Nihat Nasır
Nihat Nasır
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Omurgasız bir faşistin şuursuz hezeyanları…

GİRİŞ 13.08.2026 GÜNCELLEME 13.08.2026 YAZARLAR

Bir insan evladı düşünün ki, 80 yıllık hayatı boyunca doğup büyüdüğü memlekete ve o ülkenin değer yargılarına ve insanlarına ölesiye düşmanlık etmekle tüketmiş ömrünü…

İçindeki kin ve nefret, karakteri olmuş bu uzun ömür müddetince…

Kin ve nefret dediğime bakmayın, dünyadaki en aşağılık, en şerir, en rezil, en acımasız ve en pespaye insanlarla yarış eder nitelikteki bir marazdan söz ediyorum.

Belki bunların birincisi değildir ama kesinlikle ilk 10’a girecek denli kötü…

Sadece kötü de değil, kötücül ve vicdansız.

Utanma, ar, haya, onur ve diğer müspet insani seciyelerden zerre kadar nasip almamış…

 

Bütün bu rezil sıfatları okuduğunuzda eminim ki, “Ertuğrul Özkök’ten söz ediyor” dediniz…

Kesinlikle haklısınız, tam isabet!..

Uzun yıllar boyunca yönettiği Hürriyet gazetesinde, bu halkın değerleriyle resmen savaşmıştı.

Buna dair mebzul miktarda örnek serdetmek mümkün.

28 Şubat sürecinde, gazetesine attığı ‘Topyekûn Savaş!’ manşetinden tutun da Ahmet Kaya’nın ‘katline ferman’ çıkaran başlığına, tamamen uydurma olduğu belgelerle kanıtlanmış bir haber olan başörtülü hanım hekimlere yönelik ‘testis’ rezaletine ve başörtüsü sorununun halli yönünde bulunan orta karar çözüm formülüne bile tahammül gösteremeyip ‘411 El Kaosa Kalktı!’ provokasyonuna kadar saymakla tüketemeyeceğimiz bir alçaklık koleksiyonuna sahip.

Bu saydıklarım, Özkök’ün bütün hayatı boyunca yapıp ettiklerinin yanında ‘devede kulak’ mesabesinde kaldığında hiç şüpheniz olmasın.

 

Bu şereften nasip almamış öznenin, geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanını hedef alan aşağılık iftirası sonrasında arşivimdeki rezilliklerini tadat etmeye çalışırken karşıma çıkan iğrençlikleri toparlamaya gayret ettim lakin bunun için bir kitap yazmak lazım geldiğini görünce de gençlerin bilmediği, çoğunluğun ise unuttuğu şenaatlerden birkaç örnek vererek hafıza tazelemenin en münasip yöntem olduğuna kanaat getirdim.

Yukarıda saydığım süfliliklerin yanında, hatırlandığında insanda kusma insiyakını tetikleyen birçok pisliğin faili olarak görüyoruz bu 80 yaşını devirmiş İslâm ve Türkiye düşmanını…

Mesel aşağıya derç ettiğim şu teşebbüsü, bu herifin nasıl bir İslâm düşmanı hatta insaniyet düşmanı bir faşist olduğunu yüzde 100 kanıtlayan bir örnektir.

 

1992 yılında Sırplar batılılardan aldıkları destekle Bosna’da bir soykırım operasyonuna başladılar.

İşledikleri zulüm ayyuka çıkmış, arşı titretecek düzeye erişmişti.

Batılıların gözleri önünde, BM’nin ‘Güvenli Bölge’ ilan ettiği Srebrenitsa’da insanlık tarihinin en aşağılık en vicdansız ve en zalim katliamlarından birisi yapıldı ve bu apaçık soykırım BM görevlisi Hollandalı askerlerinin aleni denetiminde gerçekleştirildi.

Bosna’da kan gövdeyi götürürken işbu Ertuğrul Özkök sahneye çıktı ve 1993 yılında, daha sonra savaş suçlusu olarak yargılanan ve lakabı ‘insan kasabı’ olan Sırp lider Slobodan Miloseviç ile bir röportaj yaptı…

Kelimenin tam manasıyla bir yıkama yağlama yazısı olan bu röportajı gazetesinde insan kasabı alçağın ağzından şu başlıkla takdim ediyordu, Miloseviç kadar insanlıktan nasip almamış bu özne…

“Osmanlı ruhu bizi tehdit ediyor!..”

Hitler’den daha zalim bu özneyi bir entelektüel gibi, olup bitenleri de normal bir çatışma imiş gibi yansıtmak ancak şeytanın aklına gelebilecek bir şenaatti!..

Lakin bu Özkök açısından normal bir reaksiyondu zira İslâm’a ve Osmanlı’ya dair isnat edilebilecek tüm olumsuzlukların propagandasını gönüllü olarak hata vazife addederek yapacak kadar kalbi kötülük ile dopdoluydu…

 

İslâm düşmanı olduğu için Siyonistlerin de gönüllü propagandisti idi…

Şu örneğe bakın lütfen…

2016 Ocak ayının ilk günlerinde Filistin’e ve Filistinlilere dair yazdığı bir yazıda şu iğrençliği kusuyordu malum zalim…

Yer Filistin’in Hayfa şehri.

Kabaret isimli bir bar var ve bu barı kızlı erkekli Filistinliler dolduruyormuş.

İçki, sigara gırla gidiyormuş.

En önemli özellikleri ise, seküler, feminist ve gay dostu olmalarıymış.

Bu tavırlarıyla Filistinli muhafazakarlara nanik yapıyorlarmış.

Hikayelerini New York Times’ta okumuşmuş...

Bu şenaat tablosunun ardından, rezaletin üzerine tüy dikmek istercesine şunları söylüyordu gönüllü Siyonizm uşağı…

“Filistinli gençler, sadece canlı bomba olan, bıçakla insanlara saldıran ve eylem yapan insanlardan oluşmuyor...”

 

Yıllardan beridir Siyonistlerin hunharca saldırılarıyla öldürülen ve hâlâ katledilmekte olan, kadınları, çocukları, yaşlıları ve tüm halkıyla modern dünyanın gözleri önünde her türlü acımasızlığa muhatap bırakılan, Filistinlilere reva görülen nitelemeye bakar mısınız?

Zulme uğrayan bu halkın soylu direnişinin, insaftan ve idrakten yoksun bu özne nezdindeki imajı, insanlara bıçakla saldıran bir haydut!

Bu imajın panzehri olarak da her toplumda ister istemez mevcut bulunan bir avuç sapkını takdim ediyor olması, İslâmî değerlerden nefretinin açık bir göstergesi...

 

28 Şubat sürecindeki tutumu ise, askerlerinkinden daha acımasızdı…

Askerlerin ağzından ‘Gerekirse silah bile kullanırız’ sözünü manşete taşıyıp bu milleti açıkça tehdit etmekten zerre kadar utanmayacak bir ahlaksızlıkla maluldü mesela…

Erbakan’a küfreden generalin sözlerine yine manşetten gönderme yaparak, ‘Bundan daha ağır sözler de gelecek’ diye aba altından sopa gösteren de bu haddini bilmez yürüyen kötülüktü…

 

Darbecilerden brifing alan, onlar adına sivil siyaseti tehdit eden ve hatta hesap soran bu insaniyetten ve hukuk idrakinden nasip almamış şahıs şimdi kalkmış, hiç utanmadan, hiç sıkılmadan 13 kez seçime girerek halkın onayı ile iktidara gelmiş olan Cumhurbaşkanımızı aşağılık faşist bir diktatörle kıyaslıyor…

Bunu sırf ajite etmek ve kışkırtmak için yapıyor elbette…

Oysa kendisi de biliyor ki, örnek verdiği Franko’nun ülkesinde yaşıyor olsaydı ve bu pervasızlıkla benzer sözler söyleseydi ışık hızıyla işkence haneyi boylamış olurdu.

Orada copun, kullanılabileceği her uzvunda verdiği acıyı iliklerine kadar hissederdi…

Bu işkencelerden kurtulabilmek için tüm samimiyetiyle ve yalvararak ‘Franko’ya uşaklık yapmak istediğini’ söylese bile bunun makes bulmayacağını ve türlü acılar çektirilerek cehenneme gönderileceğini de adı gibi biliyor aslında…

Gelin görün ki, burası idarecisini halkın reyleriyle seçen bir memleket…

Bu yüzden, ‘hukuk devleti’ anlayışının hükümferma olduğu bu memlekette, alçaklığın bile yanında seviye sayıldığı bu çukur herife ancak bazı sert ifadelerle mukabelede bulunabiliyoruz…

 

Hakkında soruşturma açılmasını müteakip verdiği ifadede kendini ve sözünün haysiyetini vicdanıyla birlikte çöpe atarak ‘asla öyle bir şey kastetmediğini’ söyleyerek aslında ne denli kalitesiz birisi olduğunu gösteren bu herif için hangi aşağılayıcı nitelemeyi yapsak boş…

O, bir şekilde bizim yaptığımız tanımlamanın bile çok daha altındaki bir noktada olduğunu kanıtlayabilecek bir tıynete sahip zira…

Öyle ya, “beni takip eden yılanın beli kırılır” diyerek omurgasızlığı ile iftihar eden birine hangi söz ağır gelebilir ki?

 

Son olarak, yine geçmişte verdiği bir röportajda, ‘öldükten sonra bir kilisede merasim yapılması’ yönündeki talebini hatırlatmak isterim.

Hayır, Hıristiyan yahut başka bir dine mensubiyeti zerre kadar umurumda değil.

Bunu, İslâm’a olan düşmanlığını özellikle belirtmek için yaptığını hatırlatma sadedince zikrettim sadece…

YORUMLAR 27 TÜMÜ
  • Ordulu 5 saat önce Şikayet Et
    Bu adam kimdir bir tanıtın. Yahudimi hristiyan mı. Zurriyeti soyu nerden gelme. Soyadı kanunundan istifade edip gorevinimi yapıyor. Adam azimli gayretli görevini yapıyor. Devlet de artık adam ölmeden millet adına hesap sorsun. Milletin hakkını alsın . Bu kadar kötülükle nasıl yaşanır yaşatilir.
    Cevapla
  • Memo 6 saat önce Şikayet Et
    Türk ismi taşımaları büyük bir sorun. Almanyada herkesi isimden anlaşılıyor nereli olduğu. Türk olmayanlara türk ismi takarsan bilmezsin saldırı nereden geldiğini.
    Cevapla
  • doğan 7 saat önce Şikayet Et
    bence bir çok kişi bunları yüzüne söylemiştir de hiç gocunmamıştır. Omurga tarifi farklı
    Cevapla
  • Turnusol 7 saat önce Şikayet Et
    Milletine ve İslama düşman,Batı tetikçisi bu İFRİT'in 28 Şubatın medya ayağı olarak yaptıkları ve işledikleri suçlar Ç.Bir,Ç.Doğanlardan daha az değildi.Generallere ceza verilmesine rağmen E.Özkök,F.Altaylılara zerre dokunulmadı.Bukelemun gibi renk değiştirip iktidar medyasında !!! çalışınca dokunulmaz oldular.Peki bu konuda gerekli tepkileri göstermediğimiz için BİZLER sorumlu değilmiyiz???
    Cevapla
  • Adalet 8 saat önce Şikayet Et
    Büyük dedesi Dedesi kimmiş sorun.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle