Yaptığımız dinlemeyi servis ediyoruz
Doğrusu biz de etkilendik, özendik...
Aday belirleme sürecinde biz de farazi bir dinlemede bulunduk.
Neler duyduk neler!
Yaptığımız dinlemeyi kayıt altına aldık.
Şimdi de paylaşma vaktinin geldiğine kani olarak arz ediyoruz.
*
'Bizde bir cumhurbaşkanı adayı yok. Nasıl olsun? Önce vasıfları saydık, baktık ki bizim partiden öyle bir aday çıkaramayacağız. Sizde var mı?'
'Maalesef bizde de yok.'
'Hay aksi!'
'Dünyanın bütün maaleseflerini kullansak da artık kendimizi sınırlandırmış durumdayız. Bu durumda dışarıdan birini bulacağız.'
'Haklısınız. Önce ilkeler üzerinde anlaşalım, sonra bir isim üzerinde mutabakat sağlarız. Olur mu?'
'Olur. İlkeler üzerinde anlaşmak kolay. Kimse itiraz etmez. Önemli olan ortak bir isim üzerinde birleşmek.'
'Çok doğru. İsim cisimden önce bu defa.'
'Kim ola ki?'
'İsim, isim... Yâr bana bir isim...'
*
Sonrasını biliyorsunuz. Ortak bir aday çıkarıldı, ilan edildi.
Ne var ki ismi problemli.
Bir isim peşine düşen memleketin anlı şanlı partileri, buldukları kişinin ismini söylemekte zorlanıyor.
Bilhassa liderler.
Her konuşmada farklı bir isim telaffuz etmeleri neredeyse geleneğe dönüşecek.
Biri Ekmeloğlu diyerek çıkış yaptı.
Bir hafta sonra çatı aday fark etmiş olacak, misillemede bulundu ve o da ona 'Kemal Alemdaroğlu pardon Kılıçdaroğlu' deyiverdi.
Öteki liderse her seferinde yeni bir isimle anıyor adayını.
Bir gün ikisi birden doğru telaffuz etmiş olsaydı, haber bültenlerine özel konu olacaklardı.
Nasip değilmiş.
Seçim birkaç hafta daha geç olsaydı, şu isimlerin sadece bir kısmı değil, tamamı kullanılmış olacaktı...