Mustafa Karaalioğlu
Mustafa Karaalioğlu
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Belçika’da bir türlü çıkmayan türban krizi

GİRİŞ 25.06.2009 GÜNCELLEME 25.06.2009 YAZARLAR

Mahinur Özdemir adında bir genç kadın Brüksel parlamentosunda milletvekili olarak görevine başladı. İyi eğitimli, başarılı, girişken ve görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla da sempatik bir politikacı. Özdemir, Türkiye için çok genç sayılabilecek bir yaşta, 26 yaşında Meclis’e girmeyi başardı.

Medya diliyle söyleyelim; bir başarı öyküsünün bütün unsurları tamamdır. Belçika için öyküyü tamamlayan bir başka unsur da genç milletvekilinin başörtülü olması. Ama Avrupa’nın kalbindeki, bu bütün yolların kesiştiği ülke Mahinur Özdemir’i hiç yadırgamadı. Bırakın yadırgamayı, doğal bir kabulle sisteminin bir parçası haline getirerek bu konuda son zamanlarda pek de iyi sınav vermeyen Avrupa’ya da örnek oldu. Belçika, inanç özgürlüğünün pazarlığı olamayacağı kabulü üzerinden bir demokrasi dersi verdi.

Peki Türk basını bu dersin sınavından geçebildi mi?

Özdemir’in yemin edeceği önceki günün akşamına kadar hemen hemen bütün televizyonların haber başlığı ‘Belçika’da türban krizi’ydi. Canlı bağlantılar bütün Belçika’nın alarma geçtiğini haykırıyor ve bir gerilim filmi tansiyonunda tekrarlanıp duruyordu.

Gerçekte böyle bir şey yoktu. Belçika medyası Mahinur’un türbanını Brüksel metrosunun yeni hatlarını hangi istikametten geçeceği sorunu kadar bile tartışmamıştı.

Bazılarımız için türban sadece ‘kriz’ demek. Türbanlı, sadece kriz çıkaran kadın anlamına geliyor ve eğer kriz çıkarmıyorsa türbanın da onu takanın da haber değeri bulunmuyor.

Şimdi aramızda bu analizi de alınganlık konusu yapanlar olabilir ama dünkü gazetelere bakalım da öyle karar verelim.

Bugüne kadar hep birlikte, bırakın herhangi bir ülkede değil vekil olmuş genç-yaşlı bütün kadınları, üniversite diploması alabilenleri bile birinci sayfalarımıza taşıyıp günlerce haber yapmadık mı? Onlarla gurur duyduğumuzu ilan etmedik mi?

Erkek- kadın ayırmadan her başarı öyküsünü biraz da abartarak yayınlamadık mı?

Peki şimdi ne değişti? Ne değişti de Belçikalı vekil hanım başkalarına cömertçe sunulan birinci sayfalara konulmuyor; bırakın birinci sayfaları içerlerde, hiç olmazsa günlük magazin malzemelerin bulduğu yeri bulamıyor?

Haberin neresi eksik, arkadaşlar?

Öykünün kahramanı genç mi? Genç. Başarılı mı? Başarılı. Yaptığı iş orijinal mi? Orijinal. Güzel mi? Güzel...

Başörtüsü hepsini bir kalemde silip atıyor, öyle mi?

Bu, artık demode olmuş, sırıtan, taşınamaz hale gelen çifte standarda itiraz ediyorum.

Umulduğu gibi bir kriz unsuru olsa, Belçika’yı ikiye bölse ve üzerine bir de ‘Türklerin imajı kötü oldu’ türünden bir sos ekilebilse manşeti garantileyeceğine şüphe olmayan Mahinur Özdemir’i sadece başörtülü olduğu için görmezden gelen anlayışı kabul edemiyorum.

Değişen, farklılıklarının birbirini anlama çabası sergilemekte olan Türkiye için o fotoğraf bulunmaz bir fırsattı oysa. Bu güzel öyküyü dikkatlerden kaçırıp, küçümsemek yerine, Türkiye’nin Avrupa’daki gücünün, dinamizminin ve vizyonunun bir parçası olarak görmek, göstermek zor olmamalıydı. Tıpkı o ülkede bakanlık yapan Emir Kır gibi, tıpkı Almanya’da Cem Özdemir gibi, tıpkı Hollanda’da Emine Bozkurt ve sayıları giderek artan; bulundukları ülkenin siyasal temsilcisi olmayı başaran diğerleri gibi... Yapacağımız da bu kadar zaten. Ne kadar övsek de her biri kendi seçmenleri ve ülkeleri için çalışacaklar.

Anladık... Türkiye’deki bütün başörtülü kızlar şeriat devletinin gizli üyeleri ve bizler gece uyurken onlar sinsice çalışıyorlar tamam ama; nüfusunun tamamına yakını Hıristiyan olan Belçika’da ne kadar vehmetsek de böyle bir tehlike bulunmuyor. Yani, bu genç hanıma ‘aferin Mahinur’ demekle ne bizim, ne de Belçika’nın rejimi tehlikeye girecekti.

 

Mustafa Karaalioğlu - Star
mkaraalioglu@stargazete.com

YORUMLAR 12 TÜMÜ
  • ali veli 16 yıl önce Şikayet Et
    medeniyet seviyesi. belçika muassar medeniyet seviyesini yakalayamamış buradan bakınca öyle görünüyor bi türkiye,ye gelsinler buradan baksınlar haklı olduğumu görecekler ve seviyeyi yakalamak için ilgili kişilerden mutlak suretle akıl fikir danışsınlar yoksa varya irtica alır başını hatta almanyaya fransaya ingiltere,hollanda yayılır gider at gözlüklerim at gözlüklerim nerede tiz bir belçikalı getirile ve ibret için kellesi ne oluyor ya karıştırdık galiba
    Cevapla
  • Murat Tufan 16 yıl önce Şikayet Et
    teşekkürler. hâl-i pür melâlimize gayet güzel bir özet olmuş...
    Cevapla
  • Ahmet Çapar 16 yıl önce Şikayet Et
    Niçin mi oy veriyoruz?. Bu ülkede yasama yetkisinin AYM'nin ve birtakım karanlık güçlerin ipoteği altında olduğunu bile bile biz bu hükümete niye mi oy verdik? Cevabı çok basit, mesaj vermek için. İlgili yerler mesajı anlayana kadar da durmak yok oy vermeye devam.
    Cevapla
  • Cafer UÇA 16 yıl önce Şikayet Et
    Avrupada adı cumhuriyet olan devlet varmı. sn.Karaalioğlu,cumhuriyeti halk rejimi olarak sundular dogru, ama halk ister seçsin ister seçmesin o litedekiler vekil.Sonra halk seçti,bu sefer sen bize benzemiyorsun in aşagıya.Neden laiklik anlayışı.Kendileri gibi yaşam tarzını benimseyenler iktidar olacak,yok kabullenmiyen,bir inanca sahipler asla devlete görev alamaz,okuyamaz hele ikdidar hiç olamaz.Biz cumhuriyetiz,Avrupa kıralık ve devlet işte farkımız.Oralarda demokrasi bizde vesayet rejimi.İran'dan farkları ne.Hiç sordunuzmu.
    Cevapla
  • Hakan Bilek 16 yıl önce Şikayet Et
    Hakikatlar Ortulemez. "Hakikatlar Örtülemez" ama bir husus da var ki bazi yorumcular dile getirmis. "Aç canavar'a karşı sevimli gozukmeye çalışmak, iştahını artırır, üstelik dişinin kirasını bile ister" kuralını hatırlayınız. Bu ulkede Mahinur gibi, Merve Kavakcı 2 bayan daha çıkmalıydı. Çunku artık Ecevitler yok. 28 Şubat, darbe-marbe yok. Ama mecliste muhafazakar AKparti bile bi tane olsun basortulu aday koyamadı. Noldu? Şimdi yine kapatmaya yeltencekler. Aç canavara karşı sevimli gözukmenin bedeli boyle oluyor. Vesselam.....
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle