İstikrar kazanacak ama sistem yeniden...
Alışılmış "değerler siyaseti" yerine bu kez doğrudan vatandaşın günlük hayatına dokunan faktörlerin, seçmenin kararına yansıyacağı anlaşılıyor. Bu açıdan bakıldığında, CHP ile başlayan MHP ile devam eden muhalefetin seçim vaatlerinin, seçmen davranışları üzerinde nasıl bir etki uyandırdığı merak konusu. HDP'ye bu seçimde yüklenen rol ise çok farklı... Muhalefetin seçmendeki karşılığı ne kadar ölçülebilirse, AK Parti'nin verdiği teminatlar daha iyi anlaşılabilir.
CHP'nin, yüksek tempoda başlattığı ve üst perdeden sürdürdüğü seçim propagandasının gücü giderek azalıyor. Kampanyanın değişik aşamalarının iyi planlanmadığı, iki ay boyunca yapılacak monoton bilgilendirme ve vaat bombardımanı ile netice alınmasının hedeflendiği görülüyor.
MHP'nin, "taklit edilmesin" diye son ana dek beklettiğini söylediği rötarlı seçim beyannamesinin toplumsal ilgi uyandırmadığı bir gerçek. Beyannameye emek veren teknisyen ekibi biliyoruz. CHP'ye göre daha dürüst hesap yaptıklarını da tahmin ediyoruz. Ama bu çaba, MHP'nin genel algısını değiştirmiyor. Yani... "Sadece Kürt milliyetçiliğinin panzehiri" kabul edilen MHP kimliği, sosyal ve ekonomik vaatlerini gölgeliyor.
Geriye kalıyor HDP. Allah aşkına biri çıkıp, matematiksel yaklaşımla ortaya koysun. Acaba, HDP'ye oy vereceğini söyleyen seçmenin yüzde kaçı, vaatlerinin farkında. Büyük çoğunluğu için vaatler öncelikli değil. HDP, sadece AK Parti karşıtlığı ile konsolide olan cephenin, konjonktürel siyasi enstrümanı. HDP'ye gidecek oylarla AK Parti ne kadar zayıflarsa, buradan yeni oyun kurgulamak üzere bekleyen iş ortaklıkları söz konusu o kadar.