Nihat Nasır
Nihat Nasır
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Davacının ahmağı derdini mübaşire anlatır…

GİRİŞ 09.07.2026 GÜNCELLEME 09.07.2026 YAZARLAR

İzleyenler bilir, bu sütunda sıklıkla atasözlerine ve deyimlere yer veririm.

Bu kez bir deyimi başlık yaptım ki, yazı içeriğine muttali olduğunuzda deyimin yazı başlığı olarak kullanılmasının isabetli bir tercih olduğuna eminim siz de ikna olacaksınız.

Efendim, malumu aliniz, mübaşirin ‘davalı ve davacıları duruşmaya çağıran’ bir görevli olarak davalara zerre kadar etkisi yoktur. Bununla birlikte deyimin genel anlamda hangi maksatla kullanıldığına dair kısa bir açıklama sanırım yerinde olur.

Şöyle deniyor yapılan tanımlamalarda...

“Bu ifade, bir kişinin sorununu çözme yetkisi olmayan, karar mekanizmasında yer almayan veya süreci sadece yürüten aracı kişilere anlatmasının beyhude bir çaba olduğunu ifade eden geleneksel bir deyimdir.”

Özgür Özel’in NATO ülke liderlerine yönelik çağrısını içeren zavallı yazısını görünce aklıma otomatikman bu deyim geldi.  

Bildiğiniz üzere geçenlerde İngiliz Financial Times gazetesine sözüm ona bir yazı yazdı, gırtlağına kadar Ekrem İmamoğlu bataklığına saplanan Manisa milletvekili Özgür Özel…

Şu bir gerçek ki okullarda ‘mandacılık nedir’ diye bir ders olsa, hiç şüphesiz en özgün örneklerden birisi olur bu yazı…

Baştan sona Türkiye’yi şikâyet eden ve ana fikri, ‘ne olur Türkiye ile iyi ilişkiler kurmayın’ olan bu yalvar-yakar yazısı, kelimenin tam manasıyla bir yüz karası olmanın yanında ruh hastası bir insanın hezeyanlarını da yansıtmaktadır.

Düşünün, Erdoğan’ı kötülemek maksadıyla, “eski popülaritesi yok” demeye çalışırken aslında öteden beri tüm dünya nezdinde popüler ve etkili bir politikacı olduğunu da ağzından kaçırıyor farkında olmadan.

Dilerseniz kısa bir özet verelim Özgür Özel’in bu içler acısı hezeyanlarından…

“Demokratik rekabetin, halk nezdinde meşruiyetin ve hukukun üstünlüğünün bulunmadığı bir Türkiye öngörülebilir ya da güvenilir bir ortak değildir.

Böyle bir ortamda dış politika, iç siyasette ayakta kalmanın aracı haline gelir.

Erdoğan bugün Washington'a, yarın Moskova'ya, ertesi gün Pekin'e yönelebilir; tek amacı kendi iktidarını güvence altına almak olur. Tek bir kişinin iktidarını sürdürmesi, Türkiye'nin ulusal çıkarlarının önüne konulmaktadır.”

Yani diyor ki, ‘Erdoğan muteber ve etkili bir lider. Onun oluşturduğu dış politika konsepti ve savunma sanayiinde kat ettiği mesafe hepinizi hayranlığa sevk ediyor ama bütün bunlar, size uşaklık etmeye ve her dediğinizi yapmaya söz veren bizlerin siyaset yapmasını zorlaştırıyor. Bakmayın siz Erdoğan’ın batılı liderlerle olan ilişkisine, yeri geldiği zaman Rusya ve Çin’e de rotayı kırabilir. Yalvarırım, Rusya ve Çin’le ilgili size açık açık muhbirlik yapan bendenizi, sizinle kora kor mücadele eden bir rakibe tercih ediniz. O sizin menfaatlerinizi kısıtlar, biz ise ne derseniz onu yaparız…’

Emin olun, Özgür Özel’in yazısının benim verdiğim Türkçe meali, gerçek ifadesinin belki de en nahif tercümesidir. 

Gözü öylesine kararmış, öylesine bitik bir şahıs…

Söyledikleri ülkemiz adına utanç verici lakin bunlarda utanmanın ve arlanmanın somut bir karşılığı olmadığı için her şey normalmiş gibi görünüyor.

Bir TV programında sunucu bu ifadeleri Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a aktardığında Fidan’ın değerlendirmesi aynen şöyle olmuştu.

Önce o da benim gibi Özgür Özel’in ağzından bir Türkçe meal verdi açıklamaya dair.

“Şunu görüyorsunuz. Ben burada siyaseten zor durumdayım. Gelip bana niye yardım etmiyorsunuz?”

Ardından yaptığı değerlendirme kısa ve netti…

“Bu bizim açıkçası çok ciddiye aldığımız bir konu değil.

Burada kendi içinde siyasi bir feryat var.

Diğer devlet aktörlerinin ciddiye aldığı bir konu değil.

Uluslararası ilişkiler böyle işlemiyor…”

Evet hadise aslında bu kadar basit.

Özgür Özel, canhıraş feryadıyla yazı başlığındaki deyimin öznesi konumuna düştüğünün farkında bile olamayacak kadar çaresiz…

NATO dediğin bir ittifak ve ittifak ortakları her daim kendi çıkarlarına bakar.

Evet, Erdoğan’dan hazzetmeyebilirler hatta nefret bile edebilirler lakin dünyanın Ukrayna ve İran savaşlarıyla birlikte tanık olduğu bir hakikat, bunları, kendi ülkelerinin yarınlarını düşünmeye icbar ediyor ve bu da Erdoğan’la iyi geçinmenin ne denli mühim olduğuna işaret ediyor.

Aslında batılılar asla sadakat sahibi olmadıkları için kullandıkları aparatlara son kullanma tarihine göre muamele ederler.

Özgür Özel, son kullanma tarihi bile olmayan vasıfsız bir aparattır!

Söylediklerini gülmek için dahi kaale almazlar ki, zavallının bundan haberi yok.

Bu yüzden deyimdeki gibi kendi derdine çare makamında bulunmayan ve hiçbir etkisi olmayan NATO’ya seslenmek, mübaşire dert anlatmaktan daha zavallıcadır…

Zira mübaşir yani NATO bu feryada değil, kendi çıkarlarına yani işine bakar…

Bu hususa dair Belçika Savunma Bakanı’nın söyledikleri bir hayli önemli…

Azıcık akıllı olsalar bu açıklamalardan bile ciddi şekilde istifade edebilirler lakin bunlarda nerede o feraset, nerede o akıl…

Belçika Savunma Bakanı Francken, NATO Zirvesi öncesinde bazı açıklamalarda bulundu ve sözlerinin bir yerinde Avrupa Birliğinin zamanında Türkiye’ye yönelik görmezden gelme ve hatta yok sayma yaklaşımını şu ifadelerle zemmetti…  

“Bana göre Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin (AB) SAFE-2 programında yer alması gerekiyor. AB kredilerine dayanan SAFE-2 paketinde Türkiye'nin mutlaka bulunması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye'nin SAFE-1'e dahil edilmemiş olması bir hataydı. Türkiye'nin teknolojisinden öğreneceğimiz çok şey var.”

Ne demek bu?

‘Başlangıçta Türkiye’nin bu noktaya gelebileceğini öngöremediğimiz için aleyhinde bulunduk ve açıkçası halt ettik!’

Dahası da var…

İki gün süren NATO toplantısına katılan liderler Özgür Özel’in yalvarmalarına kulaklarını tıkayarak Türkiye’ye ve Erdoğan’a biteviye methiyeler dizdiler ve Türkiye’nin vardığı noktayı kıskançlıkla karışık bir hayranlık duygusuyla ifadeden de çekinmediler. 

Peki günün sonunda Özgür Özel’in elinde ne kaldı dersiniz?

Kendi ülkesini yabancılara gammazlayan işbirlikçi bir tetikçi konumu ile tüm çabalarına rağmen yalvardığı efendilerine yaranamayan, bununla da kalmayıp onların bıyık altı gülmelerine de muhatap olan komik ve zavallı bir siyasetçi müsveddesi...

Bu kadar!

Kesinlikle daha fazlası değil…

YORUMLAR 25 TÜMÜ
  • Orhan 2 saat önce Şikayet Et
    Bunların hainliklerini yüzlerine yüzlerine vuracaksın. İyiki varsın.
    Cevapla
  • AĞACAN 7 saat önce Şikayet Et
    ''Kendi ülkesini yabancılara gammazlayan işbirlikçi bir tetikçi konumu ile tüm çabalarına rağmen yalvardığı efendilerine yaranamayan, bununla da kalmayıp onların bıyık altı gülmelerine de muhatap olan komik ve zavallı bir siyasetçi müsveddesi'' aynen sayın Hocam, düşünebilme yetileri olsa ne kadar aciz bir durum...
    Cevapla
  • Meyra 7 saat önce Şikayet Et
    Ne güzel anlattınız , tespitler isabetli eliniz dert görmesin kaleminize kuvvet.
    Cevapla
  • Salzgitter 7 saat önce Şikayet Et
    Almanya'da ülke içi faaliyet gösteren bir firmada çalışıyorum, neredeyse almanyanın her yerine gitmişimdir. Onlarca insan ve diğer ülke vatandaşı ile çalıştım. Bunlardan tahminen %99 Erdoğan'ı biliyorum derken yüzde 80'ı özel ile kılıçdaroğlu kim bunlar duymadım dedi. Yani, ciddiye alınacak kişiler değil bunlar.
    Cevapla
  • bayram 8 saat önce Şikayet Et
    kim takar özeli hiç arayıp soran varmı
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle