Fenerbahçe'yi kimse silip atamaz!
Geçenlerde "Rıdvan Dilmen nerede? İşte burada!" başlığı altında bir yazı kaleme aldım. Etkili olmuş ki yazının okunma ve yorum oranları oldukça yüksek. Yapılan yorumları yorumlamak elbette haddim değil, yazanların ve görüşlerini bildirenlerin ellerine, yüreklerine sağlık.
Bilenler bilir. Ben Galatasaray taraftarıyım. Rıdvan Dilmen’le ilgili yazdıklarım samimi bir futbolseverin itiraflarıdır sadece.
Rıdvan Hoca’yı herkes sever. Beşiktaşlı, Galatasaraylı, Fenerbahçeli fark etmez. Ama bilinçli sever. Fenerbahçeli Rıdvan Dilmen’i sevdiklerini bilirler. Aslında biz futbol taraftarları her ne kadar karşılıklı tartışsak ve dalaşsak da birbirimizi çok severiz. Birbirimizi asla inkar etmeyiz.
Rıdvan Dilmen’le ilgili yazıyı geçenlerde Genel Yayın Yönetmenim sevgili Yaşar İliksiz’e gönderdim. Erken gönderdim çünkü Ramazan’dan onbeş gün öncesi, perşembe sabahı ailece tatile çıkacaktık. Yol durumu belli olmaz. İnterneti olan yer var, olmayan yer var… Sağ salim tatil yapacağımız Bodrum’un Yalıkavak Beldesine vardık. İlk defa geldiğimiz yerlerden ailece endişeleniriz. Mekana alışınca tatilin zevkine ulaşır ve kolay kolay hafızamızdan silemeyiz. Bizim için önemli olan çocuklarımızın eğlenmesidir…
Tatilin ikinci günü akşamı Yalıkavak ritüellerinden biri olan Bitez Dondurmacısında aldık soluğu, sıraya girdik. Dondurma almak öyle sandığınız kadar kolay değil! Gruplar halinde alıyorsunuz dondurmayı her guruba bakan müşteri temsilcileri var, onlar sizi karşılıyor ve siparişlerinizi alıyorlar. Mandalina, Tahin, Balbadem, Karadut, Üzüm ve Damlasakızlı favori dondurma çeşitlerimiz olmuştu bile. Kuyrukta beklerken sevgili eşim Zeyneb’in uyarısıyla Rıdvan Dilmen ve antu.com’dan hatırlayacağınız Hakan Karadayı ile karşılaştık. Ayaküstü yazıdan bahsettim Rıdvan Dilmen’e okuyacağını söyledi ve ayrıldık.
Bir gün sonra sevgili Rıdvan Dilmen’le çocuklarımızın bizi zorla götürdüğü fakat bizim için Yalıkavak ritüellerinin bir diğeri olan çocuk eğlence parkında birlikteydik. Yaklaşık bir saat muhabbet ettik. Herkes Rıdvan Dilmen’i ararken o düşüncelerini benimle paylaşmıştı…
Yalıkavak’ta bana anlattıklarını Estonya maçından sonra harfi harfine Güntekin Onay’a söyledi NTV ekranlarında!
Ama…
Üzgündü Rıdvan Dilmen…
Sağlığı bozulmuştu bundan birkaç ay önce, kendini yeni yeni toparladığını söylüyordu…
Gazetecilerin objektif olmaları gerekliliğinden bahsetti…
Medyanın sorgusuz sualsiz, yalan yanlış yazmasından dolayı üzgündü…
Yargısız infazlardan dolayı üzgündü…
Henüz yargıdaki bir konu hakkında ne söyleyebilirdi ki Rıdvan Dilmen…
Hukukçuların bile çeliştiği bir olay hakkında nasıl yorum yapabilirdi ki!
Söyleyeceği her söz farklı yönlere çekilebilir ve çok sevdiği Fenerbahçe’ye zarar verebilirdi…
Söylediği bir şey çok önemliydi!
“Hepimizin çoluğu çocuğu var. Sorumluluklarımız var. İnsanlar yazdıklarından ve televizyonlarda gösterdiklerinden sorumludur…” diyordu.
105 yıllık Fenerbahçe’yi kimse silip atamaz diyordu…
Mesajı netti…
Hukuk herkese lazım…
Biraz insaf!
Münir Üstün - Haber 7
munirustun@gmail.com