Münir Üstün
Münir Üstün
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Tarık Tufan’la Beşiktaş’ı sevmek…

GİRİŞ 30.09.2011 GÜNCELLEME 30.09.2011 YAZARLAR

Tarık Tufan.

Tanıdığım en nefis “beşiktAŞK”lı.

Hayal Meyal, Kraliçenin Pireleri, Kekeme Çocuklar Korosu, Ve Sen Kuş Olur Gidersin ve Bir Adam Girdi Şehre Koşarak isimli harika kitapların yazarı.

Çok ödüllü “Uzak İhtimal” filminin senaristlerinden.

Anna’yı bizlerle tanıştıran adam…

Anna’ya “Biz her şeye, esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan, hep esirgeyen ve hep bağışlayan Rabbin adıyla başlayan adamlarız ”  diyen adam.

Tarık Tufan,  benim için: İnsanın zor gününde yanında duran, ihtiyacın olduğunda yanı başında bir dost… Adam gibi adam…  

Dostumla futbol konuştum…

Hepsi bu…

Senin için en unutulmaz Beşiktaşlı Futbolcu kimdi?

En zor soruyla başladık. Benim izlediğim futbolcular arasından bir cevap vermek gerekirse; Metin Tekin. Bizim çocukluğumuzun 11 numaralı “Sarı Fırtına”sıdır. Metin’in önüne top atmak bütün herkesin harekete geçmesi anlamına gelirdi. Benim için çok özel yeri vardır. Benim Beşiktaş hayallerimin başlamasına sebep olan adamlardan biri de Necdet Ergün’dür.

Şimdi kendimi suçlu hissettim. Mehmet Ekşi ne olacak mesela? Çıplak gözle izleyemediğim futbolcuları saymadım bile. Yusuf Tunaoğlu’nu ve Vedat Okyar’ı izlemeyi çok isterdim.

> Bir Edebiyatçı ve Sinemacı olarak Futbol senin için ne ifade ediyor?

> Futbol’un içinden geçen her şey insan ahlakına dair güçlü izler, duygular, bilgiler taşır. Ben futbola böyle bakıyorum. Sahada ve saha çevresinde olup biten her şey hayatın sahici yüzlerini görmeme anlamama sebep oluyor. Futbolu hayatımın önemli anlarından biri olarak yaşıyorum. Futbolcuların her bir hareketine, jestlerine, mimiklerine dikkat ediyorum. Bazı futbolcular özeldir mesela. Bir filmin, bir romanın karakterinden farksızdır gözümde. İnadı, hırsı, inancı, direnişi, hüznü, zaferi, mağlubiyeti hep futboldan öğrendim. Üniversitede öğrendiklerimden daha fazlasını Şeref Bey Stadı’nın tribünlerinde öğrendim. Beşiktaş’ı sevmekle, Beşiktaş’ı takip etmekle hayatı daha iyi anlıyorum. Ortadaki mücadele iyilik ve kötülük arasında gezinen insan duygularına güçlü bir ayna tutuyor. Yalan var mesela. Kazanmak için her şeyini ortaya koyan, yenilgiyi hazmedemeyen adamların tepkileri mesela. Leeds United maçında rakibinin boğazına yapışan Nouma’yı unutamıyorum. İlhan Mansız’ın Gençlerbirliği maçındaki yüz ifadesini. Tribündeki adamların sesleriyle yumrukları arasında sıkışan duyguları okuyabilirseniz hayat hakkında güçlü bir fikriniz olur. Merhametli bir futbolcunun çaresiz rakibine elini nasıl uzattığını futbolda görmek bir başkadır.

> Penaltı atılırken kaleci gerçekten çaresiz midir?

> Bence kaleciden ziyade penaltıyı atan adam çaresizdir. Kalecinin üzerine düşen bir köşeyi seçip oraya uzanmaktır. Ama kalecinin ne yana uzanacağı endişesi daha büyük bir çaresizliktir. Bir büyük final maçında kazanılan penaltıyı yiyen kaleciye kimse laf etmez ama kaçıran adam artık unutulmazlar arasındaki yerini almıştır.

> Şike Türk Futbolunun gerçeği mi? Bundan sonra ne olur?

> Bu kadar büyük paraların döndüğü bir oyun olunca artık kimse işi şansa bırakmak istemiyor. Endüstri kirletmiştir her yanı. Futbol da bundan payını aldı. Bizim için büyük travma doğrusunu istersen. Kaybetmeyi bilmeyen yönetici ve taraftar, ekonomik kazanımları önceleyen anlayışlar şikeyi şu ya da bu şekilde yapmadan rahat etmeyecekler. Bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak elbette. Galiba bizim gibi adamların devri geçiyor. Sahaya bakarken içim acıyor.

> Playoff sistemi hakkında ne düşünüyorsun?

> Son derece gereksiz bir sistem bana kalırsa. Bizim ligimize ve mücadeleye ne getireceği belli değil. Bir de tabii üst düzey ligler bizim için önemli ölçüt. Ne gördüler neden ihtiyaç hissettiler? Kamuoyuna hiç açıklanmadı. Ben böyle alengirli işleri sevmem. Birinci olan şampiyon olsun bu kadar!

Münir Üstün-haber7
munirustun@gmail.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL