Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Miraciyye

GİRİŞ 28.05.2014 GÜNCELLEME 28.05.2014 YAZARLAR

Cenab-ı Hak ömrünü uzun etsin daha da yayımlasın. Son olarak Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü yayımları arasında kendi küçük mânası büyük bir eseri çıktı: 'Miraciyye ve Bursalı Safiye Hanım Vakfiyesi'.

Miraciyye, Hz. Peygamber'in 'Mirac'ını anlatan şiirlere verilen isimdir. Zamanında tıpkı Mevlid gibi okunurdu. Metni kadar bestesi de önemlidir. En tanınmış ve okunmuş olanı Mevlevî Nâyî Osman Dede'nin hem güftesini hem bestesini yaptığı eserdir. Kitapta bu şiirin tam metni verilmektedir.

Safiye Hanım'ın damadı Mustafa Rakım Efendi ile beraber hazırladıkları vakfiyeye göre (1888) her yıl Miraç Kandilinin olduğu günün ikindi namazından sonra Nâyî Osman Dede'nin Miraciyye'si Bursa Mahkeme Camii'nde okunmaktadır. 126 yıldır bu gelenek devam ediyor.

Miraciyye okunduktan sonra ilginç bir gelenek de cemaata şekerli süt ikramıdır. Bu geleneğin dayanağı Sahih-i Müslim'deki bir hadistir. Buna göre Hz. Peygamber Miraç gecesi Kudüs'te iken kendilerine biri şarap öteki süt dolu iki kadeh takdim edildi, Hz. Peygamber süt dolu olanı aldı.

Burada 1828'de İstanbul'da doğup Mevlevî-Nakşî-Hâlidî tarikatlarından el almış olan Aşçı İbrahim Dede'nin kaleme aldığı hatıralarından (Bu hatırat Mustafa Koç-Eyüp Tanrıverdi tarafından yayımlandı. 4 cilt. 2006)

Erzincan'da iken Miraciyye okumasına dair bölümü okurlarla paylaşmak istiyorum:

'Cümlenin malûmu olduğu üzere leyle-i Mi'râc'da Dersaadet tekkelerinde mevlûd-ı şerîf gibi, Mirâciyye kıraat olunur. Erzincan'da o tarihe kadar kimse tarafından böyle Mirâciyye kıraati âdet olunmamış idi. O sene-i mübârekede fakir Mirâciyye kıraatini icra ettim. Leyle-i mezkûreden bir gün evvel bir haylice süt tedarik ettim. O gece ne kadar me'mûrîn-i askeriyye ve mülkiye var ise cümlesi davet olundu. Ancak taam âdet olmadığından herkes ba'de't-ta'âm yatsıdan evvelce dergâh-ı şerîfe geldiler.

O gün Hazret-i Ulemâbillâh efendimiz sâim (oruçlu) olduğu gibi dergâh-ı şerifte bulunan ihvanın ekserisi dahi sâim idiler ve akşam taamına bazı hulefâ dahi gelmiş idi. Akşam ezanından evvelce Câmi'-i şerîfi kemâ fi's-sâbık kanâdîl ve şamdan ile tezyin edip cümlesi yanmış ve Lihye-i sa'âdet (sakal-ı şerif) dahi makâm-ı mahsusundan indirilip mihrapta sehpası üzerinde vaz' olunmuş ve Câmi'-i şerîfin önündeki meydana hasırlar serilip birkaç mahalle sofra kurulmuştur.'

Namaz kılındıktan sonra iftar edilir. Ardından Miraciyye okunur. Ve geleneğe uyularak cemaata süt ikramı yapılır.

Peşine Aşçı Dede şu gülbangi çeker.

'Vakt-i şerifler hayrola, hayırlar fethola, şerler defola, Cenâb-ı Hak ism-i zatının nuruyla kulûblarımızı münevver eyleye; erenlerin hân-ı nimeti müzdâd, sâhibü'l-hayrâtın rûh-ı revânı şâd u handân ola. Dem-i Hazret-i Pîr Mehmed Vehbî Hayyât hû diyelim hû!' der. Mevcut bulunan dervîşân bülend âvâz ile ve medd-i tavîl ile cümlesi yek nefs gibi 'hû!' çekerler. İşte buna gülbank tabir olunur. Kezalik bu fakîr-i âsî dahi bu minval leyâlî-i mübârekelerde akşam ezanından sonra Hazret-i Ulemâ-billâh efendimizin huzurlarına gidip cümle dervîşân, dest-i mürşidânelerini takbîl edip oradan divanhaneye çıkıp fakir ile dahi cümlesi görüşüp bir büyük halka olarak işte bu gülbank çeker idik ve bayramlarda kezalik böyle idi.'

Yazının tamamı için tıklayınız

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL