Stratejik adımlara sanal dezenformasyon
Son dönemde Türkiye’nin stratejik adımları üzerinden sosyal medyada provokasyon ve dezenformasyon yürütüldüğünü görüyoruz.
Bu süreçlerde dikkatli olmak, karşımıza çıkan her paylaşımı doğru kabul etmemek gerekiyor.
Kendisini bazen Müslüman, bazen muhafazakâr ya da milliyetçi, bazen de sol muhalif olarak tanımlayan bazı hesaplar -sözüm ona- eleştiri yapıyor gibi görünürken açıkça İsrail propagandasına hizmet ediyor.
Örnek de vereyim mi?
Türkiye aynı gün içerisinde
+Mekke İttifakı’nı meclisine getiriyor,
+Libya Parlamentosunda kabul edilen deniz yetki anlaşmasını takip ediyor,
+Endonezya, Katar, Pakistan güvenlik anlaşması imzalama aşamasında.
Baş döndüren tarihi gelişmelerin yaşandığı bir gün yani.
Bu günün özetini sanal medyada kendisini “müslüman, muhalif” olarak tanımlayan bir hesap “Türkiye, İsrail’den gol yedi.” şeklinde özetliyor.
Atılan adımlar itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor. Binlerce etkileşim, yüzlerce yorum yapılıyor.
Ötekisi “sol, muhalif” görünümlü bir youtuber.
Fransa’da yaşanan olayların Türkiye’ye sıçraması gerektiğini ima ediyor.
Yağma ve hırsızlık olaylarını öyle bir anlatıyor ki sanki yağmacılar evliya!
“Aslında onlar çalmak için değil, tepki amacıyla ürünleri topluyor. “ diyor. Birilerine yol gösterircesine!
Yağmalanan ürünlerin yan sokakta tezgâhlarında satıldığından ise hiç bahsetmiyor.
Mesele yalnızca sosyal medyadaki paylaşımlardan ibaret değil.
Dünya Mekke İttifakı’nı konuşurken bizde bazıları “Suudi Arabistan’a asker mi gönderilecek?” tartışmasını sürekli diri tutuyor.
Türkiye’nin onca insansız hava araçları, füzeleri, savunma sanayisi ve teknolojik altyapısı varken bunlar Türkiye’nin katkısını yalnızca piyade göndermek üzerinden görüyorlar.
Tam bu noktada “sol, muhalif, Atatürkçü” hesap devreye giriyor.
Osmanlı’dan örneklerle körfez bölgesinde şehit olan askerlerimizin hazin tarihini detaylarıyla anlatıyor ki, Mekke ittifakından hemen çıkılsın!
Bir de kardeşimiz Azerbaycan örneği var.
Tam da Azerbaycan’da birileri ipleri germeye çalışırken…
Tam da diplomatik bir hata geri dönülemez sonuçlara yol açabilecekken…
Sanal medya harekete geçiyor.
Kendisini “hükümet yanlısı, müslüman” şeklinde kodlayan hesaplar Azerbaycan’a her türlü hakareti sıralıyor. Ağzına geleni söylüyor, sövüyor..
Bakın eleştiri haktır.
Keşke İlham Aliyev, ülkesindeki onlarca camiyi 40 yıllık esaretten kurtaran muzaffer bir komutan olarak ülkesindeki başörtüsü yasaklarıyla anılmasaydı.
Ama malesef bu yaşandı.
Şer odaklarının tam da istediği ortam oluştu.
Türkiye'deki Azerbaycan karşıtı trollerle, Azerbaycan'daki Türkiye karşıtı troller aynı anda karşı tarafa düşmanca ifadelerle yüklenmeye başladı.
Eş zamanlı olarak sanal medyadaki atışma bazı bürokratik / siyasi kimliklerin diline dolamasıyla büyütülmeye çalışıldı.
İşte tam bu noktada bir kanaat oluşması beklenir.
İşte o kanaati oluşturma görevi de sanal medyadaki bazı “görevliler” üzerinden yapılmaya çalışılıyor.
Hepsini aynı Çuvala doldurmak istemem ancak “Azerbaycan tarihini araştırıyorum” ayağına “Elçibey iyiydi, Aliyev kötüydü” analizleri kasanları da görmezden gelemem.
Sanal medyada ilk duyulduğunda kulağa makul gelen, hatta “Vay be!” dedirten her iddia doğru olmayabilir.
Bu nedenle sosyal medyada gördüğümüz her bilgiyi sorgulamadan paylaşmamalı; iddiaların kaynağına, bağlamına ve kime hizmet ettiğine dikkat etmeliyiz.
Stratejik konularda da eleştiri elbette yapılabilir.
Ancak eleştiriyle dezenformasyonu, sorgulamayla propaganda faaliyetlerini birbirinden ayırmak zorundayız.
Mustafa Yıldız / Haber7
-
Vatandaş ! 2 saat önce Şikayet EtKendi askerine, kendi gazisine ve kendi şehitlerine sahip çıkmayan insanlar için PARA ve TOPRAK için yaşayan insanlar çin KUSURA BAKMAYIN ama Türkiye de kimse ADIM bile atmaz ! Türkiye ve askerimiz GOLEM değil !Beğen