Orhan Çınar
Orhan Çınar
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

İstanbul'un çaldıkları

GİRİŞ 06.10.2010 GÜNCELLEME 06.10.2010 YAZARLAR

Güzelliklerin, fırsatların, tarihin dopdolu olduğu bu eşsiz şehrimizin bunca büyüleyici yönleri kadar insanı çarpan, yıpratan ve yok eden yönlerini de görüyor muyuz acaba?

İstanbul bizlerden neler çalıyor?

Öncelikle kısacık ve bir tane olan hayatımızın büyük bir kısmını. Gün trafikle başlayıp trafikle biterken o kocaman günün büyük bir bölümü yollarda heba olmuyor mu?

Acaba trafik sorununu araçların çokluğu mu var ediyor? Kesinlikle hayır! Çünkü hayvanlar aleminde binlerce balık, kuş, karınca birbirlerine çarpmadan gidebiliyorsa biz bunu niye beceremiyoruz? Sorun paylaşmayı bilemememizden olabilir mi?

Anadolu’dan gelenler; İstanbul’a gelirken yanlarında sevgi, güven ve umutlarıyla gelirler bu koca şehre.

Gönülleri sevgiyle, tertemiz sevgilerle doludur. Sonrasında saf saf sevmeye başlarlar. Oysa bilmezler ki bu koca kentin sevgi anlayışı çok farklıdır. İstanbul almadan vermez, bazen hiç vermez. Çünkü bu mega şehir olmanın kuralıdır.

Sonrasında örselenen, yitirilen sevgiler yerini sevgisizliğe ve yokluğa bırakır.

Sevgi deniz suyu tadındadır artık. İçtikçe susatır, susadıkça içirir. Ama asla doyum olmaz. Sevgi bittikçe güven de sarsılmaya başlar. Çünkü bu şehirde güven kelimesi genelde; kapandaki yemdir. Arabamız çalınır, evimiz soyulur, gaspa uğrarız en kötüsü de safça sevgimizi çaldırırız. Öyle bir an gelir ki önce kendimize olan güvenimizi yitiririz. Sonra tüm insanlara, sonra insanlığa. Kalabalıkların arasında yapayalnız kalıveririz. Şanslıysak hayvan sever oluruz, yoksa ilaç bağımlısı. Bunları da beceremezsek zombi olur yaşayamadan yaşar gideriz.

Sevgi ve güveni kaybetmek çok şeydir. Ama umudu kaybetmek her şeydir.

Etrafımdaki insanların gözlerine baktığımda genelde korku, öfke, bıkkınlık, yılgınlık daha da önemlisi umutsuzluk gördüğümde ardıma bakmadan kaçmak istiyorum.

Çünkü hastalıklar içinde en tehlikelisi umutsuzluktur.

Krizleri var eden umutsuzluk, yok eden umuttur. Kurtuluş Savaşında onca imkansızlığın içinde insanları ayakta tutan kurtuluş umudu değil miydi?

Sorarım size; sevgiye, güvene, umuda ihtiyacı olmayan insan var mıdır sizce?

Umudu umut etmek bile çok güzel. Çünkü yaşam sevinci veriyor insana.

Bedenen tutsak olmuş olabiliriz, ellerimizi ayaklarımızı zincirlemiş olabilirler ama umudumuza zincir vuramadıkları sürece yine de özgürüz. Ve önemli olan umuda yolculuklar değil umutla birlikte yapılan yolculuklardır!

Her şeyimi alabilirsiniz ama ne olur umutlarım bana kalsın.

İstanbul’u; taşı toprağı altın olduğu zannedilen bu şehri seviyorum. İstanbul’un güzel insanlarını da seviyorum. Sevemediğim bu güzel şehrin bizden çaldıkları, daha da kötüsü İstanbul’u ve mega kentleri nereye ve kime şikayet edeceğimi bilmemek.

Bildiğim tek şey; sevgisiz, güvensiz, umutsuz yaşayamayacağımız. Her şeye rağmen sevelim, güvenelim ve ümit var olalım. Çünkü son yılların popüler tezi olan çekim yasasına göre istediğinizi çekermişsiniz. O halde hep birlikte isteyelim; bu güzel şehir bizlerle daha da güzel olsun.

Seviyorum, güveniyorum, ümit ediyorum. Çünkü başka çarem yok.

 

Orhan ÇINAR / Haber 7
orhancinar01@gmail.com
www.orhancinar.net

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL