Nihat Nasır
Nihat Nasır
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Eceli gelen Siyonist köpek!..

GİRİŞ 16.04.2026 GÜNCELLEME 16.04.2026 YAZARLAR

Amerika’nın İsrail terör devletini koruma ve kollamakla görevli uşak bir devlet olduğunu artık bilmeyen yok.

Evet, dünyanın süper gücü diye bilinen ve bu vasfıyla konumlandırılan bu toplama devletin asli vazifesi budur.

Siyonistlerin bu devleti nasıl ele geçirdikleri ayrı bir bahis. Onu mufassal olarak anlatmaya bir makale değil birkaç ciltlik kitap gerekir.

Yalnız şu kadarını bilmeliyiz ki, küresel sermayeyi, gizli teşkilatları ve Epstein gibi aşağılık oluşumları vücuda getiren mezkûr yapıdır ve bu yolla sadece Amerika’yı değil dünyanın birçok ülkesini esir almışlardır.

 

Tarihi hakikatler apaçık bir biçimde gösteriyor ki, Siyonistler amaçlarına ulaşabilmek için Nazi subaylarıyla apaçık bir ilişkiye girerek sayısız miktarda Yahudi’nin katledilmesini sağladılar.

Öyle ki, her Nazi generalinin ‘zengin bir Yahudi’si’ vardı.

Maksat, uluslararası ölçekte bir mağduriyet ve hatta Holokost oluşturmak ve bu vesile ile de Filistin’de İsrail devletini kurmak idi.

Nitekim aynen böyle oldu ve yaklaşık 80 yıldan beridir bu gözü dönmüş katiller eliyle yüzbinlerce masum katlediliyor.

 

Türkiye, özellikle de 28 Şubat sürecinde İsrail devletinin iyi bir partneri idi.

Ondan hemen öncesinde de birçok askeri anlaşmalar yapılmış ve bu yolla Türkiye, İsrail devletinin üssü konumuna getirilmişti.

Öyle ki, Konya 3cü Ana Jet Üssü 53. T.C. hükümeti döneminde İsrail ile yapılan askeri teknik iş birliği anlaşması çerçevesinde gerçekleştirilen uçuşlar ve nihayet ABD’nin etkin rol aldığı Anadolu Kartalı tatbikatlar zinciri ile resmen İsrail’in kullanımına açılmış ve Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile ABD/İsrail, 3 kez ortak tatbikat yapmışlardı.

 

İsrail açısından hayli olumlu geçen bu süreci Tayyip Erdoğan bozdu ve hesaplar altüst oldu.

Türkiye ve İsrail arasındaki bu bahar havası, 29 Ocak 2009 tarihinde İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu panelinde o zaman Başbakan olan Sayın Cumhurbaşkanımızın “van minıt diye meşhur olan çıkışıyla kökünden sarsılmıştı.

İşte İsrail’in Türkiye düşmanlığının miladı o tarihtir ve o günden beri bu terör devleti ülkemize ve Cumhurbaşkanımıza karşı her vesile ile düşmanlığını açık etmiştir.

 

İşte bu apaçık düşmanlığın son örneği geçtiğimiz günlerde gerçekleşti…

11 Nisan gününde İsrail başbakanı Netanyahu ve savunma bakanı İsrael Katz’ın Erdoğan’a yönelik saldırısı ise bardağı taşıran son damla oldu.

Elinde yüzbinlerce masum insanın ve bebek denebilecek yaştaki çocukların kanı bulunan aşağılık mahluk Netanyahu şu cümlelerle saldırıya geçti…

“Liderliğim altında İsrail, İran'ın terör rejimi ve vekilleri ile savaşmaya devam edecek; Erdoğan’ın aksine, ki o onları barındırıyor ve kendi Kürt vatandaşlarını katletti.”

 

Anadolu’da, “ite bak, yattığı yer bak” diye bir söz vardır.

Kullandığı bu iğrenç ifadelerle Netanyahu tam da o it mesabesindeki yaklaşımıyla sadece Cumhurbaşkanımızı değil, alenen Türkiye’yi hedef alıyordu…

Bu aşağılık sözlerin hemen ardından bu kez savunma bakanı benzer bir X paylaşımı yaparak gerilimi olabildiğince tırmandırmaya gayret etti.

Bu soysuz herif paylaşımının sonunda Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu da etiketleyerek aklı sıra içeriden bir destek arayışına girdi.

 

Türkiye o andan itibaren yekvücut oldu ve bu ahlaksız olduğu kadar insaniyetten nasip almamış teröristlere gereken cevabı aynı platformda fazlasıyla verdi.

Bununla birlikte ismi etiketlenen ve kendi zulümlerine destek vereceği tahmin edilen Kılıçdaroğlu, en üst perdeden tepki gösterirken Yavaş da karşı bir cevapla katillere “katil” demesini bildi.

Bundan bir gün sonra bile olsa Özgür Özel’in de benzer bir tepki vermesi, Türkiye’nin terör devletine karşı duruşunu göstermesi açısından önemliydi.

 

Peki, İsrail’i bir anda böyle haysiyetsiz bir açıklamalar zincirine iten şey nedir?

Aslında bu sorunun birçok cevabı var lakin bu aşamada asıl sebebi, ‘Amerika’yı NATO’dan ayrılmaya icbar etmek’ diye kayıt altına almamız mümkün.

Şu sıralar Amerika’da da açıkça dillendirilen bu senaryoya göre, Amerika’nın NATO’dan ayrılarak Türkiye’ye karşı İsrail’le birlikte saldırması öngörülüyor.

İsrail’in yegâne amacı bu ve anılan alçaklıkları bu sebepten ötürü yapıyor, gerilimi en üst noktaya çekebilmek için de elinden geleni ardında koymuyor…

 

İşin tam bu noktasında şu tespiti yapabiliriz rahatlıkla…

Bu yaklaşım, en hafif tabiriyle, aklını ekmek peynirle yemekle eş anlamlı.

İran’da aleni bir şekilde çıkmaza giren ve tehdit savurmaktan öte geçemeyen ABD-İsrail ittifakı, bırakın bölgeyi, bütün dünyayı içine çekebilecek böyle bir saldırıyı aklından geçirebiliyor olması, kelimenin tam manasıyla ‘eceli gelen köpek’ misali bir intihar girişimi olur.

Türkiye ne İran’a benzer ne de bölgedeki herhangi bir ülkeye…

Esasen Sayın Cumhurbaşkanının son günlerde özellikle de savunma sanayince üretilen, dosta güven, düşmana korku verecek silahlarla fotoğraf çektirmesi, Türkiye’nin bu senaryodan en ince ayrıntısına kadar haberli olduğunu ve ‘geleceğiniz varsa göreceğiniz de var’ şeklinde bir göndermede bulunduğunu telmih etmektedir.

 

Gerçek şu ki, bu senaryo, öyle ya da böyle bir gün gerçekleşecek.

Tarih, zulmü esas alan benzeri imparatorlukların bu türden intihar girişimleri neticesinde sahneden çekildiğini gösteren mebzul miktarda örneklerle dolu…

Dileğimiz odur ki, Amerika haydutluğu ile İsrail devlet terörü Türkiye’nin eliyle son bulsun ve bu insaniyet düşmanı devletler, ilanihaye lanetle anılsın.

Hüküm de zafer de elbette Allah’ındır!..

“La ğalibe illallah…” 

 

    

YORUMLAR 25 TÜMÜ
  • Cemil Yazıcı 11 saat önce Şikayet Et
    İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi, iman ve duadır. Bediüzzaman Said Nursi
    Cevapla
  • Serdar özçatal 11 saat önce Şikayet Et
    Aminnnnn
    Cevapla
  • Cemil Yazıcı 11 saat önce Şikayet Et
    İhyâ-yı din, ihyâ-yı millettir. Hayat-ı din, nur-u hayattır. Risale i Nur külliyatı / Bediüzzaman
    Cevapla
  • Cemil Yazıcı 12 saat önce Şikayet Et
    Şu müsbet fikr-i milliyet, İslâmiyete hâdim olmalı, kal'a olmalı, zırhı olmalı; yerine geçmemeli. Çünkü İslâmiyetin verdiği uhuvvet içinde bin uhuvvet var; âlem-i bekàda ve âlem-i berzahta o uhuvvet bâki kalıyor. Onun için, uhuvvet-i milliye ne kadar da kavî olsa, onun bir perdesi hükmüne geçebilir. …..
    Cevapla
  • Cemil Yazıcı 12 saat önce Şikayet Et
    Müsbet milliyet, hayat-ı içtimaiyenin ihtiyac-ı dahilîsinden ileri geliyor. Teâvüne, tesanüde sebeptir; menfaatli bir kuvvet temin eder, uhuvvet-i İslâmiyeyi daha ziyade teyid edecek bir vasıta olur. Bediüzzaman Said Nursi
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle