Soyunmak
İnsanoğlu kimbilir hangi zamanlardan bu yana çıplak vücudunu örtüye bürüyerek dolaşıyor. Buna sebep iklim şartları, gelenekler, din, günah, ayıp vb. gibi kavramlar alışkanlıklar olabilir. Ancak unutmayalım ki, mesalâ Amazon ormanlarında hâlâ çıplak dolaşan kabileler var ve onlar arasında “çıplaklık” bizim gibi algılanmıyor.
Giyinmeye alışmış toplumda vücudun gizlenmesi aynı zamanda bir “mahremiyet” alanı oluşturuyor. Bu alana tecavüz cüretkâr davranışlardan sayılıyor, büyük bir kesim şurasını-burasını açan erkek ve kadını kınarken, kimileri bu davranışı “cesur” buluyor.
Yani kanunlara, alışkanlıklara, dine, yasaklara “başkaldıran” bir çıkış, bir cesaret örneği. Film ve fotoğraflarda soyunan oyunculara soyunmanın dozuna göre “cesur” payesi veriliyor. Böylece “soyunma” bir yerde başkaldırı, bir yerde “protesto” bir yerde “estetik obje” bir yerde “kışkırtıcı davranış” olarak değerlendiriliyor.
Bütün bunları alt alta koyarsak “giyinik” toplumlarda “soyunmak” her hâl ü kârda “sıradışı” sayılıyor. Eh “sıradışı” olmanın da zaman içinde bir bedeli bir fiyatı oluşmuştur elbette. Kapitalizm bu gibi durumlardan ne starlar, idoller, rol modeller çıkararak sermayeye ilave etmekte pek mahirdir. Bu sebeple “soyunma”yı “stres yönetimi” gibi denetleyerek, bayağı (yani fiyatı düşük) olmaktan çıkarıp “pahalı” bir eylem haline sokabilmiştir.
Moda (giyim-kuşam dünyası), eğlence, sanat dünyası böylece (yani soyunmanın para edecek yerde ve kişilerce gerçekleştirilmesi ile) bir endüstri haline gelirken “soyunma”dan azami istifade edecektir.
Çıplaklık dikkat çekici olduğundan satılabilir bir maldır. Ve bu çokluk “kim çıplak?” sorusu ile borsasını kurar.
Bir genelev veya plaj çıplaklığı ile (yani giyiniklerin olmadığı bir yerde çıplaklık alelade olacağından) bir defile, filim, fotoğraf, protesto çıplaklığı aynı kefeye konulamaz.
Paparazziler çıplak görüntüleri para edecek ünlülerin peşinden koşar.
Bazı sanatçılar (Gülüyorum ama gerçek bu: Sosyal meselelere dikkat çekmek için) zaman zaman çok sayıda kadın ve erkeği çıplak kompozisyonlara sokarak gösteri yapar veya fotoğraf çeker.
Bu konuda son iki haber: Oxford Üniversitesi'nin “zeki ve cesur” öğrencileri “fakir üçüncü dünya ülkeleri”ne yardım amacıyla soyunarak poz vermiş ve bu fotoğraflardan bir takvim hazırlanmış.
Bana sorarsanız “ucuz”bir proje.
Takvimi hazırlayanların hayal dünyası “çıplaklık” dışında dikkat çekecek bir yol bulamamış.
Meksika City'de çevreciler sera gazı salınımının engellenmesi için çırılçıplak bisiklete binerek şehirde tur atmışlar.
Bu arkadaşlar protesto veya yardım için kafayı çalıştırsalar yüzlerce alternatif bulabilirler. Bu “ucuzluğa” ülkemizde de raslanıyor. Bergama köylüleri (erkekler) üstlerini çıkararak Boğaz Köprüsü'nde gösteri (protesto) yapıyorlar. Bazı oyuncu-şarkıcı-manken-TV yıldızı olma meraklısı kadınlar TBMM önünde soyunuyor. Magazin basınından medet umuyor.
Dikkat ederseniz olayın “cinsellik” boyutuna değinmedim. Burada da açık bir istismar var ama, bana göre “cinselliğin satışı” soyunmadan da yapılıyor, belki daha da etkili oluyor.
İnsan vücudunun “estetik obje” olarak değerlendirilmesi “çıplaklık” şartına bağlanıyorsa bu bir safsatadır. Ama “kışkırtıcı” karakterini gözardı edemeyiz. Bu sebeple reklamlarda geniş yer bulabilir. Bunu bir “imkân” olarak algılayanlar genç vücutlar yanında yaşlı gövdelere de yer verebilir. Çıplaklık ve cinsellikten medet uman sanatçıyı ciddiye almıyorum. Sanat açısından sıradan ve ucuz bir iş yapıyor çünkü.
Giyinik toplumlarda “soyunma” ne kadar artsa, ne kadar istismar edilse, ne kadar “ayağa düşse” de dikkat çekici özelliği sürecektir. Burada geniş kalabalıkların bu eyleme dinî, ahlakî, geleneksel açıdan kötü gözle bakmaları, onu engellemeye çalışmaları, yasak koymaları, gizlemeleri de bu güne kadar pek para etmemiş; aksine yapılan eylemin potansiyel etkisini artırmıştır. Bunu da belirtelim. Soyunmanın sona ermesi belki toplumun Amazon kabileleri gibi yaşaması sonucu oluşabilir. Giyinik toplumlar bu çelişkiyi taşımaya devam edecekler. Ama zaman içinde çıplaklığa çok yer veren toplumlarda giysilerin vücudu örten kısmı azaldıkça çıplak kalan bölgelerin çekiciliğini kaybettiğini, sıradan-alışılmış-dikkat çekmeyen-bir unsura dönüştüğü söylenebilir.
Bu gidişle “soyunma”nın bir mânası kalmayacağını mı söylüyorum. Hayır. Soyunmanın mânası zaten yok “fiyatı” var.
Mustafa Kutlu - Yeni Şafak
mkutlu@yenisafak.com.tr
-
Hallacı Mansur 16 yıl önce Şikayet EtAsıl cesur kim?. Ruhunu Nefsi emmarenin ördüğü elbiselerden soyamayan zavallılar, içindeki kafesden kurtulmanın yolu olarak elbiselerinden soyunmayı çare bulurlar ve şu an yaşadığımız toplumda bu çıplakları cesur diye nitelemek adilce olmaz. Çünkü günümüzde asıl cesur davranışı her şeye rağmen(iklim, hukuk,toplum..) tesettüründen taviz vermeyenler sergiliyor.Beğen Toplam 1 beğeni
-
AHLATT 16 yıl önce Şikayet EtGerçekten müthiş bir bir yorum. sanırım bazı medya maymunlarına verilebilecek en güzel cevabı vermişiniz sizi bir kez daha tebrik ediyorumBeğen Toplam 1 beğeni
-
yasin abzek 16 yıl önce Şikayet Etpara para para. doğru söze ne denir. "Soyunmanın mânası zaten yok “fiyatı” var." helal olsun tek cümle yetmiş özetlemeye. bazen bu fiyat paradır bazen şan şöhret bazen makam bazende çağdaş olmak maskesinin getirileri. soyunana prim veren erkek bozuntuları olmasa soyunan kalmazdı herhalde.Beğen Toplam 1 beğeni
-
mehmet tokat 16 yıl önce Şikayet EtKuran Ahlakıya Ahlaklansın Dünya. terör, kargaşa, fitne, savaşlar biter o zaman. adalet gelir.Beğen Toplam 1 beğeni
-
~AbraKadabra 16 yıl önce Şikayet EtGömlekten sonra pantolonu da çıkarma AÇILIMINDAKİ SOYUNUCULARA NE DEMELİ ?. Soyunma var kendine zarar,en fazlası çevresine; SOYUNMA VAR ALEME ZİYAN !Beğen