Mürsel Gündoğdu
Mürsel Gündoğdu
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Proje küresel, kurbanlar yerel

GİRİŞ 07.05.2026 GÜNCELLEME 07.05.2026 YAZARLAR

Herkes, başkalarının yapıp ettiklerine bakarak hayatına yön verme yarışına girmiş durumda. Nelere sahip olması gerektiği konusunda başkalarına özenmeye başladı insan, neler yiyeceği, neler giyeceği hatta neler diyeceği hususunda olduğu gibi.

Allah sonumuzu hayır etsin.

Zira bir insanın başkalarına benzemeye çalışması; kendinden fersah fersah uzaklaşması, ruhunu kurutması ve özünü unutması demektir.

İnsanca yaşayabilmek için her şeyden önce dayatılmış şartlardan bağımsız olarak özgün düşünceleri olmalı insanın. Hayatının merkezine düşünme melekesini yerleştirmeli mesela. Güzel bir hayat istiyorsa güzel düşüncelere sahip olmalı. Mutlu bir hayat istiyorsa kendisini kalıcı mutlulukların diyarına ulaştıracak düşüncelerin kanadına tutunarak sürdürmeli yaşantısını. Özgürlük istiyorsa eşyanın kendisini mahpus eden çelik zincirlerini parçalayarak fıtratın engin sahillerinde kaygısızca dolaşıp haykırabilmeli avazı çıktığı kadar…

Bütün nehirlerin, denizlerin ve okyanusların sahibi olan Yüce Allah’ın insanın bir damla göz yaşını önemsemesinin hikmeti, insanoğlunu yönünü başkalarının işaret fişekleriyle değil bizzat kendi tutuşturduğu tefekkürün ışığıyla aramaya yöneltmekten başka ne olabilir ki?

Hepimiz sanal bir saldırı altındayız.

Eski saldırılara pek benzemiyor yöntem olarak. Bu yüzden ilk bakışta pek farkına varamıyoruz meselenin. Hani eskiler “tüfek çıktı mertlik bozuldu” demişti ya. Şimdi tüfekten daha gürültüsüz ama daha ölümcül bir saldırıyla karşı karşıyayız. Sadece insan tekine değil topyekûn insanlığa yapılan bir varoluşsal darbe girişimi bu. İnsanı insan yapan biricik aklı, vicdanı ve ruhu doğrudan hedef alan yıkıcı, silici ve yok edici bir hamle…

Proje küresel, kurbanlar yerel.

Bu küresel proje karşısında nesillerimizi heba etmek istemiyorsak ülkemize oluk oluk akan bütün yabancı kaynaklı dijital verilere kalın, orta ve ince ölçekli filtrelemeler yapmak durumundayız. Bu artık milli güvenlik sorununu da aşıp var oluşsal bir zorunluluk haline gelmiştir. Zira dışarıda kurgulanıp tasarlanan bu yeni nesil saldırı, pasaport, vize ve uçak gibi hiçbir vasıtaya ihtiyaç duymadan ışık hızında sınırları aşarak destursuz bir şekilde ülkelere giriyor. Bizler güya her türlü tehditten korumak için evlerimizi kırk kilitle muhafaza ettiğimizi zannediyoruz. Oysa bu tehdit, korunaklı sandığımız evlerimizin en mahrem yerlerine kadar giriyor ve hedef kitlesini gönüllü bir şekilde ele geçirerek fonksiyonunu icra etmeye başlıyor.

Bu yöntemle aynı evlerde birbirinden çok farklı dünyalar oluşturuluyor.

Hedefin en orta yerinde çocuklarımız olsa da genciyle yaşlısıyla bütün hepimiz dünyaya, birileri tarafından seçilmiş gündemler başta olmak üzere bol soslu hazır içerikler, bağımlılık yapan oyunlar ve aynı amaca yönlendirilmiş yorumların daracık penceresinden bakmaya yönlendiriliyoruz.

İnsan zihnini olabildiğince tembelleştiren, düşünme yetisini silikleştiren, vicdanı ve duyguları donuklaştıran küresel bir tehdit bu.

Bir farkla ki bunda asla zorlama yok. Baskı yok. Kapıya dayanma yok. Sinsi bir hırsız edasıyla evdekilerin gönlünü çalıyor önce. Sonra kapı kendiliğinden açılıveriyor. Üstelik alan çok memnun olduğu gibi satan da her daim memnun. Telefonun/tabletin parasını bize ödetiyorlar. Faturalarını bizim adımıza kestiriyorlar. Ne var ki nakit gibi vakit de bizden gidiyor. Üstelik kendi rızalarımızla zihinlerimize özel gündemlerinin ve marazlı hükümlerinin silip yok edici kasırgalarını estirmekten geri durmuyorlar.

Doğal zekaya ölüm! Yaşasın yapay zekâ.

Dijital çağ, her dönemde olduğu gibi fırsat ve tehditleriyle gelip yerleşti hayatımıza. Git desen gitmez, sus desen susmaz artık. Bu saatten sonra buradan geri dönüş de olmaz zaten. Bu çağ ile yüzleşmek ve her alanda hesaplaşmak lazım. Tek çıkar yol bu gibi görünüyor. Doğal zekayı hayatımızdan çıkarmaya ahdetmiş küresel çeteler, yapay zekayı kutsayarak hayatımıza enjekte etmeyi başarmak üzereler. Nitekim uzun zamandan beri bu çağa hazırlık yapanlar, yeni dönemin fırsatlarını kendi çıkarları doğrultusunda tepe tepe kullanmayı sürdürüyor. Bu çağa geç kalanlara gelince onlar ise bu dönemin tehditleriyle boğuşmaya uzun süre devam edeceğe benziyorlar.

Bu çağ bünyesinde bizim için de fırsat ve tehditler barındırıyor.

Aile kurumumuz bu süreçten en olumsuz etkilenenlerin başında geliyor. Bu suretle çocuk ve gençlerimiz derin yaralar alıyor. Bu küresel kasırganın ticaretten siyasete, ekonomiden sosyal hayata kadar pek çok alanda olumsuz tesirleri olduğu hepimizin malumu. Bunların sosyal bünyemizde ne tür hasarlara neden olduğunu hemen her gün hayretler içerisinde haberlerden izleyip üzülüyoruz.

Şu kadar var ki ülkemiz bu tehdidin hangi boyutlarda olduğunun farkında.

O yüzden bir yandan bu yıkımın yaralarını sarmak için bir dizi tedbirler almaya çalışırken öte yandan da bu çağın getirdiği fırsatları değerlendirmekle meşgul oluyor. Her ne kadar bu çağın genetiğinde belirsizlik olsa da millet olarak tarihin bize yüklediği “Türk Beklenendir” şeklinde özetlenebilecek apaçık kadim bir misyon var. Bu doğrultuda atılacak güçlü adımlar, insanlığın ufkuna epey süreden beri dayatılan bu belirsizlik sisini dağıtmakla kalmayacak aynı zamanda başta Gazze olmak üzere bütün dünya mazlumlarının gönüllerine bir şifa meltemi olarak da dokunacaktır vesselam.

Mürsel Gündoğdu / Haber7

murselgundogdu@gmail.com

YORUMLAR 2
  • Kerimoğlu 4 saat önce Şikayet Et
    Kaleminize sağlık teşekkür ediyorum.
    Cevapla
  • AĞACAN 4 saat önce Şikayet Et
    Ve Aleykümselam Sayın Hocam. Allah razı olsun emeğinize, kaleminize sağılık inşallah '' Türk Beklenendir'' düsturuna layık olabileceğiz.
    Cevapla