Demek ki doğru yoldayız
Türkiye oldukça dinamik bir ülke. Bu sebeple dünyanın her köşesinde cereyan eden hadiseler karşısında mümkün olduğunca duyarlı hareket etme kapasitesine sahip.
Bu yapısı nedeniyle nerede bir savaş patlak verse hemen barış için bütün şartları zorlayan Türkiye oluyor. Nerede yangın varsa söndürmek için seferber olan da. Tıpkı kapanan yol varsa ya da bazı yollar haramiler tarafından kesilmişse orada alternatif bir yol açmak için varını yoğunu ortaya koyanın Türkiye olduğu gibi.
Kıtalar yönetmiş ve devasa imparatorluklar kurmuş bir milletten bahsediyoruz neticede. Her şeyin aslına rücu edişi gibi Türkiye de tarih boyunca ilmek ilmek dokunan öz yapısına kavuşma hayaliyle yanıp tutuşuyor. Tıpkı 1908'de faaliyete geçerek Şam'dan Medine'ye uzanan demiryolu hattının hayaliyle bu günlerde yanıp kavrulduğu gibi. Bu durum hiç kimsenin gözünden kaçmıyor artık. Öyle ki Türkiye’nin yeni dünya ekseninde emin adımlarla yol alması ve bu denklemde olanca özgüveniyle yer bulması, bütün bakışları ülkemizin üzerine çekmeye yetiyor da artıyor bile.
Büyük bir belirsizlikle kapımızı çalan yeni küresel iklim, insanlık adına her gün yeni krizler üretmeye devam ediyor.
Pandemi sürecinde bozulan tedarik zincirleri, ülkeleri büyük borç yükünün altına sokmakla kalmadı aynı zamanda insanları daha da fakirleştirdi. Rusya Ukrayna savaşıyla başlayan süreç, bütün ülkelerin güvenlik kaygılarını adeta bir histeriye dönüştürdü. Hürmüz boğazının kapanması ve abluka altına alınmasıyla oluşan durum ise piyasalarda felç etkisi yapmaya devam ediyor.
Her şeye rağmen Türkiye’nin küresel sıkıntılara çözüm üretmek adına attığı stratejik adımlar, bütün dünyada dikkatle takip ediliyor.
Elbette buna çok sevinen olduğu gibi bu durumdan oldukça kaygı duyanlar da var. İçerde siyasi istikrarı sağlamasının ardından Türkiye, bölgesini istikrara kavuşturabilmek adına yoğun siyasi çabalara girişti. Dünyanın her yerini takip eden, dünyadaki her gelişmeden anında haberdar olup tavır belirleyen ve yeni dünyaya dair öngörüleri yanında kapsamlı fikirleri olup bunları adım adım hayata geçirmeye yoğunlaşan bir ülkeden bahsediyorum. Nitekim Türkiye, herkesin Hürmüz’le yatıp kalktığı bir kilitlenmişlik ikliminde alternatif bir hamleyle yeniden dünyanın dikkatlerini üzerine çekmiş durumda.
Türkiye bu günlerde Suudi Arabistan’la bir dizi ulaştırma projesine imza atarak abluka nedeniyle nefessiz kalan bölgeye yeni bir alternatif rota önerisiyle soluk alma fırsatı sunmanın çabasında.
Suudi Arabistan’la imzalanan ulaştırma projesi, tarihi Hicaz Demiryolu hattının yeniden canlandırılması ile iki ülke arasında demiryolu bağlantılarının geliştirilmesini kapsıyor. Elbette bu kritik adım, Körfez’den Türkiye’ye oradan da Avrupa’ya uzanan alternatif bir ticaret yolu açısından oldukça stratejik bir yaklaşımı bünyesinde barındırıyor. Böylece bir taraftan Körfez ülkeleriyle taşımacılık kapasitesi artırılırken öte yandan da mevcut ticaret rotaları yeni bir alternatife kavuşturularak çeşitlendirilmiş olacak.
Beklendiği üzere Suudi Arabistan, Ürdün ve Suriye üzerinden Türkiye’ye oradan da Avrupa’ya uzanacak bu alternatif ulaşım planına en üst perdeden tepki İsrail basınından geldi.
Türkiye’nin içeride ve dışarıda attığı her adımı dikkatle takip edip doğru veya yanlış da olsa yorumlayan ülkelerin başında İsrail geliyor elbette. Bizi bizden iyi takip edip analizlerle bunu ortaya koyan korsan bir ülkeden bahsediyorum. Korkuyla yaşayan, herkesi kendilerine bir tehdit olarak algılayan ve doğmamış çocuklardan bile ürken Siyonistlerin yönettiği soykırımcı İsrail’den. Türkiye’nin başını çektiği ve Mekke ile Medine'yi Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlamayı hedefleyen bu projeyi analiz eden bazı yorumcular, bu alternatif ulaşım güzergahının İsrail’in tasarladığı Hindistan-İsrail Ekonomik Koridoruna ölümcül bir darbe vuracağını söylüyorlar.
Türkiye’nin bu tür hamleleri henüz ülke içinde yeterince tartışmaya açılmamışken ve üzerinde çok boyutlu analizler yapılmamışken İsrailli yorumcular tarafından gündemin ön sıralarını meşgul etmesi oldukça manidar.
Anlaşılan o ki bölgede Türkiye eksenli hamleler İsrail’i endişeye sürüklemeye devam edecek ve bölgenin istikrara yönelmesi Katil İsrail sevicilerin uykusunu kaçırmaya yetecek.
Demek ki doğru yoldayız ve atılan bu adımlar oldukça isabetli.
Mürsel Gündoğdu/Haber7
murselgundogdu@gmail.com
-
Kazım adalı 10 saat önce Şikayet EtUlaşım; medeniyet, refah, İstikbal demek, Kudret demektir.Beğen Toplam 3 beğeni
-
Gerçekler 10 saat önce Şikayet Ettarihte bu projeye karşı çıkanlar şimdide Suudi Arabistan'ın tüm yer altı zenginliklerini elinde bulunduran ingilizler ve dünyada maddiyatı elinde tutan yahudiler nasıl ki oyunla bu işi sona erdirdiler İslam ülkeleri bir araya gelmedikçe ve Kuran çizgisinde buluşmadıkça; bu işlerin ekmeğini yiyemeyenler buna müsaade etmeyecektir.Beğen Toplam 4 beğeni
-
AĞACAN 11 saat önce Şikayet EtElhamdülillah Sayın Hocam , kaleminize sağılık Allah razı olsun , Şanlı Ecdadımıza layık olabilelim yeter.. İnşallah o Dünyanın beklediği Adil günlere ramak kaldı....Beğen Toplam 6 beğeni
-
ALİ KARAASLAN 11 saat önce Şikayet EtCennet mekan Ulu Hakan Abdulhamid in yaptığı bu hicaz demiryolunu bugünün imkanlarıyla yeniden yapmak Ülkemiz için muazzam bir hayırlı iş olur.Bir an önce yapılması gerekir.Bu proje Millet-Devlet işbirliği ile daha hızlı yapılabilir.Mürsel beyden Allah c.c. razı olsun.Beğen Toplam 10 beğeni