Cumhuriyet tarihi İslam tarihinin içindedir
Yaklaşık kırk yıldır İslam tarihini araştırıyorum, yazıyorum.
İslam tarihi denilince, 7. yüzyılın başında Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Mekke/Medine'de başlayan, Müslümanların siyasi, sosyal ve kültürel gelişimini konu alan, geniş bir çalışma alanı kast edilmektedir.
İslam tarihinin temel dönemleri ve özellikleri şu şekildedir: Kısaca İslam tarihi, İslam dininin yayılışı, Dört Halife, Emeviler, Abbasiler, Osmanlılar gibi devletlerin tarihi ile medeniyetler arası etkileşimi kapsar.
Risalet (Peygamberlik) Dönemi (610-632): Hz. Muhammed'in (s.a.v.) 610'da vahiy almasıyla başlayan, İslam'ın doğuşu ve Arap Yarımadası'nda yayılmasıyla sonuçlanan dönemdir.
Dört Halife Dönemi (632-661): Hz. Ebubekir (r.a.), Hz. Ömer(r.a.), Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali'nin (r.a.) yönetimindeki "Raşid Halifeler" devri olup, sınırların hızla genişlediği dönemdir.
Emeviler Dönemi (661-750): İslam devletinin merkeziyetçi bir krallığa dönüştüğü, sınırların İspanya'dan Hindistan'a uzandığı, Arap milliyetçiliğinin ön planda olduğu dönemdir.
Abbasiler Dönemi (750-1258): İslam bilim, kültür ve sanatının altın çağını yaşadığı, Bağdat merkezli, bilimsel gelişmelerin (Beytü'l-Hikme) zirve yaptığı dönemdir.
Türk-İslam Devletleri Dönemi: Türklerin İslam'ı kabulüyle Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular ve nihayetinde Osmanlılar ile İslam medeniyetinin yayıldığı, savunulduğu ve yeni bölgelere (Balkanlar, Hindistan vb.) taşındığı dönemdir.
Osmanlı Devleti’nin Tanzimat sonrasında girdiği Batılılaşma süreci, Türkiye Cumhuriyeti devletiyle sonuçlandı. Tarihte sürekliliği savunan yaklaşıma göre Osmanlılar ve devamı olan Türkiye Cumhuriyeti, doğal olarak İslam tarihi içinde ele alınmalıdır.
Osmanlı devleti ile Türkiye Cumhuriyeti devleti arasındaki fark, rejim farkıdır; millet, vatan, din ve devlet aynıdır.. Osmanlı devletinden Türkiye Cumhuriyeti’ne geçişi kopuş olarak görmek ve Cumhuriyet tarihini Batı tarihinin parçası olarak algılamak büyük bir yanlıştır; küçük bir sömürge haline getirmektir.
Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki en temel fark, Osmanlı'nın hanedan esaslı bir monarşi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ise ‘halk egemenliğine dayanan laik ve demokratik bir ulus devlet’ olmasıdır. İki yapı arasındaki başlıca farklar yönetim ve hukuk alanlarında belirginleşmektedir: Yönetim biçimi, Osmanlı Devleti’nde egemenlik Osmanoğlu Hanedanı’na ait ve babadan oğula geçen bir monarşiydi. Türkiye Cumhuriyeti'nde ise egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve yönetim şekli cumhuriyettir (yöneticiler seçimle iş başına gelir).
Devletin niteliği bakımından şu söylenebilir: Osmanlı çok uluslu bir imparatorluk yapısındaydı; bünyesinde çok sayıda farklı millet, din ve dili barındırıyordu. Türkiye Cumhuriyeti ise laikliği benimsemiş ulus devlet temelinde kurulmuştur. Din, hukuk ve toplum yapısı bakımından da farklıdır. Osmanlı’da din ve devlet işleri iç içeydi (resmi din İslam'dı ve padişah aynı zamanda halife unvanını taşırdı). Cumhuriyet döneminde ise laiklik ilkesi benimsenerek din ve devlet işleri (hukuk, eğitim ve kültür) birbirinden ayrılmıştır. Devleti kuran ve ayakta tutan toplum ise Müslümandır. Bu yüzden tarihi dönemlendirirken millet esas alınmalıdır.
Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Tarihi de siyasi yapı değil, millet esas alındığında İslam tarihinin bir parçası olarak görülmektedir. Millet, din, vatan ve devlet esastır. Rejim, kanun, iktidar ve kadrolar toplumun değişenleridir.
Cumhuriyet Tarihi, millet esas alındığında İslam tarihinin bir parçasıdır. Siyaset, sosyolojik merkezi temsil etmiyor diye Cumhuriyet Tarihi’ni İslam tarihinden koparıp Batı tarihinin bir parçası görmek okullarda okutulan resmi tarih yaklaşımı olduğundan yaygın bir yanlıştır.