Murat Alan
Murat Alan
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Ceddi neyse torunu da o! Yalan, iftira, ihanet…

GİRİŞ 28.05.2022 GÜNCELLEME 28.05.2022 YAZARLAR

Dün 27 Mayıs alçak darbesinin yıldönümüydü..

Gazetelerde darbeye ilişkin birçok haber vardı..

Genel yayın yönetmenlerinin önemli bölümü (nasıl bir gelenekse) ya firar eden ya da anayasal düzeni yıkmaktan yargılanan Cumhuriyet dışında, darbeyi öven bir medya kuruluşu da yoktu.

Ya da en azından baktığım gazeteler arasında göremedim!..

Ama ibretlik bir haber vardı Akşam Gazetesinin sürmanşetinde..

Tam da bugün çevrilen dolaplara işaret ediyor.  

Önceki gün “Erdoğan kaçacak paralar yurtdışına aktarılıyor”, “300 kişilik kaçış listesi bile hazır” şeklindeki iğrenç yalanı dillendiren CHP Genel Başkanının yaptığı gibi..

27 Mayıs darbecilerinin de Başbakan Adnan Menderes’e yönelik benzeri yalanları dillendirdiğini ortaya koyuyor.

Haber de yer alan 27 Mayıs 1960 tarihli bildiride, “Ankara’da bütün hükümet erkânı ve Demokrat Parti başkanları yabancı memlekete kaçarken yakalanmışlardır. Beraberlerinde 12 uçak dolusu altın mücevherat ve parayı kaçırmakta iken yakalandılar. Sabık Başbakan Adnan Menderes ve sabık Reisicumhur Celâl Bayar, askeri kumandanlık tarafından tevkif edilmiştir. Eskişehir’de matbaası olan herkes bu havadisi basıp yayınlamalıdır. Dikkat... Dikkat... Dikkat... Eskişehir Örfi İdare Komutanı Tuğgeneral Bedii Kireçtepe” ifadeleri yer alıyor. 

Görüyorsunuz değil mi?

Şablon aynı, dil aynı, yalan aynı..

“Ceddi neyse, torunu da o” dedirtiyor...

CHP hiç değişmiyor. 

Şimdi birileri çıkıp, “bunun CHP ile ne ilişkisi var”, hatta “tesadüf” diyenler bile çıkabilir..

“Bildiri” dedikleri kahpe yalana geri dönelim o vakit..

Haberde yer almayan detayları da ben anlatayım..

Sene 1960..

CHP Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen o dönem yerel bir gazete çıkarıyor. 

Ya da kendi söylemiyle Sakarya Gazetesinde “yazı işleri müdürlüğü” yapıyor..

Yayın çizgisi bugünün Sözcü’sü ya da daha da batığı Cumhuriyet ayarında..

Yoğun şekilde CHP, İsmet İnönü propagandası yapılıyor..

Gazete yalan ve iftira iddiasıyla 1 ay kapatılıyor..

Sansür (!) yani..

Üç günde bir tekzip yayınlayan Cumhuriyet, tekzibin yanına “medyaya sansür” açıklaması yapıştırmıyor mu?

Aynısı işte..

Geri dönelim darbecilerin CHP ile ilişkisine..

Cuntacıların iftirasını kim basıyor Eskişehir’de biliyor musunuz?

Gazetesi kapatılan CHP’li Büyükerşen basıyor..

Olayı da şöyle anlatıyor: “27 Mayıs sabahı bir askeri cipin bizim evin önünde durduğunu gördüm. Bir astsubay indi içinden, babama doğru ‘Yılmaz Büyükerşen’in evi burası mı?’ diye sordu. Babamla birlikte, ben de doğruldum ve pencereyi açarak ‘Evet burası’ dedim. Astsubay ‘Sizi Merkez komutanlığından istiyorlar. Hemen hazırlanın sizi götüreceğiz’ dedi. Cip, Merkez komutanlığı bahçesine girerken, yakinen tanıdığımız ve Güzeliş Kitapevi’ndeki kulisin müdavimlerinden merkez komutanı havacı albay Muammer Atayurt beni sevinçle kucakladıktan sonra ‘Cipe tekrar bin ve matbaa mürettipleri ile makinistleri, git evlerinden derhal al getir ve matbaanızın mühürlerini kopararak içeri girin. Ben size acele basacağınız bir şey getireceğim, o şeyin dağıtımını da sizin Türk Devrim Ocağı üyeleri yapacak. Onu da hemen örgütle’ dedi. Az sonra Merkez Komutanı Muammer Atayurt da elinde bir yazıyla geldi ve ‘Bu el ilanından yüzlercesini acele basın, çünkü şehirde her yere dağıtılacak. Komutanın emri’ dedi.”

Büyükerşen’in bastığı bildirinin görevli bir astsubay nezaretinde dağıtıldığı belirtiliyor.

Ama hakkını yemeyelim başkaları da basmış aynı bildiriyi..

Tek işbirlikçi Büyükerşen değil..

Darbecilerle sarılmaları, kucaklaşmaları, müdavimi oldukları kulisler falan sıradan hadiseler tabii! Büyükerşen’in rolü bitmiyor burada..

Daha sonra da darbe bildirisinde imzası bulunan generalle bir araya gelip, iftira bildirisinin nasıl ve kimler tarafından organize edildiğini saklamak üzere yemin ettiklerini ifade ediyor. 

Büyükerşen kendi yazdığı “Zamanı Durduran Saat” kitabında bu durumu şöyle anlatıyor: “Garnizonda Tuğgeneral Kireçtepe bizlere ‘Genç arkadaşlar, sabık ve sakıt iktidar mensuplarından kazasız belasız kurtulduk. Halkın bu 27 Mayıs harekatına karşı çıkması ve kan dökülmesi ihtimali vardı. Ben psikolojik savaş olarak, basıp dağıttığınız tebliği kaleme aldım. Size dağıttırdım bu bildiriyi, en az beş yıl aramızdaki ‘Bir sır’ olarak saklamanız için sizden yemin etmenizi istiyorum’ dedi. Makam odasındaki bayrağın ucunu tutarak yemin ettik ve beş yıl boyunca kimseye tek bir söz bile söylemedik.”

Gazeteci değil mi bu şahıs?

Niyeyse bir başka gazeteci Mustafa Balbay geldi aklıma. O da CHP’de vekil olmamış mıydı? 

Darbecilerle iş tutan gazetecilerin siyasi adresi de CHP oluyor ne hikmetse..

Balbay darbecilerle işbirliği yapmadı, sadece günlükleri vardı o da yalandı tabii!

Ha bir isim daha var..

Rahmetli Menderes’e yönelik o alçak iftirayı kaleme alan Tuğgeneral Bedii Kireçtepe..

İşte o da 07 Ekim 1963 tarihinde emekli olduktan sonra bir basın toplantısı yaparak, CHP’ye geçtiğini açıklıyor..

Darbeciler, yalancılar ve iftiracılar nasıl da adres birliği yapmış.

Başkan Erdoğan’a yönelik “kaçacak”, “para kaçırıyorlar” iftirasını da böyle okuyun..

Selâmetle.. 

YENİ AKİT

YORUMLAR 2
  • Vurucu 3 yıl önce Şikayet Et
    Ölümüne Reisleyiz her daim, bu kefere sürüsünü gömene dek, La galibe illallah el hükmü lillah...
    Cevapla
  • Semendire 3 yıl önce Şikayet Et
    Çok güzel bir konuya değinmişsiniz teşekürler.
    Cevapla