Mürsel Gündoğdu
Mürsel Gündoğdu
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

İnsanlık, bir avuç savaş mafyasına teslim olmuş vaziyette…

GİRİŞ 26.03.2026 GÜNCELLEME 26.03.2026 YAZARLAR

“Barışta çok ter döken, savaşta az kan döker” diye hikmetli bir söz var. 

Gelin görün ki istisnasız her devirde birileri ortaya çıkıp dünyanın barış umutlarını çalıyor ve dünyaya barışı bir türlü reva görmüyor.

Bu, eskiden böyleydi, şimdilerde de böyle. Herhalde yarın da öyle olacak.

Dünya bozkırları, barış adından huzursuzluk duyan ve barış ihtimalinden uykuları kaçan bir avuç ihtiraslı muhteris yüzünden öteden beri ne barışın tebessümünü gönlünce kuşanabiliyor ne de biteviye barış efsunlayan kır çiçeklerinin kokusunu doyasıya teneffüs edebiliyor.   

Batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine bütün dünya halklarının bir avuçluk kan, gözyaşı ve kaos mafyasına teslim olması ne kadar acı!

Oysa muharebeler eskisi gibi insanlardan uzak meydanlarda yapılmıyor. Bugün savaşlar evlerimizin tam orta yerinde yani en yakınımızda üstelik gözlerimizin önünde gerçekleşiyor. Uzandığımız yerden filim seyreder gibi büyük bir soğukkanlılıkla izliyoruz komşu coğrafyalardaki yıkım ve vahşet sahnelerini.

Biz çaylarımızı yudumlarken oluyor her şey…

Bombalar evlerimizin içinde patlıyor, bebek, çocuk ve masum insanlar evlerimizde gözlerimizin içine baka baka ölüyorlar. Vurulan bebeklerin çığlıkları kulaklarımızı deliyor, akan çocukların kanları eşyalarımıza sıçrıyor. Olup bitmekte olan her şey bize ne uzak ne de yabancı. Bunca yakınlık ve çıplak bilinç bombardımanına rağmen yine de silkinip kendimize gelemiyoruz. Bütün bir insanlık ailesi olarak bunca çıplak gerçekliğe rağmen yine de dünyanın huzurunu çalmaya yeminli bir avuç vampir kılıklı mafya bozuntusuna teslim olmayı sürdürüyoruz.

Barış değirmenine su taşıyanları çoğaltmamız lazım.

Savaş baronları ortaya çıkınca herkes meydandan çekiliyor. Ülkeler kendi içine kapanmayı yeğliyor. Bütün devletler kendi başlarının çaresine bakmaya, yanacak ateşin kendi üstlerine sıçramamasına odaklanıyor. İnsanlar ise sadık birer seyirci…

Oysa böyle durumlarda savaşın önünü açmaya değil barışın değirmenine su taşımaya odaklanmalı insanlık. Savaş tamtamcılarının yüreklerine korku salacak yiğit sesler yükselmeli meydanlardan ve güçlü eylemler yapılmalı barış yanlılarını cesaretlendirecek. Çılgın işlere imza atılmalı ardı ardına…

Rachel Corrie ve Aaron Bushnell, gönüllerimizde yaşamaya devam ediyor.

Tarih, 16 Mart 2003. Yer, Gazze'nin Refah kenti. Soykırımcı İsrail neferleri Filistinlilerin evlerini yıkarak işgallerini sürdürüyor. Tam o sıralarda cesur yürekli bir ABD'li aktivist çıkıyor karşılarına. Buldozerlerin önüne dikiliyor kahramanca ve bu işgali engellemeye çalışıyor. Adı Rachel Corrie.  İsrail buldozeri altında kalarak hayatını kaybetse de bir barış abidesi olarak hala gönüllerimizde yaşamaya devam ediyor. Tıpkı Filistinli korkusuz yiğitler ve şehit kahramanlar gibi…

Orada ölen Rachel Corrie değildi aslında.

Bu işgale sessiz kalan bütün insanlıktı ölen ve soykırımın karşısına kahramanca dikilemeyen bütün vicdanlardı buldozerin altında can veren...

Takvimler 25 Şubat 2024 tarihini gösterirken buna benzer çarpıcı bir barış eylemi bu kez ABD’den gelmişti. Bu barış kahramanının adı, Aaron Bushnell’di. ABD Hava Kuvvetleri'nde görevli 25 yaşında yiğit bir asker. İsrail’in ABD desteğiyle yürütmekte olduğu orantısız, insafsız ve insanlık dışı savaş canına tak edince Aaron Bushnell Washington D.C.'deki İsrail Büyükelçiliği önüne gelmişti. Gücü yettiği kadar haykırmıştı korkusuzca; "Artık bu soykırıma iştirak etmeyeceğim, Filistin'e özgürlük…" Ardından kendini ibreti alem için ateşe vermişti.

Burada yanan Aaron Bushnell değildi aslında.

Bu ateşte yanan, herkesin gözü önünde soykırıma tabi tutulan bir halkın çığlıklarını duymayan, acılarını hissetmeyen ve bunun için kılını bile kıpırdatmayan herkesti, bütün insanlıktı ve imkânı olduğu halde imanını kaybetme pahasına vicdan ipliğini pazara çıkaran müflis tüccarların ta kendileriydi…

Barış konusunda piyasalar bile bazı insanlardan daha duyarlı.

Barışın adını duyar duymaz hemen normale dönmeye başlıyor dünya piyasaları. Ne var ki bunu insanlıktan nasibini almamış vampir kılıklılar bir türlü anlamıyor ya da anlamak istemiyorlar.

İsrailli ve Filistinli annelerin barış için yalın ayak yan yana yürümeleri çok anlamlı bir eylem.

Devlet Bahçeli’nin “dünyanın İran’da değil İsrail’de rejim değişikliğine daha çok ihtiyacı var” sözü tarihe düşülmüş bir nottur. Bu noktada İsrailli annelere büyük sorumluluk düşüyor. Bunlardan bazıları bu yükün altına girerek dünyada şiddetin sona ermesi ve çocukların daha iyi korunması çağrısıyla İtalya'nın başkenti Roma’da Filistinli annelerle yalın ayak yan yana yürümüşler. Bu ve benzeri eylemlerin devam etmesi çok değerli.

ABD’nin sınırsız desteğini arkasına alan İsrail, kendi güvenliğini bahane ederek bütün dünyayı ateşe verme pahasına işgallerini genişletmeye ve ipe sapa gelmez hezeyanlarını hayata geçirmeye devam ediyor.

Buna karşı duramazsak bir taratan esaretimiz tescillenirken öte yandan üşümeye devam edeceğiz. Bu vesileyle "Üşüyorum" şiiriyle hafızalarımıza kazınan, ilkeli ve mert tavırlarıyla yüreklerimizde destanlaşan Alperenimiz Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nu vefatının 17. yılında rahmetle anıyorum.

Başından beri diplomasi ve masayı işaret edip bütün mesaisini bu doğrultuda harcayan Türkiye başta olmak üzere İspanya gibi bu barış değirmenine su taşıyan ülkeleri tarih asla unutmayacak ve her fırsatta onurlandıracaktır. Barışın içine savaşı gizleyen ve her barış fırsatını savaşa tahvil etmeyi başaran İsrail ve ABD, bir kez daha tarihe kara bir leke olarak kodlanırken, zulme boyun eğmeyen ve zalime karşı koyan halklar ise kahraman olarak adlanacaktır.

Mürsel Gündoğdu / Haber7

murselgundogdu@gmail.com

YORUMLAR 3
  • samsun 13 saat önce Şikayet Et
    tebrikler...kardeşim. Çok yerinde bir yazı...
    Cevapla
  • Ayarcı 14 saat önce Şikayet Et
    Harika bir yazı... barış ve savaş kolay değil,EMEK İSTER...
    Cevapla
  • AĞACAN 14 saat önce Şikayet Et
    Eyvallah sayın hocam, emeğinize sağılık.
    Cevapla