'Böyle olacağını biliyordum' demeden önce
Madem biliyorduk da niye doğrusunu yapamıyoruz? Ve bilinen öncesinde bilinebiliyorsa niçin bu kadar olumsuzluk bizi buluyor?
Sigara içtiğimiz takdirde madden ve manen zarara girdiğimizi hepimiz biliriz. Ve bu şekilde devam edildiği takdirde hastalıkların hatta ölümün bizi bekleyen son olduğunu bilmek için kahin olmaya gerek yok sanırım…
Peki sigara içen insanların bu acı sonu yaşarken diyebilecekleri tek bir kelime var: BİLİYORDUM.
Gün içinde haberlerde izlediğimiz trafik kazalarında mekanik ve yol kusuru genelde yüzde 5, insana ait kusurlarsa yüzde 95. Yollardaki hız limitleri ve arabanın hız kadranı sabit ve somut olduğu halde niçin radara yakalanıp ceza yiyoruz.
Alkol ve keyif veren maddelerin insan aklını zafiyete uğrattığını hepimiz biliriz. Ama “bana bir şey olmaz, ben ne kadar içeceğimi bilirim” deriz.
Ancak sonunda binlerce insanın ölümüne yol açan bu trafik canavarının bizim yollarımızda neden 24 saat mesai yaptığını açıklayamayız.
Her olumsuz biten duygusal ilişkilerin sonunda “böyle olacağını BİLİYORDUM” deriz. Ama madem biliyorduk da neden tekrar ve tekrar aynı hataları yapıyoruz.
Ya gerçekten bilmiyoruz ya da bildiğimiz gerçekler umurumuzda değil.
Atalarımızın “davul bile dengi dengine çalar” sözünü hatırlamamız bile pek çok hataya düşmemizi emin olun ki engelleyecektir.
Aslında ilişkilerin başlangıcında birazcık bilinmesi gereken gerçekleri araştırmamız bile bizi kötü sonuçlardan uzak tutmaya yetecektir.
Peki istenilen bu mu?
Tabii ki hayır!
Biz duygusal bir millet olduğumuzdan bizim için duygu olmazsa olmaz! Ya sonuçları?...
Yüksek topukların bayanların ayak sağlığına, erkeklerin cüzdanlarına verdiği zararı bilmemize rağmen merak ediyorum ne tedbir alıyoruz?
Ya o kozmetiklerin cildimize verdiği kalıcı zararlar?
Saatlerce yapılan telefon konuşmalarının beynimize, kaslarımıza, kemiklerimize verdiği zararlar?
Katkılı yiyecek ve içeceklerin zevkle ve bir o kadar da zararlarıyla etrafımızı kuşattığını biliyor muyuz?
Ve en önemlisi:
Bir tane ve kısacık olan ömrümüzü incir çekirdeğini doldurmayan sorunlarla heba ettiğimiz biliyor muyuz?
Biliyorsak niçin böylesine bir karmaşa ve gereksiz kavgaların adresi oluyoruz?
Çok şeyi az bilmektense; az şeyi çok bilerek hayatımıza anlam ve renk katalım. Tam bildiğimiz şeyleri eksiksiz yaparsak “BİLİYORDUM” değil, “BİLİYORUM” der ve mesut mutlu yaşar gideriz,
Değil mi?...
Orhan ÇINAR / Haber 7
www.orhancinar.net
orhancinar01@gmail.com