Orhan Çınar
Orhan Çınar
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Evleniyormuş

GİRİŞ 06.04.2011 GÜNCELLEME 06.04.2011 YAZARLAR

Evet, o da evleniyormuş, her genç kız gibi o da hayallerine kavuşuyormuş.

Mesut olacakmış belki de bahtiyar. O çok sevdiği belki de sevdiğini zannettiği insanla dünya evine girecekmiş, çıkmamacasına.

Onunla o kır kahvesinde otururken ne  kadar da mutlu görünüyordu. Bana heyecanla evleneceğini anlatırken beni bile heyecanlandırmıştı.

Evleniyorum hocam, evleniyorum diyordu.

Evlilik için yaptığı ve yaptıkları alışverişleri anlatırken içi içine sığmıyordu. Kaynanansını, kayınbabasını ne kadar sevdiğini söylüyordu. Tuttukları yeni evini anlatıyordu. İş yerine yakınmış, küçük ama şirinmiş, mutfağı çok güzelmiş, çocuk odası bile varmış. Anlattıklarını dinliyordum ama nedense anlattıklarına tam olarak inanamıyordum.

Sebebini bilmeme rağmen belki de bilmek istemiyordum. Çünkü yalan da olsa onun bu sahte mutluluğuna engel olmak istemiyordum.

O anlattı, ben dinledim. O da bunların yalan olduğunu biliyordu. Ama çaresizce yalanlarını tutamıyordu.

Ayrılıncaya kadar adeta tüm düğünü ezberledim, baştan sona kadar.

Sonra o yoluna ben yoluma. Birkaç gün sonra aynı yerde görüşelim dediğinde şaşırmadım desem yalan olur. O düğün yoğunluğunda beklemiyordum. Tam dediği saatte randevuya gittiğimde onun erkenden geldiğini ve sabırsızlıkla beni beklediğini gördüm. Zannımca bana söyleyeceği çok önemli şeyler vardı.

Siparişlerimizi verinceye kadar bir şey söylemedi. Sonrasında da evleneceğimi o’na söylediniz mi hocam dedi. Şaşırarak kime diye sordum.

O’na işte dedi. Geç de olsa anladım. Ayrıldığı eski ama eskimemiş sevgilisini kastediyordu. Bir an ne diyeceğimi bilemedim. Çünkü ne desem onu üzecektim biliyorum.

Zaman kazanmak için farklı konulara saptırayım dedim. Olmadı o hala cevabının peşindeydi.

Oysa ben onların yaşadığı o güzel aşka dönmüştüm. Her ikisi de hoş, her ikisi de delikanlıydı. Ama gerçek deli türünden olan…

Onların aşkını ben bile beğenmiştim. Çünkü yalandan, sunilikten uzaktı. Arkadaşlık, dostluk ve aşk doluydu. Ne zaman kavga, ne zaman muhabbet ettikleri belli olmazdı. Ama yine de görünmez bağlarla birbirlerine bağlıydılar. Her kavganın sonunda hakemlik görevi niyeyse hep bana düşerdi. Kimi tutacağımı bilmez her ikisini de haklı ve suçlu çıkararak kurtulurdum. Kaç kez ayrıldılar saymadım. Ama sevgileri gerçek olduğu için her seferinde yeniden birleştiler. Çocuklar gibiydiler. Saf, muzip bir o kadar da haşarı. Onları nasıl büyüteceğimi düşünürdüm hep. 

Sonra bir gün çevrenin de etkisiyle kızımız tehlikeli bir rest çekti. Eee delikanlımız da delikanlı yemedi tabi.

Ne kızımız kal dedi ne de delikanlımız kalayım. Bir hiç uğruna bitiverdi.

Biliyorum hala ve hep birbirlerini sevecekler ama aynı şehrin ayrı dünyalarında.

Ona sevdiceğinin evleneceğini söylediğimde yaşayan bir insanın nasıl ölebildiğini gördüğümü nasıl söyleyebilirdim.

Hiçbir şey söylemeden çekip gitmişti. Ve onu o günden sonra bir daha görmedim.

Söylediniz mi sorusuyla daldığım düşüncelerden sıyrılıverdim. Ama keşke orda kalabilseydim.

Hayatım boyunca hiçbir soru karşısında bu kadar cevapsız ve çaresiz kalmamıştım. Çaresi yoktu ben de kaçacaktım. Söyledim desem devamını soracaktı. Söylemediğimi desem inanmayacaktı ve üzülecekti.

Ben de herkesin yaptığını yaptım; hızlıca müsaade isteyerek ve kaçarcasına uzaklaştı oradan.

Sonrasında ne oldu bilemiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki; iki kişi daha ölmeden mezara giriyordu.

Eğer mezar taşlarını ben yazacak olsaydım sadece bir kelime yazardım:

Keşke!

Orhan Çınar / Haber 7
orhancinar01@gmail.com
www.orhacinar.net

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL