GülSever kimleri sevindirdi?
Dünya basını, PKK, DHKP-C, muhalefet partilerinin yanında sıralandı. Tek hedefleri vardı; öyle sanıldığı gibi bu hedef AK Parti değildi. Bu ittifakın ülkeyi getirmek istedikleri nokta; "Erdoğan’sız bir Türkiye"ydi. Seçim bitti, milli irade sandığa yansıdı, ancak hedef değişmedi. Muhalefet partileri, kırmızı çizgilerini Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden çizdi. ‘Üst aklın’ hedefinde yine Erdoğan var. Öyle gelişmeler karşımıza çıktı ki, cephe giderek genişledi. Eteklerdeki taşlar tek tek dökülmeye başladı. Bazı durumlar vardır, yorum yapmaya bile gerek bırakmaz.
Buyurun 7 Haziran sonrası oluşan tabloya bakın:
İsrail medyası: Erdoğan gitti, artık daha güçlüyüz.
Jerusalem Post: Erdoğan için kötü, İsrail için iyi.
Şimon Peres: Türkiye'de olanlardan memnunum, Erdoğan Türkiye'yi İran yapmak istiyordu ama Ortadoğu'da iki İran'a yer yok.
Economist: Gül mükemmel bir Başbakan adayı olabilir.
New York Times: Seçmenler, Amerikan stili başkanlık sistemi getirmek isteyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı azarladı. Erdoğan'ın, Başbakanlıktan, Cumhurbaşkanlığına geçerek artırdığı gücü bu seçimlerle karaya oturdu.
Wall Street Journal: Türkiye’deki seçim devleti dönüştürebilir. Erdoğan’ın başkanlık hedefi, Türk ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu artan meydan okumaları ve komşu Suriye ve Irak’tan kaynaklanan ulusal güvenlik riskleri bir arada değerlendirildiğinde seçimin sonucu, Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıldaki siyasi geleceğini çizecek gibi.
BBC: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yetkilerini artırma planı, seçim sonuçlarıyla altüst edildi.
Guardian: Erdoğan, Türkiye'deki seçimlerde küçük düşürüldü.
Independent: Seçim sonuçları Cumhurbaşkanı olmadan önce AK Parti liderliğini üstlenen Recep Tayyip Erdoğan'a büyük bir darbe indirdi.
Times: Seçim sürecinde anayasayı tekrar düzenlemeyi planlayan bir çerçeve oluşturan Erdoğan için sonuçlar çok alçaltıcı bir mağlubiyet oldu.
Telegraph: Türkiye'nin iktidar partisi son 10 yıl içerisinde en kötü sonucu elde etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın daha fazla güç hayalleri paramparça oldu.
Le Monde: Erdoğan'ın sultan olma rüyası bitti.
El Pais: AKP’nin seçim sonuçları, kendi kontrolü altında başkanlık sistemine geçmek isteyen tartışmalı ‘Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın’ geleceğini ilgilendiriyor.
El Mundo: Erdoğan'ın otokratik arzuları konusunda karar verecek olan HDP yüzde 10'luk barajı aştı… Türkiye’de son yıllarda iktidar ve Cumhubaşkanlığı'ndan kutuplaştırıcı söylemler yapıldı.
Corriera Della Sera: 53,7 milyonun seçimi, 'sultan' Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'yi, çoğuna göre otoriter olacak bir başkanlık sistemine dönüştürme hayalini sekteye uğrattı.
Ve gelelim Abdullah Gül'e
11. Cumhurbaşkanı Gül'ün başdanışmanı Ahmet Sever’in ‘Abdullah Gül ile 12 Yıl’ kitabında yazılanlar, Sever’in kendi ifadeleriyle Gül tarafından onaylanmış bilgiler... Bakın neler diyor Gül:
- Çift başlılık olmaz. Ben gelir başbakanlığı yaparım. Karıştırmam. Ben nasıl cumhurbaşkanlığı yaptıysam, sen de öyle cumhurbaşkanlığı yaparsın. Yetkilerinin içinde kalarak... Sen nasıl bir başbakanlık yaptıysan ben de öyle yaparım…
- Gezi'de ilk çadırlar yakıldığında çok kaygılandı. Tepkisi şuydu: “Bu yangını küçükken söndürmek lazım.” Gül, bir çevre duyarlılığı, tepki olarak gördü. Başbakan ise kendisini devirmeye yönelik eylem olarak... Herkes yürüyüşe geçtiği anda vali, Taksim’e girişi yasakladı, bariyer kurdurdu. Gül, ateşle barut bir araya gelecek diye endişelendi. Göstericiler bariyerleri aşıp meydana girmeye çalışacaktı. Kan dökülecekti. Valiyi aradı, “Kaldırın, çok kötü şeyler olacak” dedi. Vali “Aynı görüşteyim ama Sayın Başbakan’ı ikna edemiyoruz. Bir tek siz ikna edebilirsiniz, lütfen devreye girin” diye konuştu. Başbakan’ı aradı. Zor olmakla beraber ikna etti. Bariyerler kalktı o gün.