'Taraf' olmakla 'hedef' olmak arasında!
Türkiye'de demokrasiden, insan haklarından, özgürlüklerden, hukukun üstünlüğünden yana "taraf" olmayan var mıdır?
Geneli itibariyle yoktur sanırım.
Peki değişimden yana olmayanlar var mıdır?
Galiba çoğunluk itibariyle yoktur.
Fakat şu bir gerçek ki...
Türkiye'de değişime direnenler vardır.
Özgürlükleri kısıtlamak isteyenler de...
Var olan iktidarlarını sürdürmek için yasa dışı yollara sapmayı meşrû görenler de...
Demokrasiyi rafa kaldırmak niyetinde olanlar da...
Hukukun üstünlüğünü hiçe sayanlar da...
***
Bunların hepsi varlığını inkâr edemeyeceğimiz gerçeklerimiz bizim. Toplum olarak yaklaşık yüz yıldır bu boyun ağrılarıyla yaşıyoruz biz.
Bu süreçte demokrasi adına taraf olanlar da...
Statüko adına toplumun nefes borusunu tıkamaya çalışanlar da bir gerçeği ıskalıyorlar hep.
Mücadele ettikleri cepheyi "yekpare" görüyorlar. Tek parça gördükleri cephenin içinde yapılan bir hatanın faturasını da "topyekûn" kesiyorlar.
Bütünü görmeden parçaya takılıp kalıyorlar.
Mesela...
Bir Müslüman'ın yaptığı hatalı bir davranış, bütünüyle İslamî kesime mal edilebiliyor.
Bir Kürt'ün ortaya attığı yanlış bir söylem, bütün Kürtlerin gönüllerinden geçirdiği niyet olarak algılanabiliyor.
Bir demokratın dile getirdiği uç bir analiz, devletin bütünlüğünü yerle bir eden tehdit olarak görülebiliyor.
Aynı şekilde bir şahsın bilerek ya da bilmeyerek yaptığı herhangi bir hata da bütün kurumu töhmet altında bırakacak şekilde yansıtılabiliyor.
Ya da tersi oluyor.
Şahsı maneviye arka planda bırakılıyor ve tek bir kişi ön plana çıkarılarak onun üzerinde hedeflenen plan yürürlüğe konulabiliyor.
***
Taraf gazetesinin pazar günü attığı "Jandarmadan gizli muhtıra" manşeti bu açıdan hayli ilginçti.
Haberin konusunu Jandarma Genel Komutanlığı'nın İçişleri Bakanlığı'na yazdığı bir yazı oluşturuyor.
Tabii Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Atilla Işık'ın büyük boy fotoğrafıyla birlikte...
Haberde özetle, Jandarma Genel Komutanlığı'nın hükümetin bir süre önce hazırladığı Ulusal Program taslağında yer alan sivilleşme taahhüdünden rahatsız olduğu, verilen bu sözü art niyetli bulduğu belirtiliyor.
Haberin özünde ise Jandarma Genel komutanlığı adına 26 Eylül 2008 tarihinde İçişleri Bakanlığı'na gönderilen Korgeneral Bıyık imzalı bir gizli belge var.
***
Bu haberi gördüğümde aklıma ilk gelen isim kim oldu biliyor musunuz?
Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu.
Hani Aktütün baskını yaşanırken kendisine Genelkurmay karargâhından herhangi bir haber verilmediği için Antalya'da golf oynamayı sürdüren kuvvet komutanı vardı ya onu hatırladım birden.
Hakkında neler yazılmadı ki? Adı "Golfçu Paşa'ya" bile çıktı Aydoğan Babaoğlu'nun. Bazı medya grupları behamahal istifasını istemişlerdi sürmanşetlerinden.
Haberciliğin riskli tarafları bunlar. Bir yanda okurun haber alma ihtiyacını en doğru şekilde karşılama gayreti, diğer tarafta da şahıs ve kurumları hedef yapmama konusunda gösterilmesi gereken titizlik...
Bir empati denemesi yaptım ve Orgeneral Atilla Işık'ın yerine kendi fotoğrafımı koydum. Canım yanmaya başladı. Sonra jandarma gibi bir kuvvetin elimde olduğunu hesap ederek neler yapabileceğimi düşünmeye başladım.
Bu sefer de bir vatandaş olarak içim sızladı. Başladım bu yazıyı yazmaya.
Taraf gazetesinin doğru, dürüst ve cesur habercilik yaptığı ortada... Aktütün haberinde, unsurları açısından kusursuz bir habercilik yapmışlardı ve büyük bir cesaret örneği göstererek duruşlarını asla bozmamışlardı. Ama maruz kaldıkları ağır baskılardan doğan psikoloji, jandarma haberinde "karşı taraf" noktasına itmişti onları.
Fizik diliyle "Maruz kaldıkları etkinin böyle bir tepkiye neden olması doğaldır." denilebilir. Bu sebeple Jandarma Teşkilatı'nın İçişleri Bakanlığı'na gönderdiği metinde kullanılan dili "Gizli Muhtıra" şeklinde yorumlamış olabilecekleri söylenebilir.
Yine de durup düşünmek gerekiyor.
Haberi nasıl verirsek çatışmaya değil de problemi birlikte çözmeye vesile olabilir?
Taraf'ın yaptığı haberlerin sağlamlığı ortada...
Bir takım yanlışlıkların zincirleme yaşandığı da ortada...
"Kurumun başındaysan düzelt!" cümlesinde özetlenen acımasız muhalefet bakışıyla işlerin düzelmediği de ortada...
Doğru habercilik yapanların yaftalandığı da ortada...
Her şey belki de ilk defa bu kadar orta yere dökülmüş durumda.
Ve o yüzden "hedef olmadan" ve birilerini "hedefe koymadan" doğrulara "taraf" olmanın 'Nasıl?'ını açıkça konuşabiliriz.
MEHMET YILMAZ - ZAMAN
-
by bilen 17 yıl önce Şikayet Ettabular. taraf tabuları yıkıyor ama bu tabuların yıkılabildiği ortama nasıl gelindiğini unutuyor.zira yazarları bu ülkede yıllardır köşe yazarlığı yapıyorlar ne onlar ülkeye yeni geldi nede bu olayların keşfi yeni...bence dik durup dikleşmeyerek doğruları yazmakta fayda var .emin olun halk olanların farkında.Beğen
-
ALİ CAN 17 yıl önce Şikayet EtZOR ZAMANDA DOĞRU TARAFTA OLMAK. Taraf gazetesi bu ülkede yapılması gerektiği halde yapılmayanı yapıyor. Gerçekleri sansürsüz bir şekilde öğrenmek isteyen bir vatandaş olarak Taraf'a teşekkür, takdir ve tebriklerimi bildiririm. Hiçkimse bunun önüne geçmeye çalışmasın, yorum ve değerlendirme hakkı vatandaşa, okura bırakılsın.Türkiye'de asker siyasete, vatandaşın iradesine ipotek koymaya çalışıyor. Bunu önlemek için özgür basınla birlikte cesur siyasi, sivil bir duruşa ihtiyaç vardır.Beğen
-
Soğuk Rüzgar 17 yıl önce Şikayet EtHerşeye rağmen!. Sizin yazılarınıza, size ve TSKnın tüm baskılarına rağmen kesinlikle tarafımız "Taraf" tır. Aklın yolu birdir. Ancak gözü kapalı olanlar gerçekleri göremez. Ve hiçbir gerçek bir kurumu zayıflatacak diye saklanamaz ya da değiştirilemez!Beğen
-
yaşar Gürakan 17 yıl önce Şikayet EtTaraf Olmak. Bu ülkede PKK dan yana TARAF ABD den yana TARAF Barzaniden Yana TARAF olanlarıda görmediğiniz sürece harap olursunuz harap.Beğen
-
ahmet ünal 17 yıl önce Şikayet Eta. doğrulara sahip çıktığınız ölçüde aydın olabilirsiniz.sizi tebrik ediyorum.belki bir gün aydıncıklar!başbakanlar ve hükümetlerde doğrulara sahip çıkıp yanlışların üzerine giderBeğen