Uyku kaçıran bir değişim
Bir davada; özellikle de Ergenekon gibi bütün ülkenin hatta dünyanın gözünü diktiği, sonucunu merakla beklediği bir davada henüz başlangıç aşamasında mahkeme heyeti değişiyorsa bunun sümenaltından başka ne anlamı olabilir?
Heyet değişirse yerine belki daha iyi, daha başarılı, daha birikimli bir savcı-hakim grubu atanacaktır. Olabilir. Ama, dava bitmeden yapılacak bir değişikliği kimseye anlatamazsınız, kimseyi de ikna edemezsiniz. Ergenekon gibi, faili meçhuller gibi uzmanlık isteyen, ilerledikçe ilerleyen, araştırıldıkça ortaya bambaşka delillerin çıktığı davaların heyeti değişirse, herkesin zihninde aynı endişe belirecektir. Başkası mümkün değil...
Aksini iddia eden, kendisine “Neden durup dururken heyetin değiştirilmesine ihtiyaç duyulmuş olabilir?” sorusunu sormalıdır. Neden? Başka ne sebebi olabilir? O soruya cevap arayanlar şunları da cevaplasın:
Bugüne kadar, yargının o kesiminden Ergenekon davasının derinleşmesi, genişlemesi veya herkesi kuşatacak şekilde büyümesi için bir destek mesajı duyuldu mu? Tek bir destek emaresi görüldü mü?
Aksine, her aşamada usule dair itirazlarla soruşturmanın kapatılması için sayısız teşebbüse şahit olduk.
Türkiye gerçek bir dönüşüm ve değişim süreci yaşıyor. Yaşadıklarımızın özet tanımı budur. Bir ülke yakın tarihi üzerindeki karanlık örtüyü kaldırmaya karar vermişse; üstelik bunu bazen asker-sivil bürokrasiye, bazen siyasete, bazen medyaya, bazen de mücadele etmekte olduğu çetelerin aktif uzantılarına rağmen yapıyorsa buna değişim denir.
Büyük değişimlerin kaderinde de büyük dirençler vardır. Sadece hakim-savcı atamaları değil, her alanda direnen olur.
Dünkü gazetelere bakın...
Ergenekon’un ikinci davası başlamış, dokunulmazlara dokunuluyor, üçüncü iddianame açıklanıyor. Güneydoğu’da ölüm kuyuları kazılıyor, Ankara’da HSYK toplantıları bir türlü tamamlanamıyor. Yani, aslında tarih yazılıyor. Bu kadar açık...
Bütün bunlara duyarsız kalan, bu inanılmaz olayları magazin boyutundan gören anlayış da statükonun parçasıdır aslında. Şaşılacak bir durum mu, değil.
Endişe edecek bir durum mu; o da değil.
Cengiz Çandar, dün Radikal’deki yazısını şu cümlelerle bitirdi:
“Bu davanın nasıl seyredeceğini, yol boyunca neler olup-biteceğini bilemeyiz. Ama İkinci Ergenekon Davası’nın başlaması başlı başına, Türkiye’de bugüne dek rastlanmayan bir olay olması bir yana, yakın geçmişte rastlanmasına ihtimal bile verilmediği göz önüne alınırsa, “tarihi” bir adımdır.
...Davanın nasıl seyredeceğini, yol boyunca neler olup-biteceğini bilemesek de, bildiğimiz bir şey var: ‘Cin şişeden çıkmıştır’!”
Bu analizi tersinden okuduğumuzda şimdiden sonra ne yapılırsa yapılsın, hangi engel çıkarılırsa çıkarılsın sürecin geri dönmeyeceği sonucuna varırız. Bir ülke, bu kadar bilgi, belge, silah, mühimmat, plan, kroki ve toplu mezarı çıplak gözlerle görmüşken bunları unutamaz çünkü.
Unutsa hafızası rahat vermez. Hafızası kaybolsa rüyaları uyandırır...
Cinin şişeden çıkması bu demektir. Ne faile rahat huzur verir, ne de mefule. Biri kaçmak ister, öteki kovalamadan duramaz.
Türkiye, açık zihinli, sivil ve hukuk yanlısı toplumsal dinamizmin ortaya koyduğu demokrasi perspektifiyle değişiyor. Ülkenin şeffaf yönetim prensibiyle ve herkes için hukuki eşitlik temelinde yaşamasını ve yükselmesini arzulayan sıradan insanların perspektifi...
Değişim, bu içtenlik ve hesapsızlık yüzünden engel tanımıyor. Bir başka beklenti, bir gizli gündem olmadığı için toplum bu sürece sahip çıkıyor. Değişimci unsurlar bütün korkuların, bütün çetelerin sistemden ebediyyen temizlenmesi; bir daha hiçbir zümrenin, hiçbir sınıfın ya da hiçbir siyasetin bu imtiyazı kullanamaması talebinde buluşuyor.
Bu yüzden içten, bu yüzden samimi, bu yüzden demokrat... Ve ihtimal ki, bugün değişime direnenler de en çok o içtenlikten endişe ediyor.
Mustafa Karaalioğlu- Star
mkaraalioglu@stargazete.com
-
Hapşuu! 16 yıl önce Şikayet Ettimur bali.... iranı yeri gelince kötüle...devrim darbe tanlısı ol..sonra darbeye kılıf için aynı iran ın devrim muhafızların kullan...suyundan da isten mi...zoruna gitmesin cin şişeden çıktı..bu ülkede hiç halk oyuyla iktidar olamamış ama hep işlerini halletmiş azınlığın,hatta kökleşmiş azınlığın son çırpınışları,sonun başlangıcı buu...bu ülkenin sahipleri uyandı pisliklerden temizleniyo...anlamakta ısrar ediyoz...Beğen
-
Timur Bali 16 yıl önce Şikayet Etİranın devrim muhafızları var peki Türkiyenin yok mu?. Her ülkede rejimi koruyan kollayan güçlerin olmasından daha tabi ne olabilir.ABD yeni kucağı arıyordu buldu . A. Gül Tacikistanda ABD elçisi gibi üs işini halletti... Bu ülke sahipsiz değil bunu anlamamakta ısrar ediyorsunuz.Beğen
-
isa ertuğrul 16 yıl önce Şikayet EtArtık cin şişeden çıktı,. Yazarında dediği gibi bir daha geriye dönüş yok bu ülkenin bütün asıl demokratları dandik demokratlara karşı bir olacağız dik duracağız yabancı basın bile Türkiye büyük bir sınavdan geçiyor diye bahsediyor şimdide HSYK üyeleri ETÖ,yü sulandırmaya kendi beyin mecralarına döndürmeye çalışıyor ama artık cin şişeden çıkdı halkın büyük bir kesimi uyandı bir kısmıda hala uyuyor ama bu işin sonuna kadar gidilecek bu ülke barsaklarını temizleyecek hastalıklı uzuvlarını atacak tertemiz bir gelecek için..Beğen
-
dagdaki coban 16 yıl önce Şikayet EtHSYK üyeleri başka bir yere atanmalı. Bence hükümet hemen bir kanun çıkarıp HSYK üyelerini değiştirmeli. Bence bu onların ayarladığı değiştirme metninden daha akıllıca olur. Meclis ne işe yarıyor. Şuna bakın ki bir kurum yürütmeye engel oluyor. Meclisin üstünde kurum olamaz.Beğen
-
arzu demir 16 yıl önce Şikayet Etgeri dönüş yok. bunu herkes anladıda bir şu HSYK üyeleri anlayamadı. ama anlarlar.birde duyarlı hsyk üyeleri lütfen istifa ediniz bu çirkinliğin ortağı olmayınız.Beğen