Bir haftada neler oldu farkında mısınız?
Çok değil, dört beş yıl önce Türkiye’nin genel görünümü bariz bir “öngörülemezlik” haliydi. Düzenli olarak, aksatmadan seçim yapabilen bir demokrasi olmasına rağmen ülkenin ekseni hala seçim ve sivil yönetim üzerinde odaklanmamıştı. Anayasa maddeleri, hukuk kuralları hatta rutin kurallar bile son dakika azizliğine uğramaktaydı. Daha vahimi bütün bunlar da normal kabul edilmekteydi. Yüzde 47 ile seçimden zaferle çıkmış olan bir partinin kapatılması ve bu yolla ikiye bölünmesi planları sistem normalleri arasındaydı. 367 gibi buluşlar veya Danıştay cinayeti gibi sapkınlıklar gibi... Malum, sistemin birden fazla ve birbirine gücü yeten sahipleri vardı. Sonucu, hukuk ve demokrasi değil, karşılıklı hamleler belirliyordu. Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür. O günleri hatırlamakta zorlanabiliriz veya en azından aklımıza getirmek istemeyebiliriz ama tablo böyleydi. Geçen zaman içinde Türkiye’nin kazandığı en değerli şey “öngörülebilir” olmaktır. Bir adım sonrası, bir ay sonrası, bir yıl sonrası tahmin edilebiliyor; hesaplar sahip olduğumuz normlara göre yapılabiliyor. Sadece ekonomide değil... Hukukta da, siyasette de böyledir artık. Çünkü ölçü bellidir. Sonucu etkileyebilecek birçok irili ufaklı faktör belki hala tesir imkanına sahiptir ama noktayı toplumun serbest tercihi koymaktadır. Gücünü ve varlığını bu mekanizmaya borçlu olan bir iktidar yapısı vardır.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz
Mustafa Karaalioğlu / Star