Ülke babalarının malı sanki…
Sadece kendilerini bu ülkenin asli unsuru saymıyor, nefret ettikleri kimselerin de en alt tabakaya mensup oldukları düşüncesiyle biteviye onlarla savaş veriyorlar.
Kimlerden mi bahsediyorum?
Elbette ki Kemalist seçkincilerden…
Bu tıynetteki kimselerin ırkçı saiklerle böyle davrandığını düşünüyordum, meğer öyle değilmiş.
Dünyanın her yerinde var bunlardan.
Irkçılık, bu seçkinci yaklaşımın bir alt başlığı lakin temel motivasyon unsuru değil.
Siyonistlerin tüm ahlaki ve insani seciyeleri yerle bir edercesine işledikleri cürümlerin de kaynağında bu “seçilmişlik” kabulü var.
Amerika’daki zulümlerin dominant unsuru, ‘beyaz’ olmanın da ötesinde “Ku Klux Klan” örgütünde olduğu gibi kendilerini bazı beyazlardan da üstün gören bu hastalıklı yaklaşımın sahiplerinden başkaları değil…
Hindistan’da Dalit denilen toplumun en aşağı tabakasına mensup insanlara kendileriyle aynı renk ve ırktan oldukları halde (iğrenç anlamında) “dokunulmaz” diyerek aşağılayanlar da aynı üstünlük psikolojisinin husule getirdiği bir topluluk…
Hülasa dünyanın her yerinde var bunlardan…
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Partiye geçmesinden sonra bir kez daha yüz yüze geldik malum kesimin hezeyanlarıyla…
Öyle ki Özgür Özel “Burnundan fitil fitil getirmezsem namussuzum” diyecek kadar muvazenesini yitirdi ve sokak kabadayılarının bile tenezzül etmeyeceği bu sakil ifadelerle ancak ifade edebildi kendini.
Daha düne kadar yere göğe sığdıramadıkları adama en ağır hakaretleri en iğrenç yakıştırmalarla ifade etmekten çekinmedi mezkûr taife…
Şüphesiz ki bunlardan en irrite edici olanı Berna Laçin isimli oyuncudan geldi.
Bu hatun kişi sadece Cemil Tugay’a değil, AK Parti camiasının şahsında bu memleketin kahir ekseriyetini teşkil eden insanlara da yenilir yutulur cinsten olmayan bir hakarette bulundu…
Sarfettiği söz kısaydı ama demir leblebi gibiydi…
“İzmir daha önce de işgal edildi, korkma!”
Daha önce İzmir’i kim işgal etmişti?
Tabii ki Yunan!..
Demek oluyor ki Berna Laçin, bu yaklaşımla Yunanlılarla bu ülke halkının kahir ekseriyetini aynı kefeye koyuyor…
Gerçekten öyle mi dersiniz?
Elbette ki değil…
Aslında Laçin Yunanlıları pek sever, bakmayın öfkeyle öyle dediğine…
Nereden mi biliyoruz bunu?
Kendi ifadelerinden tabii ki…
Şöyle demişti Yunanlılar için 2022 yılındaki bir paylaşımında.
“Yunanistan’ı çok severim, Yunan komşuları da severim, şu politikacıları olmasa Yunanistan ile gül gibi geçinip gideriz…”
Bu sözlerle Yunanlılarla en küçük bir sorununun olmadığını açıkça ifade eden birisinin Yunan işgalinden şikayetçi olması da elbette ki düşünülemez.
Laçin, kapıldığı tehevvürün etkisiyle çok daha beter bir benzetme bulamadığı için işgal metaforuna başvurdu.
Yani bir anlık gafletten kaynaklanan bir yanlışlıktan başka bir şey değildi söyledikleri…
Şu bir gerçek ki, Yunanlılar bu yakıştırmadan haberdar olduysalar eğer mutlaka ‘teessüflerini’ bildirmişlerdir kendisine.
Ortada hem belediye başkanına hem de toplumun ağırlıklı çoğunluğuna yönelik böylesine çirkin bir hakaret varken bir gözaltı kararı çıktı ve anılan şahıs ifadesini verdikten sonra serbest bırakıldı.
Savcılıktaki ifadesinde söylediklerini tümden inkâr etmiş olmasını yadırgamıyorum doğrusu.
Yiğitçe, “evet, ben bu insanlardan nefret ediyorum, bu nedenle de her fırsatta bunlara hakaret etmekten de kendimi alamıyorum” demesini bekliyor değildik lakin şu husus gerçekten önemli…
Paylaşımının sonundaki “Korkma!” ifadesini, İstiklal Marşına atıfla izaha kalkışmasından söz ediyorum.
İstiklal Marşı şairinin, “Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın; / Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın” diyerek memleketin Yunan çizmeleriyle çiğnenmemesi için savaş meydanına çağırdığı insanlara gündüz gözüyle böylesine çirkin bir hakarette bulunan birisinin İstiklal Marşının arkasına sığınması en az o sözleri kadar çirkindi bence.
İçinde “Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeli / Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli” mısraları olan bu marşın, işaret ettiği her değerle resmen kavgalı olan birinin referans olarak İstiklal Marşını göstermesi doğrusu tam bir garabet örneği.
Öyle ya kendi ifadesinden de anlaşılacağı üzere Yunanla can ciğer kuzu sarması olan birinin, memleketi Yunan belasından kurtarma amacıyla başlatılan milli mücadelenin sembolü mesabesindeki marşa atıfta bulunması hem büyük bir çelişkidir hem de özrü kabahatinden büyüktür…
Bu referansın tek izahı vardır açıkçası…
İçeri alınırım ‘korkusu…’
Ne diyordu ama yandaşlarını galeyana getirmeye çalışırken ki ifadesinde?
“Korkma!”
Hadi oradan!..
İçeri alınmadı ve serbest bırakıldı.
Dert de değil, önemli de değil.
Önemli olan şu hakikattir.
Yazının başında da ifade ettiğimiz gibi, kendisini bu milletten üstün gören, o milletin tercihlerine tahammülü bile olmayan ve o milletin değerleriyle kavgalı olan bu türden insanların hâlâ belirgin bir biçimde konumlarını muhafaza ediyor olmalarıdır üzerinde durmamız gereken husus…
Nihat Nasır / Haber7
-
Mammut 26 dakika önce Şikayet EtHepsini toplayıp vatandaşlıktan çıkarsınlar ve sevdikleri yere göndersinler ülkede millette rahat olsun yeter artıkBeğen
-
Fatih 1 saat önce Şikayet EtBunlar kendi varlıklarından başka kimseyi insan yerine koymayan bir avuç sözde sanatçı elitleri, bunların ne yaptığı belli değil, çalışmadan halkın sırtından geçinirler, sanatçı vasıfları yoktur ama onları kendi vasıfları sanatçı diye tanıtır.Beğen Toplam 2 beğeni