Okan Müderrisoğlu
Okan Müderrisoğlu
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

AYM, Kılıç ve kırılma anları

GİRİŞ 07.02.2015 GÜNCELLEME 07.02.2015 YAZARLAR

Maalesef Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Haşim Kılıç da bu alışkanlığın istisnası olmayacak gibi...
Malum... Kılıç'ın görev süresi 13 Mart'ta doluyor. Dile kolay, 25 yıl. Merhum Özal'ın Sayıştay'dan bulup çıkardığı Kılıç, muhafazakâr kimliği ile ayakta kalmaya, rejim bekçisi olarak kurgulanan yüksek mahkemede karşı oy yazıları ile kendini ifade etmeye çalıştı. Dönem dönem, yerleşik yapının unsurları ile ittifaklar da kurdu. Başkanlık seçimlerinde kilit isim haline geldiği de oldu. Ve nihayet, beklendiği gibi Başkanlığa uzanan yolda yine dengelere yaslanması gerekti. 

***
Kılıç, Anayasa Mahkemesi'ndeki serüveninde yüzlerce olay içinde 2 önemli kırılma anındaki tavrı ile ayrıca dikkati çekti. 1- AK Parti kapatma davası. 2- 17 ve 25 Aralık 2013 darbe girişimi... 
Birinci husustan başlayacak olursak... Kılıç, AK Parti'nin kapatılmasına yönelik siyasal mühendisliği ve hedeflerini fark eden isimlerin başında geliyordu. Zira AYM'nin bu noktadaki sicilinin kötü olduğunu biliyordu. Kapatmaya karşı çıkışı ne kadar demokrat duruş ise "Yine de bir ceza verilmeli" diyen lobiyle ortak payda arayışı da o kadar eleştiriye açıktı. Ne olursa olsun, iktidardaki bir partinin düzmece delillerle doldurulmuş iddianame üzerinden kapatılmaması, hem AYM'nin hem de ülkenin hayrına sonuçlar verdi. Türkiye, büyük hukuk skandalından, ikinci sınıf demokrasi eşiğinden dönebildi. Sanırım, bu olaydan sonra Kılıç, ayrı ve özel bir misyona soyundu. Siyaset üstü görünen, gerektiğinde siyasiler arasında arabuluculuk yapabilen, anayasal sistemde yazılı olmayan kurallarla racon kesebilen, "ağır abi" rolü diyebileceğimiz bir pozisyondu bu. AK Parti'nin kapatılmasını önleyen saygın isim algısının kendisine ilaveten "devlet adamı sorumluluğu" yüklediğini sandı ve yer yer alanının dışına çıkan beyanlarını da bu varsayımla meşrulaştırmaya çalıştı. 
İkinci hususa gelince... Orası oldukça dramatik. Bence Kılıç için kopma noktası. AYM Başkanı, 17-25 Aralık'ı bizler gibi "darbe" olarak okumadı. "Yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi oyununu" görmek yerine, "Siyasetçinin bağımsız yargıya müdahalesi" tezine yakın durdu. Bu kritik olaya bakışını, kamuoyu nezdinde yeni bir imaja dönüştürmeyi de denedi. Alınmasın ama... AYM'deki bazı bireysel başvurularda verilen kararların da yeni imajının parçası olmasından istifade etti. Yani, Ergenekon, Balyoz gibi simgesel davalardaki, yargılama hatalarını gidererek takdir edilecek kararlara imza atılmasını sağlaması da kariyer planlamasının uzantısıydı adeta. 
Yazının tamamı için tıklayın...

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL