Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Kadınlar haklı

GİRİŞ 06.05.2009 GÜNCELLEME 06.05.2009 YAZARLAR

Ülkemizde (hatta dünyada) hayatın bütün yükünü kadınların çektiğine inanıyorum. "Hayat müşterek" fiyakalı bir laftır ama aslı yoktur.

Hele kırsalda kadın düpedüz ezilmektedir. Bunu bir yana koyalım sadece çocuk doğurmak ve büyütmeyi düşünsek yeter. Dünyanın en zor ve en uzun işidir. Bu sebeple olsa gerek Cenab-ı Hakk kadınlara büyük sabır vermiştir. Dolayısıyla anaların hakkı ödenmez, ve şüphesiz cennet anaların ayakları altındadır. Hadi bir çocuk neyse, bunun ikisi, ikizi, üçü-beşi, bazı yörelerde dokuz-on tanesi var. Akla ziyan bir iş.

Kadın çocuğu büyütürken, ahırı temizler, ineği sağar, çalı-çırpıyı toplar, ocağı yakar, yemeği pişirir, çamaşırı yıkar, samana-ota koşar, ürünü devşirir, kurutur, çuvalların ağzını dahi diker, kızının çeyizini hazırlar, eşinin hizmetini görür, icabında kaynata-kaynana derdi çeker, bütün bunlar yetmezmiş gibi koca dayağı yer, sesini kesip oturur.

Bütün bunlar çile değil de nedir?

Erkeğe düşen nedir? Ayaklarını uzatıp oturmak, yoruldum deyip çay istemek, banyo yaparken dahi sırtını karısına sabunlatmak. Bu acaba tabiat kanunu mu diyorum ara sıra. Bilhassa belgesel seyrederken.

Aslanlar meselâ. Erkeğin yatıp uyumaktan, uzun uzun esnemekten ve eşlerini döllemekten başka işi yok. Avlanmayı dahi dişiler yapıyor. Üstelik erkek gelmeden ava yaklaşamıyorlar. Ne zaman ki haşmetli kıral gelecek, yediği kadar yiyecek; daha sonra dişilere ve yavrulara sıra gelecek.

Erkekler de aileyi korur diyecekseniz, demeyin. Çünkü onu dişilerle birlikte yapıyorlar. Erkeğin tek mücadele verdiği yer iktidar kavgası. Öteki erkeklerle boğuşuyor, kazanan ailenin kralı oluyor. Hepsi bu.

Şehirdeki çalışan kadının durumu da kırsaldakinden fazla farklı değil. Orada tarla-çapa-inek-tavuk var ise; burada 9-6 mesaisi, dairesi, atelyesi, işe-gidiş gelişi, trafiği alışverişi, pazarı, çocukların okulu vb. var. Kreşten bahsetmeyin bana. Çocuğu anasından ayıran herşeye karşıyım.

Şehirdeki çalışan kadın kocasıyla da dalaşır. Ne de olsa okur-yazardır, eh bilgilidir, kocasının her dediğine "evet" demez. Şehirdeki koca biraz yontulmuştur ama yine de hizmet bekler. Kadın yine çamaşırdan, ütüden, yemekten vb. sorumludur. Kırsal'a nazaran az da olsa şiddete maruz kalır. Bu şiddet evde olduğu kadar, kırsaldan farklı olarak sokakta devam eder. Şehirde karı-koca kavgası kırsaldan fazladır.

Eşlerinden ayrılan kadınlar çokluk çocuklarını da yanlarına alırlar. Hele bir de fukaralık varsa, ana-baba sahip çıkmaz ise ıstırabın daniskası yaşanır.

Bu çerçevede böyle bir başına kalan kadınlara uzanan yardım elini alkışlıyorum. Bu ister yardım kuruluşlarından gelsin ister "mini kredi" olsun, isterse AB fonlarından gelsin.

Türkiye İş Kurumu AB fonlarından gelecek 17 milyon avro ile iki bin altı yüz kadının kendi işini kurmasını sağlayacakmış. Gel de sevinme. Bu para ile kadınlar ev yemekleri satan lokanta, örme giyim eşyası, küçük çaplı tekstil atelyesi kuracak. Bu işletmelerde yine kadınlar istihdam edilecek. Bu da ayrı bir güzellik. İşkur'un yürüttüğü projeye kırk üç ilden başvuru olmuş. Proje teklifleri daha çok Doğu ve Güneydoğu illerinden geliyormuş. Normaldir. En çok mağdur olan, açlık çeken yöreler bunlar.

Şimdi işsizliğin rekor seviyeye çıktığı ülkemizde kadınların bu çerçevede iş sahibi olması onların yükünü bir kat daha artıracak.

Burada "erkek milleti"ne çok iş düşüyor. Mutlak surette eşlerinin yanında olmalı, onları desteklemeli, kurulacak işin bir ucundan tutmalıdır.

"Ben karımı çalıştırmam" lafı işsiz bir erkeğin efelik taslayarak edeceği söz olmaktan çıkmıştır. Ülkemiz emek-yoğun işlerde kadın erkek ayrımı olmaksızın çalışmak zorundadır. Unutmayalım ki günümüzde ekmek aslanın ağzındadır.

İtiraf etmek lazım gelirse aileyi ve çocukları korumak, sefil etmemek hususunda kadınlar daha diri ve dirençlidir. Erkekler sıkıyı görünce kapıyı çarpıp gitmektedir. Daha aşağılık ruha sahip olanlar kadının eve getirdiği parayı şiddet yoluyla elde edip içkiye, kumara yatırmaktadır.

Erkeklerin iş bulmakta, aile geçindirmekte bu kadar zorlandığı bir ortamda kadınların kendi işlerini kurmaları için atılan adımlar alkışlanmalı, kapsamı genişletilmelidir.

Kadınlar o eşsiz sabırları ile bütün bu zorlukları aşar, disiplin içinde çalışırlar.

Bu sebeple "Kadınlar haklı" diyorum. Yani AB'den, şurdan burdan gelen parayı, aman erkeklere vermeyin çar-çur ederler.

 

 

Mustafa Kutlu - Yeni Şafak
mkutlu@yenisafak.com.tr

YORUMLAR 2
  • seyhan 16 yıl önce Şikayet Et
    yorum yazan arkadaşlara bakıyorum da!. Neden yalakalık oluyormuş. Ne kadar bencil bir tutum içinde olduğunuz daha kadınlar hakkında yazılan bir yazıya bile tahammül edememenizden belli. İşte erkeklerin en belirgin hastalığı da bu; BENMERKEZCİLİK!
    Cevapla
  • yusuf sanli 16 yıl önce Şikayet Et
    cahillik. sayin yazar kadinlara bu yalakalik nedendir.bizim ülkemiz malesef cahil bir ülkedir ne kisilik olarak ne zihniyet olarak ve nede teknoloji olarak gelismemis bir ülkedir. kadiniyla erkegiyle cahil bir toplumdur.erkeklerde cahil kadinlarda cahil bu ülkede.cahil toplumlarda ise güclü zayifi ezer.olay budur
    Cevapla