Enerjide sessiz devrim!
Dünya fırtınaya tutulmuş bir gemi gibi şiddetle sağa sola savrulurken Türkiye sessiz bir devrime imza attı.
28 Temmuz’da Türkiye ile Irak arasında ana mihverini petrolün oluşturduğu muhtelif alanlarda 5 anlaşma imzalanırken, kamuoyu Ekrem İmamoğlu’nun kurdurduğu ‘yeni’ partiyi tartışıyordu.
Yazı başlığını ‘Sessiz Devrim’ diye atmamın nedeni, Türkiye açısından olağanüstü derecede ehemmiyete sahip bir anlaşmanın, ucuz ve basit iç siyasi gelişmelerin gölgesinde kalmasından ötürüdür.
28 Temmuz’da Türkiye öylesine önemli bir sürece girdi ki, bunun tabir caiz ise ‘düğün-bayram’ ile kutlanması icap ederdi.
Beştepe’de anlaşmalar imzalanırken tuhaf bir gelişme yaşandı.
Daha önce 5 başlık altında anlaşma yapıldığı deklere edildiği halde 4cü anlaşmadan sonra herhangi bir hareketlilik yaşanmadı ve derin bir sessizlik husule geldi.,
Sessizliği Sayın Cumhurbaşkanının, “bir yanlışlık olmasın” sözleri bozdu.
Ardından Erdoğan dışişleri bakanı Hakan Fidan’a, “Hakan hamse (beş)” diye uyarıda bulundu ve kısa bir koşuşturmanın ardından 5ci anlaşmayı Irak’ın ulaştırma bakanı Vehb Selman el-Haseni’nin imzalamadığı ortaya çıktı.
Daha sonra Şii kontenjanından kabinede olduğu anlaşılan Haseni’nin, ‘bu anlaşma İran’ın aleyhinde olur’ endişesiyle imzaya direndiği ortaya çıktı.
Neyse ki Irak başbakanı Ali ez-Zeydi’nin müdahalesiyle imza meselesi krize dönüşmeden aşıldı…
Bu hadisede Sayın Cumhurbaşkanının dikkati bize şunları gösterdi.
Erdoğan, arka planda görüşmeleri tamamlanmış ve kameralar karşısında protokol icabı atılacak imzaların, fotoğraf vermenin ötesinde bir anlamı olduğunu gösterdi.
Onun dikkati sayesinde bir skandal önlendi lakin bundan daha önemlisi şuydu.
Sayın Cumhurbaşkanı, en küçük işleri bile yakından ve ciddiyetle izlemektedir. İşte bu da ‘liderlik’ ile yöneticilik arasındaki en mühim fark olsa gerektir.
Bu anlaşmada Irak ulaştırma bakanının tavrını ve İran’ın Türkiye ile ilişkilerindeki tutumunu başka bir yazıya havale ederek, yapılan anlaşmaların neden devrim niteliğinde olduğu hususuna geçelim.
Dünya kıyasıya bir savaş içerisinde.
Görünüşte Rusya ile Ukrayna arasında bir savaş var ama bu savaşın arka planında Batı Avrupa ile Amerika’nın olduğunu cümle alem biliyor.
Yine Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının sadece bu 3 ülkeyle sınırlı olmadığı, körfez ülkeleri başta olmak üzere bölgenin kelimenin tam manasıyla bıçak sırtında olduğu tartışmasız bir gerçek…
Tüm bu savaşların gerçek nedeni, enerji…
Yani dünya aslında bir bütün olarak ‘enerji savaşları’ içerisinde.
İşte Türkiye’nin Sayın Erdoğan’ın ‘hamse’ dediği 5ci anlaşma ‘Kalkınma Yolu’ sözleşmesiydi ve bu madde Irak’ın Türkiye’ye günde 1 milyon varil petrol verebileceğini içeriyordu.
Ne demek bu?
Türkiye’nin ihtiyacını tamamıyla karşılayacak bir miktarın taahhüt altına alınması demek elbette.
Peki bu ne anlama geliyor?
Türkiye’nin yaşanabilecek tüm krizlerde petrol kaygısına düşmeden süreci rahatlıkla yönetebilmesi anlamına geliyor tabii ki…
Bugün tüm dünya gırtlağına kadar ‘Hürmüz Boğazı’ krizine batmışken bunun ne derece mühim bir hadise olduğu çok daha iyi anlaşılıyor sanırım.
Bu çok önemli ve değerli anlaşmalardan birisi de Türkiye’nin Kerkük petrollerine ortak olmasıydı kuşkusuz…
Bu hususu, Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte mahut devrimin altında imzası olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar şu ifadelerle deklere ediyordu:
“Kerkük’ün kadim topraklarıyla olan tarihsel bağımız, bugün ülkemizin aydınlık yarınlarına güç veren yepyeni bir enerjiye dönüşüyor.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın iradesiyle millî şirketimiz TPAO, BP ile imzaladığı tarihî anlaşmayla Kerkük’te faaliyet gösteren BP Energy Company of Kirkuk Limited’in (BPECKL) yüzde 15 hissesini devraldı.
Ülkemizin enerji arz güvenliğini sarsılmaz bir temele oturtan bu stratejik hamle, ‘Enerjide Tam Bağımsız Türkiye’ gayemize çok daha güçlü bir ivme katacaktır.”
Evet, asıl mevzu hiç şüphesiz ki, ‘Enerjide Tam Bağımsız Türkiye…’
Anlaşmalar imzalandı ve vakit kaybetmeden tatbikata geçildi.
1 Ağustos Cumartesi günü Türkiye ile Irak arasında, ‘Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı’nın etkin kullanımını sağlamak amacıyla günlük 750 bin varillik kapasiteyi kapsayan 1 yıllık anlaşma imzalandı.
Peki petrol ne zaman akacak?
Aktı bile…
2 Ağustos itibarıyla Türkiye’ye günlük 750 bin varil petrol sevkiyatına başlandı.
Bu anlaşmanın ehemmiyetini Sayın Bakan şu cümlelerle ifade ediyordu.
“Bu petrol boru hattı şimdi Hürmüz krizini yaşayan dünyada, 20 milyon varilin bir anlamda Körfez'de takılı kaldığı bir ortamda alternatif bir güzergâh oluşturmak adına fevkalade önem arz ediyor.”
Şüphesiz ki bu gelişme, yalnızca enerji ticaretini büyüten bir anlaşma değil; aynı zamanda Türkiye ile Irak arasında stratejik ortaklığın derinleştiğini gösteren, bölgenin ekonomik ve jeopolitik dengelerini etkileyecek önemli bir dönüm noktası olarak görülmelidir.
Bölge siyasetinden adeta çekilen Irak’ın tekrar masaya dönmesi ve İsrail’in hesaplarını bozacak bir hamleyle Türkiye’nin yanında yer alması tahminlerin ötesinde bir ehemmiyeti haizdir.
Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı, meselenin sadece ‘enerji anlaşması’ olmadığını şu sözlerle ifade etmişti.
“Terörsüz Türkiye sürecimizin ve terörsüz bölge vizyonumuzun gerçeğe dönüşmesi için Iraklı kardeşlerimizle yakın diyalog halindeyiz.”
İşte bu yakın diyalog hali önce ticari anlaşma suretinde vücut buldu sonra Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’nin ‘750 bin varil petrol sevkiyatı” sözleşmesi imzalanır imzalanmaz aynı gün yaptığı açıklamayla stratejik ortaklığa dönüştü.
Irak Başbakanlığının X platformunun sosyal medyadaki hesabından yapılan açıklamada, Başbakan Zeydi’nin bölgedeki güvenlik gelişmelerini ele almak üzere acil güvenlik toplantısına başkanlık ettiği belirtildi.
Açıklamaya göre Zeydi, Irak topraklarından komşu ülkelere yönelik herhangi bir tehdit veya ihlalin önlenmesi talimatını verirken, güvenlik tehditleriyle mücadele amacıyla ortak bir güvenlik komitesi kurulmasını istedi.
Bunun ‘Terörsüz Türkiye’ yolunda Irak’ın da tıpkı Suriye gibi sorun çıkaranların tepesine bineceği ve İsrail’in aşağılık hesaplarını bozduğu anlamına geldiğini söylememe bilmem gerek var mı?
Evet, son birkaç gün kelimenin gerçek manasıyla bir ‘devrim’ süreci yaşandı.
Emeği geçenlerden Allah razı olsun…
Nihat Nasır / Haber7
-
Adanali 8 saat önce Şikayet EtNe yazıktır bu işler muhalefetin umrunda değil. Dünya petrol piyasası allak bullak iken turkiyenin durumu çok iyi işler gayet güzel gidiyor. Muhalefetin yalanlarına inanmayinBeğen Toplam 4 beğeni
-
Milletin ferdi 9 saat önce Şikayet Etİçimizdeki İrancı kafa HARİÇ herkes yaşanan gelişmelerden MEMNUN. He bir de Erdoğan düşmanı ŞİZOFREN hiç bir şeye sevineMediği gibi tabii buna da sevineMiyor.Beğen Toplam 5 beğeni
-
Ali 9 saat önce Şikayet EtMazot ne zaman ucuzlayacak?Beğen Toplam 2 beğeni
-
Hüseyin Alkan 10 saat önce Şikayet EtBu enerjide devrimleri pompaya da yansıtsalar dar glirli vatandaş çok memnun olacak.Beğen Toplam 5 beğeni
-
Van65 11 saat önce Şikayet EtPeki bişey soracağım Türkiye nin yediği 3 milyar dolar ceza ne olduBeğen Toplam 5 beğeni