Mustafa Kemal ve Fevzi Çakmak, Vahdettin'i işte böyle savunmuşlardı
Düşündüm: Bu e-mail bana neden gönderilmişti? Seni fişledik, diyorlar ve rahatsızlık duydukları konularda yazmamamı istiyorlardı. Evet, tehdit!
Herşeyden önce tarih muhtırayla yazılmaz veya engellenemez. Bir tarihçiyi susturmanın yolu, muhtıra vermekten değil, karşı belge sunmaktan geçer.
Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner'in 19 Mayıs 2011 günü alternatif tarih yazılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdiğini ve yazdıklarımızı 'ibret' ve 'esef'le izlediğini öğrendik. İşin ilginç boyutu, bir çok kaynaktan muhtıranın şahsıma karşı verildiği dedikodusunu işitmem oldu. (Hatta Hilal Kaplan "Yeni Şafak"taki köşesinde bunu açıkça yazdı.)
Yine düşündüm: Nedendi bu korku? Sonuçta bir araştırmacı, belgeleri kullanarak bir yoruma varıyor. Diyor ki: Vahdettin'in hain olduğu tezi bir iftiradır. (Üstelik bunu birazdan göreceğimiz gibi Mustafa Kemal Paşa da dile getirmiştir.) Peki bu, yüksek askerî bürokrasiyi niye tedirgin eder? Vahdettin'in hain olmadığı ortaya çıkarsa meşruiyetlerini mi yitirirler?
Genelkurmay bu çıkışı yapınca sivil uzantıları devreye girdi ve "Vahdettin'in hain olmadığını söylemek zor görünüyor" türünden yazılar döktürdüler. Aşağıda resmi belgelere dayanarak TBMM açıldıktan sonra dahi Mustafa Kemal ve Fevzi Paşaların Vahdettin ve İstanbul hükümetinin şimdi hainlik olarak görülen karar ve eylemlerini nasıl normal karşıladıklarını göreceğiz.
Bakın, 24 Nisan 1920 tarihli gizli oturumda Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa ne demiş (sadeleştirip kısaltıyorum, tam metni "Gizli Celse Zabıtları", c. I, s. 9'da):
"Kutsal Halifemiz efendimiz hazretleri namazı eda etmek için camiye gittikleri zaman dahi İngiliz askeri tarafından götürülüyor. Bu acı şartlara düşmüş olan Padişahımızla özel temas da mümkün olamaz. Bu temastan millet bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü, hilafet ve saltanat makamının bağımsız ve korunmuş olmasını vicdani bir emel saymıştır. Bunun için burada çalışıyoruz ve çalışacağız. Müslümanların Halifesinin bundan başka bir şey düşünmesine imkân tasavvur ediyor musunuz? Ben şahsen hiçbir şey düşünmem. Zat-ı şahanenin ağzından işitsem bunun zorlama ve baskı altında olduğuna hükmederim."
Ne deniliyor bu konuşmada? 1) Padişah İngilizler tarafından sıkı sıkıya kontrol ediliyor; 2) Onunla özel temas kurmak mümkün değil; 3) Millet bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve Halife ve Padişahın bağımsızlığını istiyor; 4) Padişahın da bunları istediğinden şüphemiz yok; 5) Padişah kendi ağzıyla bana bunun aksini söylese dahi bunun ona baskı ve zorla söylettirildiğine inanırım.
Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
( Mustafa Armağan - Zaman )
-
tuncay tezel 14 yıl önce Şikayet EtCHP GİBİ BİR SİYASİ PARTİNİN, RAKİBİ OLAN MENDERESİN ASILMASINI ÖVMESİ DÜNYANIN EN ANORMAL DURUMUDUR. Türk Milleti bu konuyu çok ciddi değerlendirmelidir.Beğen
-
mehmet ali 14 yıl önce Şikayet Etsayın tarihçi bu konuşma 1920 de yapılıyor.. tarih biraz da olayları geçmiş zaman,mekan ve şartlarda yapılanları günümüze uyarlama sanatıdır.aksi sadece fotokopi olur yorum katılmazsa.kulluktan çıkmamış bir halkın temsilcileriyle konuşuyorsunuz.ortalıkla şimdiki hainler gibi milli mücadelenin dine ve padişah efendinize karşı olduğu fikri düşmanlar ve yerli işbirlikçisi hainlerce pompalanırken iradesi yok edilmiş ,padişaha ve halifeye kulluk mertebesini iyideniyiye kanıksamış bir toplumu ikna edip ülkenin işgalini engellemek,,efendisinden bağımsız yurttaşlığa dayalı cumhuriyet kurmayı planlayan akıllı bir liderin söylemesi gerekenleri söylemiş.sen şimdi mustafa kemali şeriatçı da ilan edersin.unutma ki AKP de başında böyle konuşmuyordu.gayet demokrattı,özgürlükçüydü.şimdi içkiyi yasakladı,türbanı serbest kıldı,artık laiklik suç sayılır hale geldi,AKP yi eleştirmek hapise atılma nedeni,iki dilli iki bayraklı laflarını başından konuşsa AKP oy alabilirmiydi.Bu M.kemalin de kafası en az AKP yöneticileri kadar çalışıyor demektirBeğen