Fon hadisesinde duruşumuz nettir!
“Fon meselesinin kendi tabanımız ve özellikle yıllardır bize destek veren camiamız tarafından yakından takip edildiğini gayet iyi biliyoruz.
İnancımızın bir gereği olarak “emri bil maruf, nehyi anil münker” çizgisini hatırlatan her türlü teklif ve tenkidi elbette önemsiyoruz.
Ne mutlu bize ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var; yanlışa yanlış, doğruya doğru diyen bir seçmenimiz var.
Bizi bugünlere getiren, önce yüce Allah’ın yardımı, sonra aziz milletimizin desteği, bunlarla birlikte irşat ve ikaz görevlerini layıkıyla yapan gönül dostlarımızın varlığıdır.”
Bu sözler Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen hafta yaptığı açıklamalardan bir bölüm.
İhkakıhakkı gözeten bu ifadeler maşeri vicdanda makes bulmakla beraber birtakım aç güzlülerle muhterislerin ortaklaşa husule getirdikleri o menhus kaos bir türlü durulmak bilmiyor ve finans piyasasındaki bu gelişmeler nüfusun çok az bir kısmını doğrudan ilgilendirdiği halde gündemi hâlâ etkili bir biçimde belirlemeye devam ediyor.
Erdoğan’ın da açıkça ifade ettiği gibi AK Parti tabanı da bu meseleyle yakından ilgili ve sorumluların hesap vermesi yönündeki taleplerini hayli yüksek bir sesle dillendiriyor.
Maşeri vicdanın sorduğu soru ise gayet açık…
“Sizde hiç vicdan yok mu?”
Bu sorunun iki veçhesi var…
Birincisi, bu işte sorumluluğu olan bürokrasideki ve etkili noktalarda bulunan eşhasa bakıyor…
Evet, maşeri vicdan adına tekraren biz de soruyoruz bu utanmak hasletini yitirmiş insaf kaçkınlarına!
Sahi vicdanınız hiç sızlamıyor mu?
Bütün bir milletin ve dahi ümmetin yükünü omuzlarında taşıyan Erdoğan’a yaptığınız zulümden hiç sıkılmıyor musunuz?
Bu zat vesilesiyle elinize geçirdiğiniz imkânları kendi hırs ve menfaatlerinizin tatmini için kullanırken Allah’tan korkmadınız mı?
Gözünüz neden doymuyor ve neden iş bu noktaya varmışken hâlâ kendinizi saklamaya ve sorumluluktan kaçmaya devam ediyorsunuz?
Bir kere dahi olsun, ‘adam’ gibi davranıp bedel ödemeye rıza gösterseniz ölür müsünüz?
Öyle ya da böyle bu iş neticelenecek!..
O gün gelmeden saklandığınız yerden çıkın ve işlediğiniz vebali üstlenin.
İkincisi, bu meselede mağdur olmadığı halde yalan beyanlarla ve iftiralarla bir posttan iki çarık çıkarma peşindeki fırsatçılara nazar ediyor…
Bunlar da ülke ekonomisinin kötüye gitmesi ve bu imajın yaygın bir kanaat haline gelmesi için ellerinden ne geliyorsa artlarına koymuyorlar.
Üstelik bunu, mağduriyetlerin giderileceğinin apaçık bir dille ilan edilmiş olmasına rağmen yapıyorlar.
“Ucu kime dayanırsa dayansın” taahhüdüne rağmen aslı astarı olmayan iddialarla hadiseyi sulandırma çabasındaki bu kimselerin niyetleri elbette ki başka.
Onlar, bu olayı içlerindeki kin ve nefreti kusmak için fırsat telakki edenlerdir ve memleketin sıkıntıya düşmesi umurlarında bile değildir.
İşte tam bu noktada “birincisi” diye kategorize ettiğimiz kimselerin vebali katbekat artıyor zira bunların yüzünden memlekete düşmanlık için aportta bekleyenlere gün doğuyor.
Daha düne kadar İstanbul’u yağmalayanlar üzerinde “cumhurbaşkanlığı” hayalleri kuranlar, hırsıza ve soyguncuya sahip çıkan kendileri değillermiş gibi esip savuruyorlar!
Hadiseler henüz sökün etmişken iş adamlarından müteşekkil bir dost çevresindeydim.
Hükumetin “fon mağdurlarının parası ödenecek” açıklamasının haber mecralarına ilk düştüğü günlerdi…
AK Parti kurulduğu günden bu yana her türlü desteği veren bir sanayici dostumuz bu haber üzerine şöyle hayıflanmıştı…
“Biz, imalatçı yönümüzle istihdama vesile olurken, ülke ülke gezip memleket ekonomisine katkı sağlarken…” dedi ve devamını getirmedi…
Finans alanına girip paradan para kazananlara karşın ekonominin gerçek hizmetkarları adına haklı bir serzenişti bu ve ben çok yeni olduğu için açıklamanın ayrıntılarına vakıf değildim ve bu nedenle herhangi bir izahatta bulunmadım.
İlk bakışta bu sorunun ‘hazineden’ yapılacak ödemelerle halledileceği izlenimi bırakıyordu bu açıklama ve gerçek anlamda üreten sanayici için hayıflanılacak bir durumdu…
Hükumet fon mağdurlarına, hazineden değil de fırsatçıların mal varlıklarına el konularak bu yolla ödeme yapılacağını açıkladıktan sonra Erdoğan meseleyi tam da o iş adamı arkadaşın kaygısı üzere değerlendiren şu ifadeleri kullandı…
“İhracatçımız ürün satmak için ülke ülke dolaşırken…
Sanayicimiz etrafımızdaki ateş çemberine rağmen özveriyle çalışırken…
Tüccarımız, esnafımız helalinden kazanmak için kılı kırk yararken…
Piyasa düzenbazlıklarıyla 3 lirasını 10’a, 30’a katlayana bu fahiş kazancın bedelini mutlaka ödeteceğiz.”
Erdoğan bu cümlelerle bizim yazının başında ‘birincisi’ dediğimiz haramilere gerekenin yapılacağı taahhüdünde bulunurken ‘ikinci’ diye nitelendirdiğimiz kesimleri de şu sözlerle diğerlerinden ayrı tutmadığını açıkça ifade ediyordu.
“Toplam fon sayısının yalnızca %4,6’sında ortaya çıkan bir sorundan yola çıkarak tüm sermaye piyasası araçlarını terörize etmek Türkiye ekonomisinin altını oymak olur, ülkemizin kalkınma yürüyüşüne sabotaj düzenlemek olur.
Buna ister siyasetçi ister gazeteci hüviyeti taşısın hiç kimsenin hakkı yoktur.
Biz de zaten böyle bir fırsatçılığa izin vermeyiz.”
Evet, gözünü ancak toprağın doyuracağı bu hırs kumkumalarından hesap sorulması hem hukukun gereğidir hem de ahlaki bir mecburiyettir.
Bunları ve bunlara göz yuman ahlaksız ve vicdansız işbirlikçileri hukukun el verdiği en yüksek cezayla cezalandırmak namusuyla kazanmakla kalmayıp ülke ekonomisini ayakta tutan insanların memlekete ve idareye güvenini tazeleyecek, milleti de tüm olumsuzluklara karşı direnmede ciddi manada motive edecektir.
Bu türden safra deşarjları biraz sancılı olsa da sonu selamettir ve kamu vicdanında tahminlerin çok ötesinde müsbet bir etki husule getirir.
Nitekim, geçtiğimiz günlerde üst düzey diyebileceğimiz bazı insanlar gözlerinin yaşlarına bakılmadan önce gözaltına alındılar ve akabinde tutuklandılar…
Sorumluların kim olursa olsun hesap vereceği kanaatini pekiştiren bu gelişme, hız kesmeden devam etmelidir zira yaklaşmakta olanın yaklaştığı hakikatini, ancak yaklaşan şeyi bir ateş topuna çevirip müsebbiplerin kucağına koyarak bertaraf etmek mümkündür ve bunun çaresi de yukardaki satırlarda anlamını bulmuştur.
Onlara acımak ve görmezden gelmek, millete zulüm olur…
-
belde 1 saat önce Şikayet Etönüne gelene fon şirketi, yatırım diye borsaya çekilirse olacak olan bu. SPK bu işin en başı. Borsaya girecek bir şirketin bu kadar paravan olduğu/olacağını neden araştırılmaz, niye takibi yapılmadı. bunlar sorular. sonuç bir bakanı bile kandıracak paravanlar fonu-istisnalar hariç-oluşturulmuş. yazık emeği ile kazanan vatandaşaBeğen
-
neden ki 1 saat önce Şikayet EtAcımayın acınacak duruma gelirsiniz. İşi ehline verin. Gözünüz arkada kalmasın.Beğen Toplam 1 beğeni