Mutlu Tönbekici
Mutlu Tönbekici
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Sonsuz kederler içindeyim. Çünkü Orhan Pamuk okuyorum

GİRİŞ 29.09.2008 GÜNCELLEME 29.09.2008 YAZARLAR

 Siyasi, ideolojik her hangi bir çiğlik içermiyor. Sadece gerçeği yansıtıyor.

Orhan Pamuk, okuduğum bir yazar. Bütün kitaplarına bayılmış olmayabilirim ama “En çok satan ama hiç okunmayan/kitabı bitirilemeyen yazar” lafını da söyleyenin kendi zaafı veya beceriksizliği olarak görüyorum. “Patates satsaydı da Nobel alırdı” lafını ise hayli ayıp buluyorum.

Masumiyet Müzesi, Nur Çintay’ın dediği gibi “mıknatıslı” bir kitap. Elime yapışması, kendimi okumaktan alamıyor olmamım yanı sıra son derece de “depresyona” sokucu.

Şöyle diyeyim: Yataklara düştüm. 4 Gündür aralıksız olarak kitabı okumaktayım. (600 sayfayı bir gece okuyabilen Marslı köşecilerden değilim. Bunu yapabildiklerine inanan kerizlerden de..)

4 gündür kederler içinde yüzüyorum. Sevgilim beni yataktan çıkartmakta zorlanıyor. Yüzüm gülmüyor, canım konuşmak istemiyor, iştahım yok... Zorlamasam kendimi, yıkanmayacağım, üstümü başımı değiştirmeyeceğim, okuduğum sayfanın yönüne göre bir sağa bir sola dönerek yatağın içinde bütün gün (ve gece) kitabımı okuyacağım. Çok çok pijamalarım üzerinde evimin önünden inen yağmurdan ıslanmış gri sokak merdivenine bakıp tekrar yatağıma ve hüzünlü kitabıma döneceğim..

Önce anlamadım ne olduğunu. Hepsi depresyon belirtisi bunların. Yediğim bir “dost” kazığı sandım. Sonra hanımlara mahsus depresyon sandım. Sonra fark ettim ki hayır Orhan Pamuk ruhumu ele geçirmişti.

Bir roman insanı bu kadar mı etkiler? Bu kadar mı kederler? Bir aşk acısını bu kadar mı derinden hissettirir?

Kitabını konusunu söylemeyeceğim. Gerçi ilgili olanlar az buçuk ip uçlarını yakalamıştır. Bir erkeğin genç bir kıza duyduğu aşkın hüzünlü hikayesi.

Kendim aşıkmışım da acı çekiyormuşum gibiyim. Engelleyemediğim bir hüzün içindeyim.

Aşk acısı galiba insanın en derinden, en kuvvetlisinden sarsan şey. Bir zamanlar ben de böyle bir acı yaşamıştım. Sekiz buçuk ay sürmüştü sadece ilk şoku. İkinci dalga, üçüncü dalga erken “tedavim” iki üç yılımı almıştı. Damarlarımdan kan değil de beton akıyor gibiydi. Her gün uyanmamak dileğiyle uykuya dalıyordum. Her uyanmam hüzün dolu idi. Yaptığım tek şey aşk acımı yazıp durmaktı. Kendim için. Bir gün geriye dönüp bakabileyim diye. Henüz kendi acıma dokunamadım.

Ama Kemal’le ortak duygular yaşıyor olmamız değil tabii tek neden. Orhan Pamuk yapıyordu bunu. Zira aynısı Yeni Hayat’ı okurken de olmuştu. Ve Beyaz Kale’yi da, Hatta sırf bu yüzden bitiremediğim İstanbul kitabında da.

Orhan Pamuk insanın çok acayip bir hüzne sokup çıkartan tuhaf bir yazar. Edebi depresyon diyeceğim. Sonbaharda yapılacak en güzel şey evet Masumiyet Müzesini okumak. Şimdi müsaadenizle kederime geri dönmek istiyorum.


Mutlu TÖNBEKİCİ / Vatan
mutlu.tonbekici@gmail.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL