İnin Erdoğan’ın sırtından!..
Memleket bir ‘fon’ fırtınası nedeniyle toz duman.
Açık söylemek gerekirse finansal illüzyonlardan zerre kadar anlamam.
Fon ya da borsa üzerinden yatırım yapmak da aklımın ucundan geçmedi şimdiye kadar.
Dolayısıyla, bunların caiz olup olmadıkları hususu da ilgi alanıma girmedi.
Parayla para kazanmak, fırsat kollamak bana göre değil sadece lakin gelin görün ki, bu fon karmaşasından sonra sıradan insanların da bu ipte cambazlık yaptıklarına muttali olduk.
Meselenin ne olduğunu anlamaya çalışırken yaptığım araştırmalarda şu husus net bir şekilde kendini gösterdi.
Meğerse para kazanma hırsıyla insanları sofistike yöntemlerle dolandırma maksadındaki fırsatçılarla, elindekiyle yetinmeyip daha fazlasına sahip olabilmek için her vesileyi mübah gören aç gözlü küçük yatırımcıların yolu bu platformda kesişmiş.
Aslında tabiri amiyane ile bir tür ‘yemleme’ addedilebilecek başlangıçtaki tatlı kazançlar, kişiyi daha da hırslandırıp elinde avucunda ne varsa buraya yatırmaya sevk etmiş ve sonunda büyük balık küçük balığı yutmuş…
Bu benzetme ile sadece büyük balığa yem olan küçük balıkları suçluyor değilim yahut ahlaksızlığın ve vicdansızlığın dibini bulmuş dolandırıcıları görmezden geliyor değilim.
Bilakis onların hak ve halk düşmanı olduklarından zerre kadar şüphem yok!
Yalnız şu var ki, çok kısa sürede çok büyük paralar kazanıldığında keyiften dört köşe olanların aynı yöntemle bir anda sıfırı bulması, bu yöntemin tabiatı gereğidir.
Hani herkesin bildiği Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi, kazanın doğurduğuna inananlar onun ölmesine isyan ediyorlar ve bu yönüyle de ciddi bir çelişkiye düşüyorlar.
Oysa bir şey doğuyorsa o kesinlikle ölür!
Bu, sünnetullahın gereğidir.
Ortada herhangi bir üretim yokken, sırf para hareketlerinden ötürü akıllara zarar kazançlar, bir şekilde büyük bir iflasla neticelenmeye mahkumdur!
Ben hadisenin bu yönüyle de fazla ilgili değilim doğrusu.
Finans tuzağı kuranlar neticenin böyle olacağını elbette ki biliyorlardı…
Bunun için kendileri açısından bir nevi ‘sigorta’ addettikleri kimi siyasetçi ve bürokratları, milyarlarla ifade olunsa bile bu kazancın çok cüzi bir kısmı ile kafesleyip kendilerini garanti altına alma ahlaksızlığının maatteessüf karşılık bulmasıdır asıl ilgilenilmesi gereken facia…
Arkasını muhkem bir güce dayayarak kişisel ikbali ve menfaati için her yola başvuran insafsızların bu hırslarının faturası sadece millete çıkmıyor, yaslandıkları siyasi lidere de bedel ödetme noktasına geliyor ne yazık ki…
Nitekim bu hadisede de mezkûr netice tahakkuk etti ve sadece bu milletin değil, ümmetin ve mazlum halkların umudu olan zata da suçlamalar yöneltildi.
Herkesin bildiği ve benim bu nedenle isimlerini tekrardan içtinap ettiğim malum kişilerin sebep olduğu bu ‘kötülük’ şükür ki yüz bulmadı ve gereken tepki en üst perdeden dillendirildi.
Sayın Cumhurbaşkanımızın tavrı en küçük bir ‘ama’ya bile geçit vermeyecek türden açık ve net oldu hamdolsun…
Biraz uzun olacak ama bu asil duruşu sayfamıza yansıtmak bizim de boynumuzun borcu.
İnsaniyetten azıcık da olsa nasibi olanların takdir hislerini galeyana getirecek ve gönüllere ferahlık zerk edecek açıklamasında şöyle diyordu Sayın Cumhurbaşkanı…
“Biz bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktık.
Biz bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp helalinden harcayan, eski sistemin dişlileri arasında ezilen o gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için, onların başını daima dik tutmak için kurduk.
AK Parti, 14 Ağustos 2001’de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olmuştur!
AK Parti’nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir.
Biz evelallah buna müsaade etmeyeceğiz.
Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek!..”
Bendeniz, bu menfur hadisenin patlak verdiği ilk günden son ana kadar Erdoğan’ın böyle bir tepki vereceğinden hiç ama hiç şüphe etmedim.
Lakin en küçük bir sorunu bile istismar için fırsat kollayanlar bu kısa aralıkta ellerinden gelebilecek her türlü kötülüğü tüm güçleriyle sarf ettiler…
İstanbul’u talan eden, rüşvet ve yolsuzlukta akıl almaz yöntemler icat eden ve ahlaki manada da diplerin en dibine düşenler, sanki tüm bu iptizalin failleri kendileri değilmiş gibi esip savurdular.
İçlerindeki bu kin ve nefreti kusarlarken yanı başlarında işbirlikçiler de hazır buluyordu ne yazık ki…
Koro halinde saldırdılar ve kendi ahlaksızlıklarına dönüp bakmadılar bile…
Erdoğan’ın bu tavizsiz ve asil duruşu sonrasında ne yaptılar peki?
Hiçbir şey!
Bir tanesi bile, “yahu biz kendi hırsızımıza sahip çıkmak için miting üzerine miting düzenledik ama bu adam, yanlış yapan en yakınındaki bile olsa gözünü kırpmadan gerekeni yaptı ve bununla da yetinmeyip bu türden çirkin işlere tevessül edenlerin AK Partide yerinin olmadığını söyleyerek onlara kapıyı gösterdi” deme yiğitliği gösteremedi.
“Sahi biz neden böyle adam gibi bir duruş sergileyemedik” demek yerine kaldıkları yerden ahlaksızca savunulara devam ettiler…
Oysa ‘bizim’ dediğimiz camia istisnasız her ferdiyle ve ilk günden itibaren ‘ahlaksızlığa geçit yok’ diyerek soylu bir tavır aldı, ‘kim olursa olsun mücrimler hak ettikleri muameleye tabi tutulsun’ dedi ve pörsümeye başlayan umutlarımızı yeniden yeşertti.
Allah, ‘kötülüğe’ göz yummayan bu civanmertlerin hepsinden razı olsun!
“Sizin şer gördüklerinizde hayır vardır” buyuruyor cenabı Allah Bakara Suresinin 216cı ayetinde…
Bu şer gibi görünen hadise kanaatim odur ki büyük bir hayrın kapısını açmıştır.
Biz kuşku duymadık ama azıcık da olsa şüpheye kapılanlar, Erdoğan’ın asla böyle bir çirkinliğe geçit vermeyeceğini bir kez daha ‘aynelyakin’ müşahede ettiler.
Erdoğan’a da bu vesile ile yukarıda alıntıladığımız ifadeleri en güçlü şekilde söyleme imkânı sağladı bu şer gibi görünen olay…
Bu olay, AK Parti içerisine sızmış menfaatçi sülükler ile Erdoğan’ın sırtından nemalanan gizli hainlere, hiç vakit geçirmeden def olup gitmelerinin zamanının geldiğini gösterdi mesela.
Evet, “kimsesizlerin kimsesi” olmaya talip değilseniz def olup gidin!
Evet, “yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların” yareni olmayacaksanız eğer def olup gidin!
Yeter artık, Erdoğan’ın sırtından inin ve def olup gidin!
Şimdi söyler misiniz Allah aşkına!
Bundan daha güzel ve hayırlı bir gelişme olabilir mi?
Bu gelişme hem içerideki hainleri hem apaçık bir şekilde “bizim hırsızımız iyidir” diyen muhalifleri, hem bunlarla işbirliği içerisine giren bedhahları suçüstü yaptı.
Kendi insanımızın sağa sola bakmadan ‘yanlışa sapan bedelini ödesin’ kararlılığının herkes tarafından görülmesine vesile olan bir hadise hayırlı olmaz mı hiç!
Bu olay vesilesiyle siyasette ve bürokraside etkin olan kimselere merhum Mustafa Çalık ağabeyimizin bir sözünü hatırlatarak son sözümüzü söylemiş olalım…
“Devlete talipseniz, servete ve marifete talip olmayacaksınız!
Servete talipseniz ne devlete talip olacaksanız ne marifete…
Marifete mi talipsiniz; devlete de servete de talip olmayacaksınız!..”
-
yiğitlik 3 saat önce Şikayet Etyiğitliği insan gösterir, bunlar insan mı ki yiğitlik göstersinler?Beğen Toplam 1 beğeni
-
Ali 7 saat önce Şikayet EtDiline kalemine sağlık Varol. Rabbim Erdoğanı daima muhafaza etsin inşallah Rabbim akpartinin içindeki iyi niyetli olmayanların maskesini düşürsün inşallahBeğen Toplam 2 beğeni
-
Misafir 10 saat önce Şikayet EtSizin sırtınıza biri binse, onun inmesini mi beklemek doğrudur, yoksa onu sizin indirmeniz mi doğrudur? Sırtınızdaki ya hiç inmek istemezse, ömrünüz boyunca onu taşıyacak mısınız?Beğen Toplam 1 beğeni
-
Hüsam 10 saat önce Şikayet EtRabbim , ahireti unutup da Dünya ya bel bağlayan insanlardan etmesin bizleri.Allah c.c Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan dan ve onun gibi ümmetin refahı için çaba gösterenlerden razı olsun.Para para diye dilenen dünyaperestlerden bizleri uzak eylesin,amin...Beğen Toplam 4 beğeni
-
İsmail 10 saat önce Şikayet EtO kadar güzel yazmışsınız ki... İnsan bu doğru tespitler karşısında nutku tutuluyor ve şapka çıkartıyoruz. Ama anlamadığımız tek nokta Piyasada oynanan ve oynatılan kuklaların ipleri kimin elinde ise hiç zahmetsiz ve sınırsız güç ve para kazananlarda onlar oluyor galiba . İşte bizim aklımız da buna ermiyor. Ama erseydide ....Beğen Toplam 1 beğeni