70 bin kalp niye durdu
Geçen yıl dünyada üç milyon, ülkemizde 70 bin kişi kalp krizinden öldü.
Bu haberi dinlerken bir an duraksadım. Acaba rakamları yanlış mı duydum diye. Hayır, doğruydu.
Yurdumuzda geçen yıl 70 bin kişi kalp krizinden ölmüştü. Daha vahim ve üzücü olanı ise; ölenlerin çoğu 30 yaş altıydı.
Belki de şimdi ne var bunda diyeceksiniz; takdiri İlahi.
Trafik kazalarında bir yılda on bin kişi öldü diyoruz. Doğumlarda ve bebek ölümlerinde on binler telaffuz ediliyor.
İş kazalarında ha keza aynı şey. Sizce de bir şeyler garip değil mi?
Eskiden kalp krizi dendiğinde; 50 yaş üstü insanları bilirdik. Şimdi bu yaş 15’lere kadar düşüyorsa ters giden bir şeyler var demek.
Çağımızın modası ve vazgeçilmezi stres; hayatın her alanında bizi çepeçevre öylesine kuşatmış ki, stres yapacak bir şey yoksa bile “neden stresimiz yok diye” stres yapıyoruz.
Geçenlerde birkaç bayan giyim üzerine konuşuyorlardı. Saç, elbise, çorap, ayakkabının aynı renk ve tarzda olması gerektiği konusunda hararetli ve bir o kadar da ciddi ciddi ve önemle tartışıyorlardı. Ben de bu kadar önemli bir gündem karşısında “benim sorun zannettiğim gerçek sorunlarımı” unuttum gitti!
Belki bilirsiniz bu konuda çok hoş çok manidar bir fıkra vardır; bayanın biri kitapçıya girer yeşil deri ciltli bir kitap ister. Kitapçı bu garip isteğe şaşırır ama müşteri müşteridir diye bir şey demez ama yine de sorar: içeriği ne olacak diye. Bayan şaşırarak içeriğin ne önemi var, rengi yeşil takımıma uysun yeter der.
Abarttık mı? Zannetmiyorum. Çünkü Acil’e gün içinde sinirleri bozulmuş olarak gelen bayanların sorunlarını dinleyin, ne demek istediğimi daha rahat anlayacaksınız.
Bütün bunların kalp kriziyle ne alakası var dersek; maalesef var. Öylesine ipe sapa gelmez, minnacık ve saçma sapan şeyler için kalbimizi, bedenimizi, ruhumuzu hatta canımızı hiçe saydığımız olmuyor mu? Trafiğin yoğunluğunda, günübirlik aşklarımızın karmaşasında, kazandığımız yüzlere karşılık kaybettiğimiz birkaç için girdiğimiz stres ve kalp çarpıntısını dikkate alırsak ne demek istediğim daha rahat anlaşılacak bence.
Kalbimizle sevelim ama kalbimizi de sevelim. Çünkü kalbimizin yedeği yok. Bizler kalbimize ne kadar iyi bakarsak onunla çok uzun zaman pek çok şeyi ve kişiyi sevebiliriz. Ama onu bir kez dinlemeyip, yıpratıp, durdurursak sevebilecek hiçbir şey kalmayacak bilesiniz.
Orhan Çınar - Haber 7
orhancinar01@gmail.com - www.orhancinar.net