Mürsel Gündoğdu
Mürsel Gündoğdu
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

İsrail ve ABD yalnızlık dolambacında

GİRİŞ 16.04.2026 GÜNCELLEME 16.04.2026 YAZARLAR

Ortadoğu’yu korkunç bir ateş sarmalına dönüştüren ve üstelik bu zulümlerinin faturasını bütün dünyaya ödetmeye kalkışan Siyonist İsrail ile sadık hamisi ABD, uluslararası toplum nezdinde gün geçtikçe yalnızlaşıyor.

Kendilerini aklın saf ışığından mahrum bırakan karanlık zihniyetlerin yalnızlıktan başka savrulacakları bir liman yoktur zira.

Bu durum ABD ve İsrail için sonun başlangıcı olur mu?

Dünyanın neresinde olursa olsun akıl ve vicdan sahipleri için yaşanan bu talihsiz günlerin en büyük temennisi böyle olsa gerek.

Akıl nimetini hezeyanların seline verip bilinci henüz kökleşmemiş sıradan ergenlerin bile kolaylıkla seçebileceği iyi ile kötü davranışı birbirinden ayırt edemeyen  müptezel kılıklı Netanyahu ile devekuşu misali başıyla birlikte aklını da kuma gömüp kendisini insanlığın yegane kurtarıcısı olarak addeden tilkimeşrep Trump’ın saçma sapan davranışlarını her gün ekranlardan izleyen normal insanlar, böylesine karanlık mecrada seyreden bu talihsiz dönemin acilen sona ermesi gerektiğini hemen anlar ve bunun bir an önce gerçekleşmesi için iyi dilek ve temennilerde bulunur herhalde.

İsrail’in uzun zamandan beri Filistin ve çevresinde işlemekte olduğu soykırım fiilini uluslararası toplum bugün daha net görüp anlamaya başladı.

Dünyanın en kriminal, sinsi, uyanık, algıcı ve gözü dönmüş olmanın yanında korsan ülkesidir de İsrail. Uzun yıllar yaptığı katliamları, işgalleri ve bebek ölümlerini pek çok dünya toplumuna “kendini savunma” algısıyla yutturmayı başaracak kadar da kurnazdır üstelik. Ne var ki bu günlerde iyiden iyiye yalnızlık dolambacına yakalanmış durumda. Üstelik çırpındıkça bu girdaba daha sıkı dolanıyor, kurtulmaya çalıştıkça batıyor. 

İsrail’in bebek ve çocukları hunharca öldürmesi, bir halkı topyekûn açlığa, çaresizliğe ve ölüme mahkûm etmesi hangi türden algıya maruz kalırsa kalsınlar dünya toplumlarının gözünden kaçmıyor artık.

Bu asrın katliam şebekesi olan İsrailli yöneticilerin hastane, ibadethane, okul, basın hizmet binası, yardım kuruluşları ve BM ofisleri başta olmak üzere hiçbir ayrım gözetmeden Gazze’deki her noktayı hedef göstermeleri Batı toplumlarında azımsanmayacak bir sarsıntı meydana getirdi. Surda açılmış bir gedik kadar önemli bir gelişmeydi bu durum aslında. Henüz çok yetersiz olsa da İsrail’in algı oyunlarını bozma ve soykırımcı zihniyete yönelik tepkilerin dozunu artırma noktasında yepyeni bir milattı bu zira.

Algı stratejisi çökmeye başlayan Katil İsrail, bu kez de uluslararası toplumu tehdit etmek suretiyle zulümlerini sürdürmeye çalışıyor.

Yakın ve uzak tehdit olarak gördüğü her ülkeye ABD yedeğinde saldırmayı kafasına koyan Siyonist İsrail, kendisine insan hak ve hukukunu hatırlatan ve bu hususta kendisini uyaran bütün ülkelerle ağız dalaşına giriyor ve onları tehdit ediyor. Bu durumdan sözüm ona en çok nasiplenenlerin başında Türkiye Cumhuriyeti geliyor. İsrail’in bu pervasızlığını ve küstahlığını bulunduğu her ulusal ve uluslararası ortamda korkusuzca haykıran ve delilleriyle dünya kamuoyunun vicdanına sunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu katil sürülerinin korkulu rüyası olmaya devam ediyor.

İspanya, Güney Kore ve Fransa, yakın zamanda İsrail’in tehdidine maruz kalan ülkelerden sadece birkaçı.

Katil Netanyahu, geçtiğimiz hafta İspanya’yı Tel Aviv siyasetinin karşısında yer tutmakla suçlamış ve onları Gazze anlaşmasını denetleme görevinden çıkarmakla tehdit etmişti. Aynı şekilde Fransa'yı da kendisine düşmanca tutum sergilemekle suçlayan İsrail, bu ülkeyi silah tedarikini sonlandırmakla tehdit etti. Güney Kore de bu furyadan nasibini alan ülkelerden. Nitekim Güney Kore Devlet Başkanı İsrail’in Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerini gösteren bir videoyu eleştirerek paylaşınca İsrail bu ülkeyi tehdit etmekten geri durmadı.

Bütün bu olup bitenler uluslararası toplum nezdinde Soykırımcı İsrail’in giderek daha da yalnızlaşmasına neden oluyor.

Nitekim İtalya Başbakanı Meloni önceki gün İsrail’in vicdanları yaralayan hukuk dışı tavırlarından hareketle İsrail’le savunma anlaşmasını yenilememe kararı aldı. Elbette Meloni’nin bu kararında BM Lübnan Geçici Barış Gücü bünyesindeki İtalyan askeri araç konvoyuna İsrail ordusunca ateş açılmasının oluşturduğu gerilimin de etkisi oldu.

ABD için de durum İsrail’den pek farklı değil.

Soykırımcı İsrail'i koruma refleksiyle bütün Ortadoğu’yu yangının içine atmaktan çekinmeyen ABD de kader birliği yaptığı İsrail gibi kendisini yalnızlık dolambacının çelik çarklarından kurtaramayacak gibi görünüyor.

Dünya siyaseti meselesinde ilkesiz ve plansız hareket etmenin yanında İran’da gözünü kırpmadan bir ilkokulu hedef alması, çatışmalarda masum ve sivil hassasiyetine riayet etmemesi, dünya tarihiyle alakalı derslerine iyi çalışmaması, her meselede kabadayı edasıyla hareket etmesi, bir türlü sona ermeyen zikzakları, dünyayı ticari bir işletme gibi görmesi, yalan ve algı siyaseti, bariz bir akıl tutulması yaşamasına rağmen bütün dünyanın aklıyla alay etmeye yeltenmesi, üstenci ve kendini beğenmiş tavırları nedeniyle ABD hem insanlığın vicdanından hem de dünya toplumlarından hızla ayrışarak yalnızlaşıyor.

Neticede Soykırımcı İsrail, başta Filistin’deki katliamları olmak üzere Suriye’de ve Lübnan’daki hukuk dışı işgalleri, İran’a saldırması ve kendisine vaat ve tehdit olarak gördüğü her yeri hiçbir kural tanımaksızın istila etme potansiyelini bünyesinde barındırmasıyla hem insanlığın vicdanında hem de diplomatik alanda telafisi mümkün olmayan bir yalnızlığa sürükleniyor.

Dünya devletleri birbiri ardınca İsrail’e hemen her alanda sınır çizmeye başladılar bile.

AB ülkeleri İsrail’in kuyruğuna takılıp kendilerini zor duruma düşüren ABD’ye karşı da içten içe bazı hazırlıklar yapıyorlar. Hiçbir AB ülkesi denge yoksunu, önüne gelene kabadayılık taslayan ve uluslararası hukuku guguka çeviren bir ABD'nin yanında olmak istemiyor artık. Bunun yanında Körfez ülkeleri de İran savaşının yol açtığı ekonomik ve karizmatik felaketler nedeniyle ABD ile imzaladıkları anlaşmalardan çekilme noktasına geldiler.

Önümüzdeki süreç pek çok yeni gelişmeye gebe.

Körfez ülkeleri yeni ittifak arayışlarına hız vermeyi planlarken AB ülkeleri de bir dizi yeni arayış içindeler. Bunlardan birisi Hürmüz Boğazı meselesine ABD’nin hiçbir surette içinde bulunmayacağı bir çözüm geliştirmek, diğeri de ABD’siz NATO sonrasına yoğun hazırlık yapmak. Üstelik ABD’nin karşı mahallesiyle ittifak arayışları da bunun cabası. İspanya’nın Çin’le görüşmesi bunun için belki de sadece bir başlangıç. Ne dersiniz?

Mürsel Gündoğdu / Haber7

murselgundogdu@gmail.com

YORUMLAR 2
  • Misafir 13 saat önce Şikayet Et
    Bir Güneş doğuyor...
    Cevapla
  • ALP 14 saat önce Şikayet Et
    Bunlara bir de hapishanelerinde mahkumlardan sadece Filistinli olanlarının infazi için özel kanun çıkarılmalari da ilave edilmelidir.
    Cevapla