Hastanelerin gölgesindeki sağlık... Modern sağlık sistemi ve değişen dinamikler
Hastalıkları mı tedavi ediyoruz, sağlığı mı kaybediyoruz?
"Türkiye'de her gün milyonlarca vatandaş sağlık hizmetlerinden yararlanıyor.
Buna rağmen evlerimiz neden ilaç dolabına dönüştü? Evinizde bir poşet dolusu, belki de bir dolap dolusu ilaç yok mu? Peki bütün bu ilaçlara rağmen kendinizi gerçekten sağlıklı hissediyor musunuz?
İşte asıl konuşmamız gereken konu bu. Türkiye'de hastaneler dolu. Aile sağlığı merkezleri dolu. Poliklinikler dolu.
MR cihazları neredeyse günün her saati çalışıyor. Laboratuvarlar binlerce tahlil yapıyor.
Her gün milyonlarca vatandaş sağlık hizmeti alıyor. Bütün bunlar, sağlık sistemimizin büyük bir kapasiteye sahip olduğunu gösteriyor.
Ancak aklı kurcalayan soru şu:
Hastaneler doluyken neden toplum olarak daha sağlıklı değiliz?
Bugün neredeyse her evde tansiyon ilacı, Şeker ilacı, Mide ilacı, Ağrı kesici ,Kolesterol ilaçları var. Vitaminler... Antibiyotikler. Takviyeler...Uyku ilaçları...Depresyon ilaçları...Çocuk şurupları... Her ev adeta küçük bir eczane ?...
Bütün bunlara rağmen sağlıklı mıyız ? Neden kronik hastalıklar her geçen yıl artıyor?
Belki de yıllardır yanlış soruyu soruyoruz. “Hangi hastalığı nasıl tedavi ederiz?" diye düşünüyoruz. Oysa İnsan neden hastalanıyor?
Çünkü gerçek sağlık, hastalanınca tedavi olmak mıdır ya da mümkün olduğunca hastalanmamak mıdır?
Atalarımız yüzyıllar önce "Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi." demiş. Bugün ise sağlığımızı kaybettikten sonra onu ilaçlarla geri satın almaya çalışıyoruz.
Modern tıp hastalıkları tedavi etmede her geçen gün daha başarılı oluyor.
Ancak modern yaşam tarzı da insanı her geçen gün biraz daha hasta ediyor.
Daha az yürüyoruz. Daha çok oturuyoruz. Daha az uyuyoruz. Daha çok stres yaşıyoruz. Daha fazla işlenmiş gıda tüketiyoruz. Daha az hareket ediyoruz.
Telefon ekranlarına saatlerce bakıyoruz ama gökyüzüne bakmaya vakit bulamıyoruz.
Sonra da sağlığımızı yalnızca ilaçlardan bekliyoruz.
Rakamlar da bunu söylüyor. Türkiye'de hareketsizlik yaygın, fazla kilo önemli bir sorun ve kronik hastalıklar giderek artıyor. Sağlık hizmetlerine erişimimiz güçlenirken, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını aynı hızda geliştiremediğimiz anlaşılıyor.
Sağlığımızı en çok etkileyen şey, yalnızca hastaneler değil; günlük alışkanlıklarımız.
Türkiye sağlık hizmetine erişimde oldukça güçlü bir ülke olmasına rağmen, koruyucu sağlık göstergelerinde aynı başarıyı gösteremiyor.
Bunu destekleyen bazı resmi veriler:
• 15 yaş üzerindeki nüfusun %21,8'i obez.
• Buna ek olarak erkeklerin %43,1'i, kadınların %32,2'si "fazla kilolu" kategorisinde bulunuyor. Bu da toplumun yarısından fazlasının ideal kilo aralığının dışında olduğunu gösteriyor.
• Türkiye'de yetişkinlerin %86,6'sı Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği düzeyde fiziksel aktivite yapmıyor. Bu oran oldukça yüksek ve belki de en çarpıcı göstergelerden biri.
• Yaşam beklentisi artmış olsa da hâlâ birçok Batı Avrupa ülkesinin gerisinde bulunuyor.
• Yetişkinlerin %86,6'sı Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği düzeyde fiziksel aktivite yapmıyor.
Sağlık yalnızca doktorların sorumluluğunda mı olmalıdır ?.
Sağlık Bakanlığının da tek başına sorumluluğu da değildir.
Sağlık önce bireyin sorumluluğudur. Devlet tedavi eder.
Ama sağlıklı yaşamayı devlet bizim adımıza yapamaz.
Toplumsal Maliyet:
Kronik hastalıklar arttıkça sağlık harcamaları, iş gücü kaybı , üretim ve sosyal güvenlik sistemi üzerinde büyük yük kaçınılmaz
Kısacası, sağlığına dikkat etmeyen kişinin ödediği bedeli yalnızca kendisi değil, bütün toplum paylaşıyor.
Asıl sorgulamamız gereken şey, sağlık anlayışımızdır. Biz sağlığı gerçekten koruyor muyuz? Yoksa sadece hastalıklarımızı yönetmeye mi çalışıyoruz?
Belki de çocuklarımıza en büyük miras, Sağlıklı yaşam alışkanlığıdır. Belki de en değerli yatırım, yeni bir telefon değil...Her gün yarım saat yürümektir.
Belki de en ucuz ilaç, düzenli uyku, en güçlü reçete dengeli beslenme.
Belki de en etkili tedavi, stresi yönetebilmektir.
Modern tıp bugün mucizelere yakın işler başarıyor. Kalp ameliyatları…Organ nakilleri…Robotik cerrahi…Yapay zekâ destekli teşhis sistemleri…Bunların her biri insanlık adına büyük kazanımlar. Fakat aynı anda başka bir gerçekle de karşı karşıyayız.
Sağlık yalnızca hastanelerde başlamıyor. Sağlık, mutfakta, Sofrada, Parkta başlıyor. Yürüyüş yolunda başlıyor. Aile içinde başlıyor. Kısaca Hayat tarzımızda başlıyor.
Bu yazı ilaçlara karşı değildir. Bu yazı doktorlara karşı hiç değildir. Tam tersine…Bugün hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımız büyük bir yükün altında görev yapıyor. Belki de asıl sormamız gereken soru:
Doktorlar bizi gerçekten iyileştirmeye mi çalışıyor, yoksa biz onlardan yaşam tarzımızın bedelini ödemelerini mi bekliyoruz?
Belki de sağlığın başladığı yer hastane değildir. Sabah yaptığımız yürüyüştür. Yediğimiz kahvaltı. İçtiğimiz su, uyuduğumuz saat, Stresi yönetebilme becerimiz Çocuklarımıza bırakacağımız yaşam alışkanlıklarıdır.
Bu soruyu kendimize sormanın zamanı geldi, Biz gerçekten sağlıklı olmak mı istiyoruz, yoksa sadece hastalıklarımızı ertelemeye mi çalışıyoruz?
Çünkü hastane sayısını artırmak kadar, hasta sayısını azaltmayı da konuşmak zorundayız. İşte gerçek başarı, daha fazla hastane yapmak değil...Hastanelere daha az ihtiyaç duyan bir toplum oluşturabilmektir.
Belki de yıllardır yanlış hedefe bakıyoruz.
Hastanelerimizi konuşuyoruz...Doktorlarımızı konuşuyoruz...İlaçlarımızı konuşuyoruz...
Ama aynaya bakmayı unutuyoruz. Çünkü sağlığımızın en büyük sorumlusu önce kendimiziz.
"Gelişmiş Ülkeler Bunu Nasıl Başardı?"
Avrupa'nın birçok gelişmiş ülkesinde sağlık, hastanede başlamıyor. Sağlık; okulda, parkta, bisiklet yolunda, aile içinde ve günlük yaşam alışkanlıklarında başlıyor.
Devlet yalnızca hastaları tedavi etmiyor; insanları hasta olmamaya teşvik ediyor. Çünkü biliyorlar ki en ucuz tedavi, hiç ihtiyaç duyulmayan tedavidir.
Gelişmiş ülkeler daha fazla hastane yaparak değil, hastaneye daha az ihtiyaç duyan insanlar yetiştirerek gelişti.
Kendimize sormalıyız: Sağlığımızı korumak için bugün ne yaptık?
Çünkü sağlık, kaybedildiğinde kıymeti anlaşılan tek servet..
Sizce neden evlerimiz ilaçlarla dolarken, kendimiz daha sağlıklı olamıyoruz?
Sorun sağlık sisteminde mi? Yaşam tarzımızda mı? mümkün olduğunca sağlıklı tutabilen sistem mi? Yoksa asıl sorun, sağlığı yalnızca hastalandığımız zaman hatırlayan bizde mi?
Acaba biz gerçekten sağlıklı olmak istiyor muyuz ? Yoksa sadece hastalandığımızda bizi iyileştirecek birilerini mi arıyoruz? Yaşam tarzımızı düzeltmek yerine mucize tedaviler mi bekliyoruz.
Suçlu Kim?:
Doktorlar? Sağlık Bakanlığı ? İlaç şirketleri mi?
Yoksa her gün "yarın başlarım" deyip yürümeyen, sigarayı bırakmayan, düzensiz beslenen, uykusunu ihmal eden bizlerde mi?
Belki de bugün hastaneler doluysa bunun tek sorumlusu sağlık sistemimiz midir?
Bu yazıyı okuduktan sonra kendimize şu soruyu dürüstçe sorabilecek miyiz?
Ben sağlığım için gerçekten elimden geleni yapıyor muyum?
Yorum yazmadan önce lütfen bir dakika düşünün. Bugün sağlığınız için ne yaptınız?
Asansör yerine merdiven mi kullandınız? Yarım saat yürüdünüz mü? Fazla şekeri reddettiniz mi?
Eğer bunların hiçbirini yapmadıysanız...
Hastanelerin bu kadar dolu olmasına gerçekten şaşırıyor musunuz ?
Muzaffer Şafak / Haber7
-
deli abi 13 saat önce Şikayet Et"Devlet yalnızca hastaları tedavi etmiyor; insanları hasta olmamaya teşvik ediyor."demişsiniz ama aynı yazıda bizim için:"Sağlık önce bireyin sorumluluğudur.Devlet tedavi eder."demişsiniz.DEmek ki sağlıklı yaşam şartlarını oluşturmak da devletin görevi.Sadece ceza yazıp geçmemek lazım, o cezalar yine vatandaşa kalitesiz ürün veya fahiş ürün olarak geri.Beğen Toplam 1 beğeni
-
İLAÇLAR 14 saat önce Şikayet EtDiyelimki bşr kaç doktora gidildi, teşhisler birleştirilip bşr kurulda ortak değerlendirme yapılıp, hastalığın ana sebebi kesin tedavisi ve önemli ilacı nokta atışı yapılmalı, ilaç israfı önlenmeli, Her dr tek sebepten kaynaklanan hastalığa ayrı ilaç yazarsa eczane oluruzBeğen Toplam 2 beğeni
-
TROİD 14 saat önce Şikayet EtEndokrine gidiyorsun tahlillere bakıp bişeyin yok diyor, pisikoloğ, pisikiyatri, beyin, dahiliye, ürüloji, kardiyolojiye gitmek zorunda kalıyorsun, hepsi ilaç yazıyor, aike hekimi bir değere bakınca acil endokrine git diyor, ek tahlillerde hipotroid çıkıyor, vah atlamışız. Basit bir hap 7 uzmanın tedavisini, yazdıkları ilacı boşa çıkarıyor. Çünkü tüm şikayetlerin ana sebebi troid sorunBeğen Toplam 1 beğeni
-
RANDEVU 14 saat önce Şikayet EtGünlük 5 Drden randevu alınsa, doktorlar kendi alanlarına bakıp ilacınyazıp gönderşyor, diğer doktorların teşhşs ve değerlendirmesine bakmıyor. belkide bir otoinmün hastalık, beş dr nin Alanını etkiliyor bir tedavi etse diğerlerine gerek kalmayacak.Beğen Toplam 1 beğeni
-
MARKETLER 14 saat önce Şikayet EtMarketlerde satılan ürünlerin yüzde sekseni, şeker, monosodyum lutamat, glüten, karbon hidrat içeriyor. Bebeklikten zehirlenmeye başlıyoruzBeğen