Barış güçlülerin işidir
Terörsüz Türkiye, Terörsüz bölge derken, acaba artık terörsüz ve savaşsız bir dünyayı konuşabilir miyiz?
Krizlerin, çatışmaların ve savaşların yaşandığı bir dönemde insanların en çok ihtiyaç duyduğu şey biraz nefes alabilmek.
Savaşlar bittiğinde dünya ne kazanacak? Belki de uzun zamandır özlediği istikrarı ve huzuru.
Siz güçlü olursanız, tüm dünyayı kendi çizginize çekebilirsiniz.
Ülkelerin uluslararası sistemdeki ağırlığı, sahip oldukları milli güç kapasitesiyle doğrudan bağlantılı.
Bugün Batı dünyasının Türkiye'ye yönelik saldırılarına güçlü cümleler kurabiliyoruz.
Oysa bundan 20-30 yıl önce aynı özgüvene sahip değildik.
MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Avrupa hangi yüzle Türkiye'ye ders vermeye kalkıyor?” diye sorunca cümleleri Londra’da, Berlin’de, Cenevre’de yankılanıyor.
Uluslararası ilişkilerde belirleyici olan şey çoğu zaman niyet değil güçtür.
Güçlüyseniz yalnızca kendinizi korumazsınız, bulunduğunuz bölgeyi de korursunuz.
Diplomatik masalarda ağırlığınız olur ve diğer aktörleri belirli bir çizgiye çekebilirsiniz.
Tam da bu nedenle geçtiğimiz hafta yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısının sonuç bildirisi dikkatle okunmalıdır.
Ancak özellikle dikkatimi çeken bölüm, İran ile ABD arasında sağlanan mutabakattan duyulan memnuniyetin ifade edilmesi ve bu sürecin akamete uğratılmaması gerektiğine yapılan vurguydu.
Bu ifade son derece önemli.
Çünkü hemen ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İran Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşme geldi.
Peki barışın akamete uğratılmaması ne anlama geliyor?
Doğal olarak akla ilk gelen aktör İsrail oluyor. Çünkü bölgede yaşanan her gelişmede süreci farklı yönlere çekebilecek yeni hamleler ortaya çıkabiliyor.
NATO toplantıları yapılacak, Trump ile görüşmeler gerçekleştirilecek, yeni diplomatik temaslar kurulacak.
Türkiye ise bu süreçte ateşkesin ve olası barış girişimlerinin zarar görmemesi için diplomatik hamlelerini sürdürüyor.
Türkiye bölgedeki aktörleri kendi savunduğu barış çizgisine çekebilir mi?
Evet, çekebilir.
Nasıl?
Kurduğu dostluklarla, geliştirdiği iş birlikleriyle, askeri ve ekonomik kapasitesiyle, diplomatik etkinliğiyle ve stratejik gücüyle.
Türkiye bugün çok boyutlu bir diplomasi yürütüyor.
+Askeri gücünü,
+ekonomik kapasitesini,
+siyasi etkisini ve
+diplomatik ağırlığını gerektiğinde aynı anda kullanabiliyor.
Uluslararası sistemde sözünüzün dinlenmesini istiyorsanız önce gücünüzü ortaya koymanız gerekir. Barışı savunmak önemlidir. Ancak barışı kalıcı hale getiren şey yalnızca iyi niyet değil, aynı zamanda güçlü olmaktır.
Çünkü tarih bize şunu gösteriyor: Güçlü olanlar savaşı başlatabilir, fakat gerçekten güçlü olanlar barışı konuşturabilir.
-
ASLINDA 40 dakika önce Şikayet EtSuriye savaşının kazanılması esadın kaçması kontrolün colaniye geçmesi ile Avrupa, amerika, israil pkk ya lojistik maddi manevi destek sağlayamadı. Zaten pkk çöktü, şu an sadece sözde. En güçlü kalelerinde Türkiye'nin sözü geçiyor. O halde yaptırımı da fazla olurBeğen
-
Misafir 11 saat önce Şikayet Et"İster isen sulh-u salah hazır ol cenge"Beğen Toplam 2 beğeni
-
Vavuölç 11 saat önce Şikayet EtÇok doğru bir tesbit, futbol,da da TOP sahanın merkezindedir...20 oyuncu ( kaleciler hariç) ne oluyor, bu yirmi kişi, Hababam merkezdeki aynı top,a vuruyor.Beğen Toplam 1 beğeni