Türkiye Ortadoğu’da oyun kurucu mu, yoksa Çin’le birlikte hedef ülke mi?
Ortadoğu’da son dönemde sıkça dile getirilen bir söylem var: “Türkiye yükseliyor… Yeni güç Türkiye.” Ancak asıl soru bu değil.
Türkiye güçlendikçe oyun kurucu mu oluyor, yoksa aynı anda hedef haline mi geliyor?
Ve daha kritik soru:
Türkiye, küresel rekabetin yeni denkleminde Çin’le birlikte dolaylı bir hedef hattına mı yerleşiyor?
Yükselen Güç Olmanın Bedeli
Türkiye artık klasik bir bölge ülkesi değil.
• Suriye’de askeri varlık
• Libya’da denge değiştirici müdahale
• Karabağ’da oyunun seyrini değiştiren teknoloji
• Irak’ta sürdürülen operasyon kabiliyeti
Bu tablo, Türkiye’yi sahada etkili bir aktör haline getirdi.
Ancak Ortadoğu’da güçlenmek çoğu zaman destek değil, denge reaksiyonu üretir.
Bu coğrafyada yükselen her aktör, aynı anda bir dengeleme sürecinin hedefi olur.
Çin: Doğrudan Değil, Sistem Üzerinden Baskı
Küresel düzlemde ise daha büyük bir rekabet yaşanıyor.
ABD ile Çin arasındaki mücadele artık klasik bir güç çatışması değil.
Bu rekabet:
• Enerji hatları
• Ticaret yolları
• Finans sistemi
üzerinden yürütülüyor. Ama burada kritik bir detay var:
Bu mücadele doğrudan Çin topraklarında değil,
Çin’in erişim alanlarında ve etki kurduğu coğrafyalarda veriliyor.
İşte Ortadoğu bu nedenle kritik.
Ve Türkiye… bu hattın tam merkezinde.
Yani Türkiye yalnızca bölgesel bir güç değil,
aynı zamanda küresel rekabetin temas noktalarından biri.
Bu durum şu ihtimali doğuruyor:
Çin’e yönelik sistemsel baskı, dolaylı olarak Türkiye gibi ülkeler üzerinden sahaya yansıyabilir.
İran: Doğrudan Değil, Derinden
İran ile ilgili en büyük yanılgı,
“Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelir mi?”
Büyük ihtimalle hayır.
Ama bu, İran’ın etkisiz olduğu anlamına gelmez.
İran’ın yöntemi net:
• Alan daraltır
• Etkiyi sınırlar
• Dolaylı baskı kurar
Irak’ta, Suriye’de ve bölgenin farklı noktalarında kurduğu yapı bunun açık göstergesidir.
İran, Türkiye ile savaşmadan da Türkiye’nin hareket alanını sınırlayabilir.
Bu da klasik çatışmalardan çok daha karmaşık bir mücadele anlamına gelir.
Körfez: Mesafeli Denge
Körfez ülkeleri Türkiye’ye karşı açık bir cephe almıyor.
Ancak güçlü ve net bir destek de vermiyor.
Ortaya çıkan tablo şu:
• Türkiye ne tamamen müttefik
• Ne de doğrudan rakip
Daha çok temkinle izlenen bir güç.
Bu durum, Türkiye’nin yükselirken arkasında güçlü ve kararlı bir blok oluşturamadığını gösteriyor.
ABD: Oyunun Kurallarını Yazmaya Devam Ediyor
Sahaya daha geniş açıdan bakıldığında, ABD’nin etkisinin hâlâ belirleyici olduğu görülüyor.
Bu etki yalnızca askeri güçle sınırlı değil:
• Finansal sistem
• Yaptırım mekanizmaları
• İttifak yapıları
üzerinden sürdürülen bir güç söz konusu.
Ve en kritik nokta: Küresel rekabetin maliyeti çoğu zaman bölgesel aktörlere ödetiliyor.
Tarih Değişti, Rekabet Biçim Değiştirdi
Türkiye ile İran arasındaki ilişki tarihsel bir derinliğe sahip.
Osmanlı–Safevi rekabeti yalnızca bir toprak mücadelesi değil, iki farklı güç modelinin çatışmasıydı.
Bugün yöntemler değişti:
• Hibrit savaşlar
• Vekil güçler
• Ekonomik ve teknolojik baskılar
Ama şu soru hâlâ geçerli:
Rekabet sona mı erdi, yoksa sadece biçim mi değiştirdi?
Türkiye Yalnız mı Kalıyor?
Sahadaki tablo dikkat çekici:
• İran alan daraltıyor
• Körfez mesafeli duruyor
• ABD oyunu uzaktan yönlendiriyor
• Çin ve diğer küresel aktörler kendi hesaplarını yapıyor
Bu tablo, Türkiye’nin güçlendikçe daha bağımsız ama aynı zamanda daha kırılgan bir dengeye girdiğini gösteriyor.
Güç mü, Hedef mi?
Türkiye bugün kritik bir eşikte.
Yükselen bir güç olarak oyun kurucu olma potansiyeline sahip.
Ancak aynı süreç, onu küresel rekabetin dolaylı hedeflerinden biri haline de getirebilir.
Çünkü yeni dönemde savaşlar doğrudan başlamıyor.
alan daralır, dengeler bozulur ve ülkeler yavaş yavaş oyunun içine çekilir.
Son Söz
Türkiye’nin önünde net bir tercih var:
Bölgesel bir aktör olarak kalıp küresel dalgaların etkisine açık olmak…
ya da kendi stratejik dengesini kurarak oyunun kurucu gücüne dönüşmek.
Çünkü bu yeni düzende mesele sadece güç değil;
Hangi oyunun içinde, kimin adına ve hangi şartlarda yer aldığınızdır.
Ve bazen bir ülke…
Kendi oyununun kurucusu olmazsa,
başkasının kurduğu oyunun sahnesine dönüşebilir.
Muzaffer Şafak / Haber7
-
İbrahim 5 saat önce Şikayet EtAynen katılıyorum hocam,Zira Türkiye bazı Durumlarda Çok Daha görünür ve Net oldu, Karabağ Libya Somali'de..Ama bazen Fluu bazen de Çok gecikmeli Kararsız gibi müdahil olmak gibi bir durumu var.Sanki Risk Almaya Çok korkuyor veya Çok az Risk Almaya meyilli gibi hallerimiz var.Tabii En fazla kazanç En büyük Risklerden Geliyor.Yinede Devlet büyüklerimiz En iyisini BilirBeğen Toplam 1 beğeni