Kabe yıkıldı!
Sabırlı ve önyargısız yazının sonuna kadar okuyabilirseniz Kabe’nin yıkılıp yıkılmadığı konusunda daha objektif ve somut bir karar verebilirsiniz.
Hadis-i Şerifte; “Bir Müslüman’ın kalbini kırmak, haksız yere incitmek Kabe’yi yetmiş kez yıkmaktan gühahtır” der.
Bir düşünün gün içinde haklı veya haksız, bilerek veya bilmeyerek kaç kişinin kalbini kırıyoruz veya kalbimizi kırıyorlar? Bu kırdığımız kalplerin acaba telafisi olabiliyor mu?
Kendi adıma söyleyeyim; maalesef istemeden de olsa küçük ve basit şeyler için pek çok kalp kırdığım oluyor.
Geçen bu Hadis-i Şerifi; insanlık hali, olur böyle şeyler diye düşünürken Hadis-i Şerifi tekrar tekrar okuyup anlamındaki tehlikeleri ve güzellikleri anlamaya başlayınca irkilmedim desem yalan.
İnsan kalbini kutsal değerlerimizin en önemlilerinden biri sayılan Kabe-i Muazzama’dan üstün kılan şey neydi?
Kabe ki, günde beş vakit tüm Müslümanların yönlerini döndüğü, Allah’ın huzuruna çıkaran, namazın güzergahı ve onunla Hac gibi çok önemli bir farizayı eda edebildiğimiz kutsal mekan.
Peki ya insan kalbi; yarısı temiz, yarısı kirli kan dolu uzuvdan başka nedir?
Bazen tatlı tatlı çarpan, bazen de bizi dayanılmaz acılara götüren organımız bu kadar basit mi? Zannetmiyorum.
Kalbi bu kadar özel kılan, önemli bir organımız olması değil tabi ki.
Kabe’yi yapan her ne kadar peygamber de olsa bir insan, ama kalbimiz dahil bizi yaratan Allah olduğu için sadece kalbe değil, insanın her şeyine değer verip saygı duymalıyız. Çünkü biz özünde yaratılana değer vermeliyiz.
Yunus’umuz bunu ne güzel veczetmiştir; “yaratılanı severim Yaratan’dan ötürü.” İşte bu söz; sözün bittiği yerdir ki, başka ne denilebilir?
Yunus demişken; üstadın bu konuyla ilgili mısralarını hatırlatmadan geçemeyeceğim:
Herkesle iyi geçin, öfkelenip sert çıkma!
Kalp Allah’ın evidir, bu evi sakın yıkma
…..
Söylerken dikkat ettim, kalbini kırmamağa
Çekindim kalp kırmaktan yoksa sözüm çok sana
Yunus’un işaret ettiği gibi insanlar kalp kırmak ve kalplerini kırdırtmak için yaratıldığı günden beri ne çok çaba sarfetmişlerdir. Ama en önemlisi onlara uymamak galiba.
Okuyucularımdan peki siz bunca şeye rağmen “iyi misiniz?” diye soracak olurlarsa verecek cevabım; “beşerim şaşarım”.
Çünkü ben beşer olmanın tüm güzelliklerini ve zayıflıklarını kabullenip ona göre en az zararla günü, ayı, yılı, ömrü bitirebilmenin kar olduğuna inanırım.
Kalp kırmamaya çalışırım çünkü kalpler de cama benzer; bilerek veya bilmeyerek bir camı kırdığınızda o an size zarar vermediyse bile sonrasında etrafa saçılan parçacıklarıyla birlikte er geç size zarar verecektir.
Ve ne kadar temizlerseniz temizleyin gözden kaçan o küçücük parçalar canımızı yakacaktır. O yüzden kırmayalım da, tedirgin de olmayalım.
Başkalarını bilmem ama biri benim kalbimi kırdığında üzülüyorsam, karşımdaki insan da aynı şeyi hissediyorsa ki hissediyordur, sonrasında daha dikkatli olmaya çalışalım desem ukalalık etmiş olur muyum?
Unutmayalım ki biz birinin camına taş atıp kırarsak, er geç o veya başkası da bizim camımızı kıracaktır.
Gelin iyisi mi bu kırma işine bir son verelim. Ne kalbimizi yıktıralım, ne de başkalarının kalbini yıkalım.
Yıkımsız günler dileğiyle…
Orhan Çınar / Haber 7
www.orhancinar.net orhancinar01@gmail.com