Mehmet Şeker
Mehmet Şeker
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Bu yağmur neyin nesi?

GİRİŞ 20.06.2014 GÜNCELLEME 20.06.2014 YAZARLAR

Hem de ne yağmur! Çoğunlukla pencereden seyrediyoruz. Sokakta yakalandığımız zamanlardaysa sırılsıklam olmak için iki dakika yeterli.

Çare, tarihi hanlardan birine sığınmak.

Ata yadigârı o kadar çok eser var ki…

Saat kulesi, muhteşem köprü, çil çil serpilmiş kubbeleriyle camiler, hamamlar, çarşılar ve diğer eserler…

Dilimde Yahya Kemal:

Üsküp ki Yıldırım Beyazıd Han diyârıdır / Evlad-ı Fatihân'a onun yâdigârıdır.

Firûze kubbelerle yalnız bizim şehrimizdi o; / Yalnız bizimdi, çehre ve rûhiyla biz'di o.

Üsküp ki Şar dağında devâmıydı Bursa'nın. / Bir lâle bahçesiydi dökülmüş temiz kanın…

*

Aslında bu topraklar söz konusu olduğunda, hep aynı kaderle karşılaşıyoruz.

Savaşlar, ayrılıklar, hüzün.

Şehrin ortasında nehir.

İki yaka, iki farklı dünya.

İnancıyla, anlayışıyla, hayat tarzıyla.

Hem sebep, hem sonuç bu sayılanlar.

Fark olmasa savaşlar da olmayacak, acılar da.

Yahya Kemal, burada doğmuş ve annesi dahil bütün atalarının mezarlarına baka baka küçük yaşta ayrılmış.

Üsküp'ü anlattığı şiire verdiği isim, 'Kaybolan Şehir'. Bu isim bile ne kadar derin.

Buraya bir Yahya Kemal evi gerekiyor. Kültür Bakanlığı mı, TİKA mı artık hangisi ilgilenirse…

*

Vaktiyle öz vatanda bizimken, bugün niçin/Üsküp bizim değil? Bunu duydum, için için.

Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir! / Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!

Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene, /Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.

*

Avrupa'daki Müslümanları, Hıristiyan Avrupa'nın ortasına saplanmış bir hançer olarak gören bir anlayışa sahip olanlarla bir arada yaşamak nedir, biz Türkiye insanları kolayca anlayamayız.

Ne kadar diğerkâm olursak olalım, gerçeğini yaşamak farklıdır.

Empatiden kırılsak bile tam anlamıyla idrak edemeyiz.

*

O hançeri elbette bir gün çıkaracağız diyorlar.

Çıkaracağız ve mutlaka kan akacak. Artık kimin kanı olursa…

Bu ifadelerin kaynağı, Vatikan dolayları.

Biz biliyoruz kimin kanı olacağını; çok yakın zaman önce gördük.

Müslüman kanı akıyordu Bosna'da, Kosova'da ve bütün Balkanlarda.

Çağdaş medeniyet sahibi Avrupa seyrediyordu.

Seyretmekle kalmıyor, yüksek paralar ödeyip, dürbünlü tüfeklerle insan avına çıkıyorlardı; sırf keyf için.

*

Üsküp'te en yüksek dağın tepesine büyük bir t harfi dikmişler.

Aynı harfe, irili ufaklı her yerde rastlıyoruz.

Sadece Üsküp'te değil, Mostar'da da aynı, başka yerlerde de.

T harfi dediğime bakmayın, elbette haçtan bahsediyoruz.

Haça karşı olduğumuz sanılmasın, niye karşı olalım? Herkes istediğine inansın. İnancının gereğini yerine getirsin.

Lakin, burada maksat pek masum görünmüyor.

Osmanlı'nın izlerini Avrupa'dan bütünüyle silmek istiyorlar.

O kadar istiyorlar ki gelecek nesiller, bu topraklarda Türklerin yani Müslümanların yaşadıklarını, eserler bıraktıklarını bilmesin, öğrenmesinler.

Bunun için de bütün eserleri yerle bir etmek, hayatını burada sürdürmeye çalışanları da bir fırsatını bulduklarında temizlemek.

*

Peki, bu emellerine ulaşabilirler mi? Cevabı siz verin.

Ohri'de bir İsa Bey ile tanıştık, sohbet ettik. On yıl öncesine kadar buralara Türkiye'den pek gelen yoktu dedi. Ben Türkiye'nin her yerini bilirim, hangi şehri sorsan söylerim dedi. Çok şey söyledi.

Gözümüz kulağımız Türkiye'de dedi.

Türkiye'de bayrak indirildiğinde, ben dedi, burada dedi, en yüksek yere çektim ay yıldızlı Türk bayrağını… Daha ne desin?

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL