Mustafa Karaalioğlu
Mustafa Karaalioğlu
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

CHP, Bahçeli'nin eskizlerini Picasso'nun kara kalem eserleri sanıyor

GİRİŞ 12.05.2014 GÜNCELLEME 12.05.2014 YAZARLAR

Aradaki fark aslında siyaset ile siyasetsizlik arasındaki farktır. Onulmaz yara da siyaset yapma kaabiliyetinin bir türlü siyasal sistemin tamamına hakim olamamasıdır.

30 Mart seçimleri de tam olarak böyle yaşandı. CHP, tek projeden bahsetmeksizin, Gülen Grubu'nun ürettiği materyallerle kampanyayı geçirdi. Büyük bir umutla zaferi bekledi ama malum, seçim gecesi Kılıçdaroğlu'nun yapmayı umduğu balkon konuşması için hazırlanan platform saat daha 24 olmadan sökülüyordu.

Siyaset yaparak yenilmenin hiç olmazsa bir standardı vardır. Kaybetseniz bile en azından bir sonraki adımda ne yapacağınızı bilirsiniz. Böyle bir yol izlemediği için CHP, 30 Mart'tan sonra ne yapacağına karar veremiyor. Seçim sonuçlarına saygı gösterememekten Çankaya yokuşuna çıkmayı göze alamamaya kadar her adımda aynı kararsızlık var. Kararsızlık yani siyasetsizlik... Bu yüzden Bahçeli'nin eskizlerine Picasso'nun kara kalem
çalışmaları muamelesi yapıyorlar. Belli ki büyük ve benzersiz bir sanat eseriyle karşı karşıya olduklarını düşünüyorlar. Öyle olmasa, son haftaya kadar Erdoğan ve Gül'ün dedikodusunu yapmaktan öte bu bahse giremeyen Kılıçdaroğlu birdenbire çatı formülüne koşmazdı.

30 Mart planı tutmayınca

Siyasetsizlik çaresizliktir...  Kimbilir, belki de 30 Mart akşamına kadar zaferle kazanılan bir seçimden sonra, CHP lideri Köşk'ün zaten altın tepside kendisine sunulacağını zannediyordu. 30 Mart çökünce beraberinde herşey çöküverdi.

Şimdiden sonra olacak olan şudur... Birkaç gün umutsuz arayışlar yaşanacak. CHP medyası her zamanki fanatik ve umutsuz çabasıyla lüzumlu lüzumsuz ne kadar aday varsa dayatacak ve Kılıçdaroğlu bu önerileri değerlendirmekten kaçamayacak. Muhtemelen Bahçeli de kesinlikle şaşırtıcı ve CHP'nin asla kabule yanaşmayacağı bir öneri ileri sürecek.

Kısa sürede çatı yapılmadan yıkılacak ve bu nafile mesai de Erdoğan'ın Çankaya planlarına katkı sağlamaktan başka bir sonuç doğurmayacak. İktidarda da Çankaya'da da alternatifsiz bir AK Parti profili iyice pekişecek. Ortak aday bulunamayınca bol bol "Erdoğan olmaz..." sloganı atılacak ve söylenecek söz kalmadığında da tapelerden kalan ne varsa birkaç fasıl da onlar çalınacak.

En sonu ise hiç değişmez... Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı da Meclis'in seçtiği gibi çocukça bir saygısızlıkla alkışlanmayacak ve resepsiyonlara falan gidilmeyecek.

Halka inanmak adaydan önemlidir

CHP, doğumundan 11 Haziran 2011 seçimlerine kadar vesayetle yaşamanın sunduğu benzersiz konfor nedeniyle siyasete ihtiyaç duyamadı. Bugün ise, en çok ihtiyaç duyduğu bu şeyi hala başka vesayetlerin izinde arıyor. Vesayetten siyasete geçmesi çok zaman alacak...

Bir CHP'linin Çankaya'ya çıkabilmesi için önce CHP genel başkanının, yönetiminin, medyasının ve aydınlarının o mekanizmaya inanması lazım. Önce seçmenin akıllı bir varlık olduğuna ve yanılmadığına... Sonra da seçmenin vermediği bir imtiyazın paralel bir alternatifi olmadığına...

Bu ikisi olmadığı müddetçe CHP'yi ezberden okumak hep kolay olacak.

Elbette CHP'nin bu kadar kolay öngörülebilir olması siyasal sistem ve demokrasi için hiç hayırhah bir durum değildir. Değildir ama söyler misiniz aksini söyleyebilmek mümkün müdür?

Yazının tamamı için tıklayınız

 

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL