Orhan Çınar
Orhan Çınar
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Allah'ım! Allah'ım! Allah'ım!

GİRİŞ 23.02.2011 GÜNCELLEME 23.02.2011 YAZARLAR

Vakit buldukça Eyüp Sultan Hz.’lerinin türbesini ziyarete gider o havayı ve manevi hazzı dolu dolu hissedip yaşamayı severim.

Yine öyle bir gündü. Türbeyi gezdikten sonra camiye geçtim. Hava yağışlı olduğu için fazla kalabalık yoktu.

Sırtımı caminin fil ayaklarından birine dayayarak düşüncelere daldım. Atalarımızın bizlerden önce var ettiği maddi ve manevi güzellikleri düşünürken, az uzağımdan fısıltı halinde ama tekrar tekrar aynı şeyi duymaya başladım.

Allah’ım, Allah’ım, Allah’ım… 25-30 yaşlarında bir genç adam gözleri yaşlarla dolu tekrar tekrar bu kelimeyi fısıldıyordu.

Düşüncelerim bir anda dağılıverdi. Gencin o hali beni çok etkilemişti.

Yüzünden okuyabildiğim kadarıyla çok acı çekiyordu. Ama bu acı aynı zamanda ona haz da veriyor gibiydi.

Artık tüm dikkatim ondaydı. Onu rahatsız etmeden takip etmeye başladım.

Duasını bitirip camiden çıkarken ben de peşinden çıktım. Türbeden çıkmadan yanına yaklaşıp kendimi tanıtarak bir çay içme teklifinde bulundum. Şaşkın bir ifadeyle kabul etti.

En yakındaki bir kafeye oturduk. Efendi bir yüzü vardı. Davranışlarında saygı ve nezaket ön plana çıkıyordu.

Tanışma ve hoşbeş faslından sonra onu incitmemeye çalışarak camideki durumunu sordum. Yardımcı olabileceğim bir şey varsa yardım etmek istediğimi söyledim.

Mahcup bir şekilde teşekkür etti. Israr edince “Abi cenazem vardı, o yüzden” dedi. Başın sağ olsun diyerek “ölen kimdi” diye sorduğumda “nişanlımdı” dedi. Bir an donakaldım. Nezaket icabı onu teselli etmeye çalıştım. Ve ölüm sebebini sordum. “İnat” dedi.

Cevabı anlayamadığım için tekrar sordum, inattan insan ölür mü diye; “Abi karışık” dedi.

Aslında pek meraklı sayılmam ama bu garip durum merağımı celbettiği için biraz da ısrarla anlatmasını istedim.

“Abi” dedi “biz bir yıl önce bir kızla tanışarak, anlaşarak nişanlandık ve her şey çok iyi gidiyordu. Ta ki evlilik ve gelecek planlarımızı ciddi ciddi ve detaylandırarak konuşmaya başlayıncaya kadar.

Benim o diğer yarım zannettiğim dünya tatlısı kız meğerse sadece şekle önem veren manadan ziyade maddeyi önemseyen yüzeysel bir insanmış.

Önce inanmak istemedim, acaba ön yargılı ve haksız mı davranıyorum diye. Ona tekrar tekrar şans verdim ama nafile. Dıştan çok hoş gibi görünen ilişkimiz aslında benim tarafımda gün geçtikçe kötüye gidiyordu.

Çok çaresiz kaldığım bir anda kendimi sokağa atarak biraz yürüdüm. Niçin, nereye, ne kadar gittiğimi bilmeden saatlerce yürüdükten sonra kendimi Eyüp Sultan Hz.’leirnin türbesinin önünde buldum.

Bu hoş rastlantının bir işaret olduğunu düşünerek abdest alıp türbeye girdi, ilişkimiz için ne hayırlı olacaksa onu dileyerek oradan camiye geçtim. Ne kadar namaz kıldığımı hatırlamıyorum. Ama sonrasında kalbimde bir huzur, düşüncelerimde de bir ferahlık oluştu.

İçimden tekrar tekrar cesareti ve çıkışı lütfeden Allah’ıma hamd ediyordum. O yüzden Allah’ım, Allah’ım diyordum. Ardından da siz geldiniz hepsi bu” dedi.

Pekiyi şimdi ne yapacaksın dediğimde dudaklarında mutlu bir tebessüm belirerek “belli değil mi Abi, az önce camide ne yapmam gerektiği hissettirildi. Ben maddesiz yaşarım ama manasız asla” diyerek, benden müsaade istedi ve kalkıp gitti.

Ardından bakakaldım. Galiba doğrusunu yapmıştı. Bana da geriye sadece ŞÜKÜRLER OLSUN ALLAH’IM demek kaldı. 

Orhan Çınar / Haber 7
orhancinar01@gmail.com
www.orhancinar.net

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL