Osman Ateşli
Osman Ateşli
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Can simidi Türkiye mi?

GİRİŞ 08.06.2026 GÜNCELLEME 08.06.2026 YAZARLAR

Geçtiğimiz haftayı Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Finlandiya ve İsveç’i kapsayan resmi ziyaretini takip ederek geçirdik. Pazartesi sabah başlayan seyahatimiz cuma akşam saatlerinde tamamlanabildi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli

Ziyaretin ilk durağı Finlandiya’nın başkenti Helsinki’ydi. Finlandiya, Baltık kıyılarında 5 buçuk milyonu aşan nüfusuyla küçük denilebilecek bir ülke… Teknoloji ve ticareti gelişmiş. Şehirleşmesi muazzam. Öyle ki “Helsinki’nin altında bir Helsinki daha var” deniyor. 4-5 milyonu günlerce yerin altında barındırabilecek büyüklükte sığınaklar inşa edilmiş. Üstelik sosyal donatı alanlarıyla beraber.

Sakin bir ülke. Hayat hayli yavaş akıyor. Mevsim itibariyle gündüzler çok uzun. Hava aydınlık olsa da akşam saatlerine doğru sokaklar tenhalaşıyor.

Finlandiya ile diplomatik ilişkilerimizin başlangıcı 100 yılı aşmış durumda. 2023 yılında Finlandiya'nın NATO üyesi olarak kabul edilmesi ile Türkiye-Finlandiya ilişkilerinde yeni bir ortaklık zemini oluştuğu görülüyor. 

Finli yetkililer, güvenlik politikaları noktasında Türkiye’yi önemli bir müttefik olarak görüyor. Tüm görüşmelerde diplomatik dilden ziyade günümüz gerçekleri öne çıktı, dile getirildi. Düşünceler açık sözlülükle ifade edildi.

Finlandiya ve İsveç ile tarihte zaman zaman temaslarımız olmuş. Ama ilişkilerde yeni dönemin başlaması önce Finlandiya’nın ardından da İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında sırasıyla NATO’ya katılması ilişkilerde yeni dönem aslında... 

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Finlandiya Cumhurbaşkanı Stubb ile görüştü

Her iki ülkenin de onlarca yıllık askeri tarafsızlık politikasını bırakarak bu tarihlerde ittifaka katılması bir milat diyebiliriz. Sebep, 24 Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesi. Ciddi güvenlik ihtiyaçlarının ortaya çıkması. Bölgesinin önemli gücü olarak NATO müttefiki gördükleri Türkiye’ye verdikleri önem de artıyor.

İki ülkede de Meclis Başkanı Kurtulmuş’un heyetine havaalanlarından itibaren üst düzey ağırlama ve protokol uygulandı, oldukça sıcak bir karşılama vardı. Çok sayıda Türk vatandaşı ve akraba topluluklarımızdan vatandaşlar da burada yaşıyor. Her iki ülkede de çarşıda, pazarda, parkta çok sayıda Türkle karşılaştık. Nokia gibi bir teknoloji devinde bile onlarca Türk çalışıyor. Türkiye’nin Türkiye coğrafyasından ibaret olmadığına bir kez daha şahit olduk. Herkes işinde gücünde… Selamlaşıp hasbihal ettik. Vatan hasreti gidermelerine vesile olduk.

Meclis Başkanı Kurtulmuş’un Finlandiya'da Cumhurbaşkanı Sayın Alexander Stubb ile İsveç’te de Kral Carl XVI. Gustaf ile görüşmeleri oldu. Her iki görüşmede de Türkiye'ye verilen önem hissettirildi. Her iki görüşme de planlanan süre fazlasıyla aşıldı. 
Helsinki’de Finlandiya Parlamentosu Başkanı Sayın Jussi Halla-Aho ile Stokholm’de İsveç Parlamentosu Başkanı Sayın Andreas Norlen ile baş başa ve heyetler arası görüşmeler oldu. 

İsveç de savunmayı güçlendirmek için son yıllarda önemli adımlar atmak zorunda kalmış. Tarafsız ülke olma takıntısını bir kenara bırakmışlar. Orduya ciddi yatırım yapmaya devam ediyorlar. Dron teknolojisine ağırlık vermişler. Rusya’ya karşı üslerini ABD’ye açarak güvenliklerini garantiye alacak anlaşmalar yapmışlar.

Güvenlikleri için Türkiye’nin de öneminin farkındalar. Bu da toplantılarda açıkça ifade edildi.

Türkiye’nin uzun yıllardır açık sözlü diplomatik temaslar yürüttüğü biliniyor. Türkiye’nin aksine Avrupa ülkelerinin renk vermeyen, ikircikli politikalarına da bugüne kadar yabancı değiliz.

Bu ziyarette dikkatimi çeken detaylardan biri de tarafların mesajlarını net ortaya koymalarıydı. Bu aslında Batı’daki yüzleşilen gerçeklerle beraber oluşan fikri değişimin de bir yansıması denilebilir. 

CHP’DEKİ KRİZİN GEZİYE YANSIMASI

Hem gidiş yolunda hem de ülkemize dönüş yolunda Meclis Başkanı ile uçaktaki gazetecilerle beraber uzun uzun konuşma imkânı bulduk. Ülkemizin çevresinde olup bitenleri, küresel ve bölgesel krizleri, Amerika’nın ve Avrupa ülkelerinin yaklaşımlarını, yeni dünya düzenini, iç politikayı, Terörsüz Türkiye sürecini, ekonomiyi, CHP’deki gelişmelerle ilgili kendisine sorular yönelttik. 

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’la Finlandiya-İsveç gezisine başlarken CHP içinde Meclis Grup toplantısı krizi konuşuluyordu. Doğal olarak gidiş yolculuğumuzdaki sohbetin ağırlıklı konusu da içerideki bu tartışmalar oldu.

Helsinki yolunda CHP’deki Meclis tartışmaları üzerinden Meclis Başkanlığı’nın ve şahsının hedef alınmasına karşın eleştiri oklarını boşa düşüren net açıklamalar yaptı: “Bu konu Meclis’in değil CHP’nin konusudur” dedi.

Bence de doğrusu buydu. Sonuçta krizin her safhası CHP’nin iç meselesi.
Parti yönetiminden parti içi konuların netleştirilmesini istemekten başka bir şey kalmıyor Meclis Başkanına da...

Numan Kurtulmuş’un kendisini ve TBMM Başkanlığı makamını tartışmaların içine çekmeye çalışanlara cevabı netti;

“Biz tarafsız bir durumdayız. TBMM Başkanı, CHP’nin iç işlerine karışmaz. Hiçbir partinin iç işlerine karışmaz. TBMM kurulduğundan bu yana teamüller vardır. Her parti kendi içtüzüğüne göre TBMM’de yapacağı grup toplantısını bildirir. Meclis Başkanlığı, parti içi ihtilaflarda gruplardan birine sen haklısın ya da sen haksızsın deme durumunda değildir. Öyle bir gücü, imkânı yoktur; vazifesi de bu değildir. Kendilerine çelişkiyi netleştirmeleri için bir yazı göndereceğiz.”

Malum Kemal Kılıçdaroğlu’nun salı günü Meclis’te grup toplantısı yapılacağı bilgisi paylaşıldı. Özgür Özel’in de girişimleri var. Grup toplantısına çağıracak olan milletvekilleri de ayrı çelişki. Kim grup toplantısı yapacak, bu kargaşanın içinden nasıl çıkılacak? Meclis Başkanı bu konularda ne düşünüyor? 

Bu konuyla ilgili dönüş yolunda yönelttiğimiz sorularımıza verdiği cevaplar da çok netti. Cumartesi günü röportaj haberlerimizden de detaylıca okudunuz.

Meclis Başkanı’nın Cumhuriyet Halk Partisi’nin içerisindeki çelişkiye müdahil olma gibi bir niyeti yok. CHP ile ilgili sürecin tarafsızlık ilkesi çerçevesinde yürütmekte kararlı. Meclis Başkanı olarak da CHP içindeki bir konunun tarafı olmamaya da büyük özen gösteriyor. Onun için de kendisini polemiklere çekme tuzaklarına da itibar etmiyor.

CHP’YE CİNDORUK ÖRNEĞİ

Meclis İçtüzüğü ve partilerin grup iç yönetmeliklerinde yasal mevzuatlar ne diyor ona bakıyor. Bunlara geçmişteki benzer içtihatları da dayanak olarak gösteriyor. Murat Karayalçın, Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı ama milletvekili olmadığı Aydın Güven Gürkan’ın da Meclis Grup Başkanı olarak seçildiği dönemde yaşanan tartışmaları hatırlatıyor. 

Dönemin TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk'un tartışmaları nasıl yaklaştığını hatırlatıyor;

“Cindoruk da “Biz, Meclis Başkanlığı olarak bir partinin iç işlerinde taraf değiliz” diye çok açık bir şekilde konumunu belli ediyor ve orada hem grup başkanlığından gelen yazıyı kabul ediyor hem de o zamanki Sayın Genel Başkan Murat Karayalçın meclis grubunda konuşma yapıyor. 

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli

Noktayı şöyle koyuyor;

“Meclis Başkanlığı açısından konu dün de açıktı, bugün de açıktır. Çok az sayıda da olsa bazı siyasi yorumcular, Meclis Başkanlığını bu konunun tarafı yapmaya kalkmasınlar. Bu meselenin çözüm yeri Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğidir.”

“MECLİS SİYASİ MAGAZİNİN GÜNDEMİ OLAMAZ”

Numan Kurtulmuş’un kendisine yönelik eleştirilere verdiği, “Meclis Başkanlığı gündelik siyasetin, politik polemiklerin daha açık bir ifadeyle siyasi magazinin gündemi olamaz, olmamalıdır. Olmaması için şahsen büyük bir özen ve gayret gösteriyorum. Aynı şekilde yorumcu ve gazeteci arkadaşlardan da demokratik teamüller çerçevesinde hassasiyet bekliyorum.” İfadeleri de önemliydi.

Bu net açıklamalar tartışmaları nihayete erdirecek mi önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Meclis Başkanı’nın CHP içi tartışmalarda bir inisiyatifi olmayacağı kesin. CHP tarafına bakacak olursak aslolan bu işi kendi içlerinde çözmek gibi görünüyor. Aksi halde bir kez daha mahkemeye düşecekler.

Gelelim uzun sohbetimizdeki diğer meselelerle ilgili altı çizilmesi gereken konu başlıklarına;

Kayıt dışı olan noktaları yoğun bir sohbetti. Biz kayda açık kısımlarda Meclis Başkanı kime ne mesajlar verdi bakalım?

Yine iç politikayla başlayalım;

CHP’YE; TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE YANSITILMAMALI

Numan Kurtulmuş’a CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında mutlak butlan kararı verilmesinin "Terörsüz Türkiye" sürecini etkileyip etkilemeyeceğini sorduk.

Kurtulmuş, CHP içindeki gelişmelerin bu sürece olumsuz etkileri olmaması yönündeki temennisini aktardı. “Parti içerisindeki bu kavgayı, ayrışmayı Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli sorunu olan terörün sona erdirilmesi gibi çok önemli, milli bir meseleye yansıtmamalarını temenni ederim.” dedi.

BU MECLİS ANAYASA YAPABİLECEK EN İYİ MECLİS

Kurtulmuş, yeni anayasa beklentileriyle ilgili meseleyi Türkiye’nin en önemli ihtiyacı olarak gördüğünü yineledi. Kurtulmuş, bu meclisi önceki meclislere göre anayasa yapabilme imkânı bakımından çok daha avantajlı görüyor.

Tam burada çok önemli bir uyarı yapıyor; "Bu parlamento, anayasa yapma bakımından olumlu bir havaya sahipken ve açıkçası komisyon çalışmasında da çok önemli bir deneyimi ortaya koymuşken eğer yeni anayasa yapmazsa millet, uzun süre yeni anayasa lafına kulak vermez" 

Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili de mesele bu noktaya gelmişken “demiri tavında dövmek, hayırlı işte acele etmek lazım” diyor Meclis Başkanı. 

“Örgüt üzerine düşen sorumlulukları yerine getirseydi bu iş çoktan biter bütün yasal düzenlemeler hepsi yapılmış olurdu” diye de kaybedilen zamana dikkat çekiyor.

BATI’NIN İSRAİL’İ SAVUNACAK HALİ KALMADI

Kurtulmuş’a İsrail’in soykırımlarının Avrupa ülkelerine yansımalarını da sorduk.
Geçmişte Türkiye Filistin’i savunurken, “öyle diyorsunuz da İsrail’in de kendini savunma hakkı var” diyerek mazeret üreten Batılı mevkidaşlarının eski tutumları değişmiş. Kurtulmuş, “Batı’da, İsrail artık giderek savunulamaz ülke haline geliyor.” tespitiyle bunu destekliyor.

Ve ekliyor; “Netanyahu ve çetesinin tamamen yalnızlaşacakları günlere doğru gidiyoruz. İnsanlığa karşı suç işleyenleri artık korumayın.”

ARAP DÜNYASINA; İSRAİL’İN KURULUŞUNDAKİ HATA TEKRARLANMAMALI

Numan Kurtulmuş’un Arap dünyasına da çağrısı vardı; “Maalesef Arap ülkelerinin duyarsızlığı, plansızlığı ve müşterek hareket edememesi nedeniyle İsrail devleti kuruldu. Arkasından 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda aynı tutarsızlığı bir kere daha yaşadık. İsrail'in gücü, karşısındaki Arap ülkelerinin, Müslüman ülkelerinin bütünleşik bir şekilde hareket edememesidir. Dün de böyleydi bugün de öyledir. Ama çok acı bir şekilde tecrübe edildi ki Mısır, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri şunu gördüler; ABD istese de bu ülkelerin güvenliğini sağlayamaz ya da sağlamaz. Dolayısıyla bu kadar acı tecrübelerden sonra artık ben tüm bölge ülkelerinde siyasetçilerin gözünün açılmış olduğunu ümit ediyorum, açılması gerektiğini düşünüyorum.” 

AVRUPA’NIN GÜVENLİK KAYGISI

Baştaki konumuza geri dönersek; Avrupa ülkeleri küresel ölçekte yaşanan çatışma ve krizleri ne kadar derinden hissediyor? Buralara yansıması nasıl?

Savunma ve güvenlik konusundaki yaklaşımlarını sil baştan değiştirecek kadar çok.
Avrupa için yepyeni bir durum söz konusu;

Başkan Kurtulmuş’a göre 2014’te Rusya’nın Kırım’ı ilhakına Avrupa’nın reaksiyon göstermemesi büyük bir kırılımın başlangıç noktasıydı. Bu tarihi Avrupa’nın güvenliği noktasında adeta bir milat olarak düşünüyor.

Pek çok konuşmasında bunu Batılı meslektaşlarının yüzlerine de söylüyor.
O gün net tavır almayarak güvenlik konusunda kaçırdıkları treni hatırlatıyor.
Bugüne dönersek “Avrupa’nın artık “Biz bize yeteriz deme lüksü kalmamıştır.” sözleriyle yeni perspektiflere kapı aralıyor.

Kuyruğu dik tutmaya çalışsalar da Avrupalı siyasiler de gidişatın iyi olmadığının farkındalar.

TÜRKİYE’NİN NE DÜŞÜNDÜĞÜ MERAK EDİLİYOR

Kurtulmuş’a Türkiye’ye son yaklaşımlarını soruyoruz: “Türkiye, şu anda dünyayı yakından ilgilendiren hangi küresel sorun varsa hepsinin fiziki, fikri ve siyasi olarak tam ortasında yer alıyor. Bu nedenle sorunların hepsiyle ilgili Türkiye'nin ne düşündüğünü öğrenmek istiyorlar.” diyor.

Türkiye’nin duruşunu, kararlılığını, önemli diplomatik hamlelerine atıflar yapıyor. Tek kutuplu iki kutuplu dünyadan çok kutuplu dünyaya giderken yeni ittifaklar nasıl kurulacak?

BATI DA DEĞİŞİYOR TÜRKİYE’YE BAKIŞ DA…

İç içe geçen krizlere dikkatleri çeken Numan Kurtulmuş;

“Hiçbir ülke, hiçbir kıta, hiçbir bölge tek başına dünyayı yönetemez. Çok merkezli bir dünyaya doğru gidiliyor. Bu açık gerçeklikle beraber Avrupa için de artık yeni bir durum söz konusu…” diyor.

Türkiye’ye bakış da oldukça farklılaşmış durumda… “Güvenliğimiz için olabildiğince Türkiye’ye yakın olmalıyız.” Sesleri yükselmeye başlamış. Bunu açık açık ifade edenlerden biri de Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb. “Türkiye’ye AB yolunu açalım. AB üye sayısını da 40’a çıkaralım” diyecek kadar da AB içinde cesur.
Birçok ülke tarafından aranılan müttefik olmamız artık sık sık dillendirilen gerçek. Avrupa’nın kapı dışında tuttuğu ülkeden can simidi olarak görmeye başladığı ülkeye… Tablo değişiyor. Türkiye’yi vazgeçilmez görme ihtimalleri günden güne yükseliyor. Başkan Kurtulmuş da Türkiye’nin jeostratejik, jeokültürel önemine, tarihi birikimine ve vazgeçilemez potansiyeline vurgu yapıyor. Bu kadar türbülansın ortasında istikrarını koruyabilen ülke olarak. Herkesle konuşabilen, arabulucu pozisyonda…
28-29 Haziran’da İstanbul’da NATO Parlamenter Zirvesi düzenlenecek İstanbul’da… NATO Liderler Zirvesi de 6-7 Temmuz’da Ankara’da... Antalya’da COP31 toplantısı… Batılı çok sayıda lider, meclis başkanı ve parlamenter ülkemizde olacak.

Diplomasi masaları bir kez daha Türkiye’de kurulacak. Yeni itiraflar aranan müttefikliğe dönüşür mü zaman içinde göreceğiz.

Batıdan son sinyaller o yönde geliyor.

Osman Ateşli - Haber7

osman.atesli@haber7.com

x: @oatesli

YORUMLAR 1
  • tabi 7 saat önce Şikayet Et
    değişmeyen şey menfaatleri icabı nereye dönmeleri gerekiyorsa oraya dönmeleri. ama bu geçmişi unutacağımız anlamına gelmiyor.
    Cevapla