Mustafa Yürekli
Mustafa Yürekli
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Ekonomik, teknolojik ve siyasi bağımsızlık, kültürel bağımsızlığa bağlı..

GİRİŞ 13.05.2026 GÜNCELLEME 13.05.2026 YAZARLAR

Kültür, bir toplumun tarihsel süreç içinde kuşaktan kuşağa aktardığı, inançlarını, yaşam tarzını, dilini, edebiyat ve sanatını, geleneklerini kapsayan maddi ve manevi değerlerin bütünüdür. Bu merkezinde dinin olduğu değerler sistemi, toplumu bir arada tutar ve diğer toplumlardan farklı kılar..

Kültürün unsurları ve temel özellikleri açısından bakıldığında; 1. Kültürün binalar, el sanatları ve araç gereçler gibi maddi ve inançlar, gelenekler, örfler, ahlak ve hukuk kuralları gibi manevi ögeleri içerdiği görülür; 2.Öğrenilebilir ve aktarılabilir olduğu tespit edilir, çünkü kültür, biyolojik değil, sosyal yollarla öğrenilir ve nesilden nesile aktarılır; 3. Bir de ‘Toplumsal Kimlik’ boutu vardır kültürün, toplumların kendilerine özgü kimliklerini oluşturur; 4.Sürekli değişim halindedir, tarihsel süreç içerisinde sürekli gelişir, değişir ve yeniden inşa edilir.

Kültürün üç işlevi vardır: 1.Toplumsal bağlılık oluşturmak, kısaca din gibi ortak payda sağlayarak bireyleri bir arada tutmak; 2.Anlam sistemi oluşturmak, bireylerin günlük yaşantılarını düzenlemede, anlamlandırmada ve yapılandırmada kullandıkları bir çerçeve sunmaktır; 3.İletişim sistemi oluşturmak, dil ve semboller aracılığıyla toplumsal iletişimi sağlamaktır. 

KÜLTÜREL BAĞIMSIZLIK

Kültürel bağımsızlık, bir toplumun kendi değerlerini, dilini, sanatını ve hayat tarzını başka bir kültürün baskısı veya güdümü altında kalmadan, özgürce sürdürebilme ve geliştirebilme yetisidir. Bu kavramın temel bileşenleri ve önemi şu başlıklar altında toplanabilir: 1.Güdümlü olmamak, bir toplumun kendi sembol dünyasından ve kimliğinden vazgeçmemesi, başka bir kültürel yapının taklitçisi haline gelmemesidir; 2.Kendisi olabilmek, küresel etkiler karşısında kendi özgün kimliğini koruyarak "kendisi kalabilme" durumudur; 3.Seçici etkileşime girmek, çünkü kültürel bağımsızlık, dış dünyaya kapalı olmak demek değildir; diğer kültürlerle dostluk ve siyaset münasebetleri kurarken milli çıkarları ve özgünlüğü korumayı ifade eder. Bu bağlamda kültürel bağımsızlık, Müslüman halkların dayanışması ve Batı karşısında direnişi demektir.

Kültürel bağımsızlığın önemi, siyasi ve ekonomik bütünlük sağlamasından gelir. Kültürel bağımsızlığını kaybeden toplumlar, zamanla siyasi ve ekonomik otonomilerini de yitirme riskiyle karşı karşıya kalırlar. Kültürel bağımsızlığın önemini artıran bir başka unsur da ‘Milli Kimlik’ oluşudur; toplumun tarihsel sürekliliğini sağlayan ana unsurdur; tam bağımsızlık, siyasi ve ekonomik bağımsızlığın yanı sıra kültürel derinliği de kapsayan bir "hayat meselesidir".

Milli kültürel bağımsızlık, ekonomik ve teknolojik bağımsızlıkla birbirini besleyen bir yapıya sahiptir. Ayrıca kültürel bağımsızlık, bir milletin sadece yönetim bakımından değil, zihinsel ve ruhsal olarak da özgür kalabilmesinin anahtarıdır.

Türkiye’nin bugün en önemli meselelerinden birisi ekonomik ve teknolojik bağımsızlık sorunu ise bundan daha önemli olan diğer problemi de milli kültürel bağımsızlık meselesidir. Kültürel bağımsızlıkla, ekonomik ve teknolojik bağımsızlık birbirlerini besleyen alanlardır.  Tarih şunu göstermiştir ki kültürel bağımsızlığını kazanmamış bir ülkenin, teknoloji ve ekonomik alanda da bağımsız olabilmesi, kendi başına yeter, güçlü bir ülke olabilmesi mümkün değildir. Bir ülkenin en önemli güçlerinden birisi kültürünün, medeniyet değerlerinin gücüdür ve bundan o milletin ne kadar güç aldığıdır.

EKONOMİK, TEKNOLOJİK VE SİYASİ BAĞIMSIZLIĞIN TEMELİ: KÜLTÜREL BAĞIMSIZLIK

Siyasi bağımsızlık, bir ülkenin ‘hükümranlık haklarını bizzat kullanabilmesi’ olarak tanımlanacak olursa ekonomik olarak dışa bağımlı olan bir yapının siyasi açıdan bağımsız olması mümkün değildir. Bununla birlikte, ekonomik bağımsızlık tam siyasi bağımsızlığın gerekli şartı olsa da yeterli şartı değildir. Hem ekonomik hem de doğrudan siyasi bağımsızlığın önemli bir diğer alt unsuru da teknolojik bağımsızlıktır. En basit örneğiyle, gerektiğinde siyasi bağımsızlığı korumakla görevli olan ordunuz ne kadar büyük olursa olsun teknolojik açıdan yetersizse siyasi bağımsızlığınız risk altında demektir.

Ülke içinde bu ‘teknolojik açığı’ kapatacak kabiliyetleriniz oluşmamışsa, yani teknolojik açıdan dışarıya bağlıysanız, tam bağımsızlıktan söz edebilir misiniz? Hem ekonomik hem teknolojik bağımsızlık, siyasi bağımsızlığı ‘korumak’ için gerekli denebilir. Bu üç bağımsızlığın temelinde de kültürel bağımsızlık vardır. Ekonomik, teknolojik ve siyasi bağımsızlık, kültürel bağımsızlıkla temellendirilmemişse, sabun köpüğü gibi geçici olur. Ekonomik, teknolojik ve siyasi bağımsızlığın süreklilik kazanması, kültürel bağımsızlıkla mümkün olur.

İçinde yaşayageldiğimiz küreselleşme süreci, bazı kültürel ögelerin diğerlerine göre daha baskın hale gelmesini sağlayan bir mecra oluşturuyor. Bugünkü küreselleşme sürecinde, kendi kültürlerine sahip çıkamayan toplumlar diğer bazı toplumların kültürlerini ‘üniversal kültür’ olarak kabul ediyorlar ve bir çok toplum ‘kültürel bağımsızlıklarını’ kaybediyor.  

Kültürel bağımsızlık, siyasi bağımsızlığın sağlanması açısından ekonomik bağımsızlığa göre çok daha hayati bir unsur. Zira, siyasi bağımsızlık ülkedeki kararların ülke halkı tarafından alınması ise, kültürel bağımsızlığını kaybeden bir halk kendisine ait olmayan kararları vermiş oluyor. Yani siyasi bağımsızlığın doğrudan ortadan kalkma tehlikesi ortaya çıkıyor. 

Küreselleşme, bağımsızlığı (ya da hürriyeti) yeniden düşünmemizi gerektiriyor. Bağımsızlık bir ‘varoluş ilanıysa’ iktisadi, teknolojik ve siyasi bağımsızlık tam bağımsızlığın artık sadece küçük (ama hala önemli) bir parçaları; kültürel açıdan da bağımsız değilseniz ‘varım’ demeniz güç. 

Mustafa Yürekli / Haber7

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL