beraber yürüdüğü hâkimin nöbetçi olmasını bekliyor. O hâkim nöbetçi olunca dosyalar işleme konuyor, istedikleri kararları aldırabiliyorlar.
Diyelim ki 30-40 kişiyle ilgili dinleme kararı çıkıyor. Sonra, altına isim eklemesiyle o rakam büyüyor.
Hakikaten böyle mi, tam bilmiyoruz ama burası Türkiye. Öyle bir kavga yaşanıyor ki, her şeyin araçsallaştırıldığı, her şeyin bel altına indiği bir durum bu. Eğer böyleyse şahsen ben şaşırmam.'
*
Parantez açıp akla takılması muhtemel soru üzerinde duralım.
Etyen Mahçupyan nasıl böyle konuşuyor, neden Zaman'daki görevine son vermiyorlar?
Her şeyden önce Etyen değerli bir kalem. Onu kaybetmek istemez bir gazete.
Sonra onu gönder, bunu gönder, nereye kadar?
Ağırlık yapan herkesi atmakla uçak tehlikeyi atlatabilir mi?
Ayrıca demokrat gazete imajına halel gelmesi daha büyük zarar verecektir.
SÖYLEYİN, KAÇLA ÇARPALIM?
7 bin kişi dinlenmiş denilince bazı arkadaşlardan belli belirsiz bir itiraz duyulur gibi oldu.
'O kadar da değildir' anlamına gelecek türden.
Hakikaten o kadar değildir, daha fazladır. Dinleme süresi de üç yıl değil, daha fazladır.
Bir numarayı dinlemeye alınca, o kişi telefonda kendi başına mı konuşuyor?
Ya da devamlı aynı kişiyle mi görüşüyor?
Ben İbrahim Karagül'ü arıyorum, Yusuf Ziya'yı arıyorum... Levent Gültekin beni arıyor, İdris Saruhan'la görüşüyoruz ara sıra... Sonra Lütfullah Göktaş'ı arıyorum. Meşgulse, uzatmadan kapatıyorum, beş on dakika sonra dönüyor.
Listedekilere baktım, neredeyse yarısıyla sürekli görüşüyoruz.
Bu durumda kaçla çarpmak lazım?
X KODU
Bir de ismi belirtilmeden dinlenilenler var. Haber şöyle:
'Binlerce kişiden 815 ismi X koduyla dinlediği ortaya çıkan paralel yapının siyasetçilere ve işadamlarına şantaj planladığı iddia edildi. Masaj salonları, eskort kızlar ve mankenler de dinlenenler arasında.'
Arkadaş, Çiğköfteci Ayhan'la Doğramacı Zeki'yi bile dinlemişler.
Bir de meraklı taze gibi soruyorlar; Ertuğrul Özkök'le Defne Samyeli'nin ve Can Dündar'ın o listede ne işi var diye.
Sana mı soracaklardı kimleri dinleyeceklerini?
AŞIRI GÜVEN NEREDEN?
Savcılar talep etmiş, -Mahçupyan'ın anlattığı gibi- liste hazırlanmış, hâkim izin vermiş, dinleme başlamış.
Hukuk adamları bir iş yapınca, o işlem hukuki oluyor mu?
Bu durumda görüyoruz ki olmuyor; sadece kılıfa uydurma çabası yeterli değil.
O savcılar başka yere atanınca, yerine gelenler 'malları' buluyor.
Tedbir almışlar fakat yetersiz.
Bu ne özgüven? Hangi gofret, hangi çikolatadır yediğiniz?
GÜLÜNESİ DURUM
İşin garip tarafı, yasa dışı dinlemeler ortaya çıkınca kimse için sürpriz olmadı.
Herkes 'Zaten biliyorduk' havasında.
Madem biliyordunuz, niye ölçüsüz konuşmalar yaptınız?
Bir başka gariplik de şu: Kanallarda dinleme haberleri verilirken, ekranda Cihan Haber Ajansı'nın görüntüleri logosuyla beraber yayınlanıyordu.
Cemaatin ajansı, gelişmiş cihazlarla yapılan dinleme görüntülerini servis etmiş vaktiyle.
Gülsek mi, gülmesek mi?