Orhan Çınar
Orhan Çınar
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Mutluluk ilacı

GİRİŞ 20.04.2011 GÜNCELLEME 20.04.2011 YAZARLAR

Eczacı bir arkadaşımla onun eczanesinde otururken 30 yaşlarında bir bayan içeri girdi; "eczacı kim” diye sordu. Arkadaşım “buyurun benim” diyerek bayana doğru yöneldi.

Bayan beklemeden ikinci sorusunu aceleyle sordu; “ eczacı bey sizde mutluluğun ilacı bulunur mu?”

Eczacı arkadaşım sakin sakin o ilaçtan bizde yok ama isterseniz sakinleştirici bir laç verebilirim dedi.

Herkes gibi ben de şaşırmıştım, ama yine de olayın garipliği merakımı cezp etmişti.

Buyurmaz mısınız dedim, hem dinlenirsiniz hem de bir çay içersiniz diye karşımdaki boş koltuğu gösterdim.

Tebessüm ederek boş koltuğa oturdu.

Havadan sudan konuşmalardan sonra esas soruma geldi sıra; istediği mutluluk ilacının ne olduğunu sorduğumda aldığım cevap çok basitti.

Mutsuzluğu yok edecek şey!

Anlamamıştım ama belli etmeden sohbetimizi koyulaştırmaya çalıştım.

Genç ve güzel bir bayandı. Görünürde bir sakatlığı veya hastalığı yoktu. Ama güzel gözleri acı ve mutsuzluk doluydu.

Görmeden bakıyor, hissetmeden yaşıyordu…

Yıllar önce mutlu bir evlilik yapmış, çocukları, evi, arabası varmış. Başarılı bir iş kadınıymış.

Benim ne iş yaptığımı sordu.

Yaşam koçuyum dedim.

Peki sizce yaşam nedir dediğinde kendimi sözlüye kaldırılmış bir öğrenci gibi hissettim. Hemen cevap vermedim. Çünkü verdiğim cevap onu olumsuz etkilerse suçlusu ben olacaktım.

Yaşam limon gibidir. Kimi insan onu sadece limon olarak görür ekşi ekşi tadar.

Kimi insan ona biraz su biraz şeker katar ve güzel bir limonata yapıp içer.

“Ya şeker ve suyumuz yoksa” dedi “mümkün değil kesin vardır ama bizler kolayına kaçtığımız için limonu limon olarak tatmayı seçer ve hem limona hem de kendimize kızarız”.

Anladım ki bayanın beyni limonla dolu olduğu için bu ekşi tat hayatının tadını kaçırmış.

Yalvaran gözlerle “çözüm” dedi. Şeker ve su bulacaksın ama sadece bulmak yetmez dedim.

“Peki bu ilaç beni mutlu edebilir mi” dedi. Uygun oranda karıştırırsan bu mutluluk ilacı bir ömür seni mutlu eder dedim.

Şekeri ve suyu tanımlamamı istedi. Soruyu cevaplamak için hiç düşünmedim çünkü zaten bildiğim cevaptı. Şeker; bilgi, doru pratik ve tekniktir. Su ise saygı, sevgi, inanç ve hoşgörüdür. 

Limonu zaten hepimiz çok iyi bildiğimiz için açıklamaya gerek yok dedi.

Kalktı, tokalaşmak için elini uzattı. Elini tuttuğumda kıpır kıpır canlanmaya başlayan enerji ve mutluluğunu hissettim. Gözlerinde de az da olsa kıvılcımlar saçmaya başlamıştı.

“Deneyeceğim” dedi, teşekkür etti ve gitti.

Ardından bakakaldım.

Onun gibi mutluluğun ilacına muhtaç binlerce insan vardı. Sorun limonda değildi. Onu limonata yapmayı öğretmemişlerdi bizlere.

Ne yapabilirdim. Hiç olmazsa öğretebileceğim insanlara, gücüm yettiği oranda limonata yapmayı öğretebilirdim. Bu kararla dudaklarımda oluşan tebessüm, bana da bir doz mutluluk ilacı oldu.

Hey dünya limonatalar benden. İsteyene her gün bardak bardak limonata ver.

Hesaplar benden…

Orhan Çınar / Haber 7
orhancinar01@gmail.com

YORUMLAR İLK YORUM YAPAN SEN OL