Trump’ın boğazını Hürmüz sıkacak!
Koskoca (!) Amerika’nın düştüğü hale bakın!
Tarihinin hiçbir döneminde bu kadar aciz, bu kadar zelil, bu kadar rezil, bu kadar kepaze olmamıştı.
Dünyanın jandarmalığından…
Devlet yıkıp devlet kurmaktan…
Gele gele İsrail’in tetikçiliğine kadar alçalmış bir ülke olarak…
Ne kendi içinde birliği sağlayabiliyor ne de müttefik olarak gördüğü ülkelerden yüz bulabiliyor.
Önce Trump…
İkinci kez göreve geldiği andan itibaren, Nobel barış ödülünü almak istediğini, dünyadaki savaşları bitireceğini, Biden yüzünden yerlerde sürünen ABD imajını düzelteceğini, ülkenin arşa ulaşmış dış borcunu azaltacağını filan anlatıp durdu.
Sonra…
Grönland’dan Kanada’ya, Körfez ülkelerinden Afrika’ya ve Küba’ya ve daha pek çok yere çemkirip durdu; sopasını uzattı.
Saçmasapan bir gerekçeyle Venezuela’nın seçilmiş liderini bir gece yarısı yatağından kaldırıp New York’a götürüp esir aldı; arkasından da dünyanın en zengin petrol kuyularına sahip olan ülkeye çöktü.
Ardından…
Hiç ama hiçbir şekilde onu ilgilendirmeyen…
Varlığına tehdit oluşturmayan İran’a saldırdı, İsrail’in peşine takılarak; suçsuz yere 160 kız öğrenciyi katletti. Tasmasını tutan Tel Aviv yönetimi ile bomba olup yağdı bağımsız bir ülkenin üstüne ve ülkenin lider kadrosunu katletti. Tek taraflı başlattığı savaşın bir hafta süreceğini söyledi önce… Sonra birkaç hafta ve daha da uzun… Önce rejimi yıkacaktı. Söylemini değiştirdi, petrolüne çökmek istediğini açıkladı; yetmedi uranyumunun da kendi hakkı olduğunu söyledi.
***
Evdeki hesap çarşıya uymadı: İran beklemediği bir direnç gösterdi. Gemilerini batırdı. Sahibinin stratejik noktalarını yerle bir etti. Üstelik Hürmüz Boğazı’nı da çift taraflı trafiğe kapatarak dünyanın nefes borusuna bıçak dayadı.
Kendini dünyanın kralı ilan eden kibirli, ahlaksız Trump söylem değiştirdi bu sefer: “Hürmüz’ü alacağım. Herkes bize yardım etmeli. NATO göreve. İngiltere, Fransa siz de bize destek olmalısınız. Olmazsanız ben tek başıma hallederim. Eğlence için vurabilirim, Küba’yı da istiyorum” gibi hiçbiri diplomatik usule uymayan saçmasapan açıklamalarla bocalamaya başladı. Destek bulamadıkça da tehditler savurmaya…
Bütün bunlar apaçık ortada iken caydırıcı güçlerin hiçbiri; ne NATO, ne BM, Çin gibi daha büyük ülkeler… Hepsinin itibarı gerçek vicdan sahipleri nezdinde yerlerde; sıfırın bile altında…
***
Buraya kadar yazdıklarımın hemen hepsi malumun ilamı…
O yüzden güncel soruyu soralım: “Hürmüz Boğazı Amerika’yı bitirebilir mi?”
Abartı gibi geliyor değil mi? Ama değil. Çünkü bazen tarih koca imparatorlukları bir savaşla değil, tek bir “itibar kırılmasıyla” bitirebiliyor.
Ünlü milyarder Ray Dalio’nun şu sözlerine dikkat kesilelim:
“Eğer Amerika Hürmüz’ü kontrol edemezse, bu, 1956’da Süveyş’in İngiltere’ye yaptığının aynısı olur.”
Bu cümlenin üzerinde biraz durmamız gerekiyor: İngiltere o günlerde dünyanın efendisiydi. Sterlin küresel paraydı. Donanması okyanusları kesiyordu. Ama gücünün kalbi Süveyş Kanalı’ydı.
Mısır çıktı, “Bu kanal artık benim” dedi.
İngiltere rest çekti.
“Ya açarsın, ya geliriz.”
Gitti de… Fransa ve İsrail’i de yanına aldı, saldırdı. Ama hesap etmediği bir şey vardı: Dünya değişmişti. Amerika “dur” dedi. Sovyetler “dur” dedi. BM “dur” dedi. İngiltere geri çekildi ve perde kapandı. Kimse yüksek sesle söylemedi ama herkes şunu düşündü:
“İngiltere artık güçlü değil.”
İşte imparatorluklar böyle biter; toprak kaybederek değil, güven kaybederek.
Sonrası mı?
Para kaçtı. Müttefikler mesafe koydu. Sömürgeler koptu.
20 yıl içinde “güneş batmayan imparatorluk” sıradan bir devlete dönüştü.
Tek bir kanal yüzünden mi? Hayır…
Tek bir algı yüzünden: Güç kaybı...
***
Şimdi bugüne bakalım:
Hürmüz Boğazı, dünyanın enerji şah damarı; dünya petrolünün yaklaşık beşte biri buradan geçiyor.
Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Irak… Hepsinin musluğu burada.
Boğaz kapanırsa ne olur?
Petrol uçar, ekonomiler sarsılır, Avrupa enerji krizine girer, Asya üretimi yavaşlatır.
Basit anlatayım:
Tek bir tünelden geçen bütün kamyonları düşünün: Yiyecek, yakıt, hammadde… her şey oradan geçiyor. Bir gün biri geliyor, tünelin ağzına oturuyor:
“Ben izin vermezsem, kimse geçemez.”
İran’ın yaptığı tam olarak bu…
Fakat asıl soru şu:
Amerika o tüneli açabilecek mi?
Dalio’nun 500 yıllık formülü burada devreye giriyor. Her şey aynı şekilde oluyor:
Bir süper güç yükseliyor. Parayı kontrol ediyor, denizleri kontrol ediyor. Herkes ona güveniyor. Sonra daha küçük bir güç, kritik bir noktada meydan okuyor. Süper güç rest çekiyor:
“Aç, yoksa gelirim.”
Dünya nefesini tutup izliyor.
Eğer o yolu açarsa:
Güç teyit edilir, sistem devam eder.
Açamazsa:
Her şey tersine döner; güven çöker, para kaçar, müttefikler uzaklaşır, borç krizi başlar.
Ve imparatorluk yavaş yavaş çöker.
Portekiz böyle düştü.
Hollanda böyle düştü.
İngiltere böyle düştü.
***
Şimdi Amerika’ya bakalım:
Borç 38 trilyon dolar.
Faiz yükü başlı başına bir kriz…
Son savaşların bilançosu ortada: Vietnam, Afganistan, Irak…
Dünya artık şunu soruyor:
“Amerika gerçekten hâlâ kazanabilir mi?”
Dalio’nun aktardığı kulis cümlesi çok sert:
“Trump iyi konuşuyor ama zor zamanda kazanabilir mi?”
İşte mesele bu: Çünkü savaş sadece silahla kazanılmaz.
Dalio’nun en kritik tespiti şu:
Savaşta asıl belirleyici olan, ne kadar acı verebildiğin değil, ne kadar acıya dayanabildiğindir.
İran burada başka bir oyun oynuyor; hızlı kazanmak istemiyor. Savaşı uzatmak istiyor.
Çünkü biliyor ki Amerikan toplumu uzun, maliyetli ve belirsiz savaşları sevmiyor: Vietnam’da bırakıldı. Afganistan’da bırakıldı; İran ise bunu varoluş meselesi görüyor.
Amerika benzin fiyatını düşünür, İran onurunu.
Bu fark küçümsenecek bir fark değil.
Peki çözüm var mı?
Bence çok uzak bir ihtimal…
Yani mesele geçici bir kriz değil, uzun bir hesaplaşma başlıyor. Bu hesaplaşmanın sonucu sadece bölgemizi değil, tüm sistemi değiştirecek. Ticaret yolları yeniden çizilecek, sermaye yeni limanlar arayacak.
Sonuçta İsrail’in gazına gelip bölgeyi kan ve gözyaşına boğan, aşiret devletlerini de ateşin içine atan ABD ve sahibi İsrail, orta ve uzun vadede kaybedecek.
Dolar tahtından inecek, tahvillerden kaçış başlayacak, altın yükselecek, aralarında Türkiye’nin de olduğu yeni bloklar güçlenecek.
***
Süveyş, İngiltere için eşikti; Hürmüz de Amerika için olabilir.
Hürmüz daralıyor. Sadece deniz değil, Amerika’nın hareket alanı da.
Washington’un bir kriz çıkar, İsrail sahaya iner, Amerika arkasında durur, sonra dünya “ne olacak?” diye bakar refleksi ölüm döşeğinde.
İsrail’in bölgedeki her hamlesi “güvenlik” diye paketleniyor: Gazze’de yıkım, Lübnan’da gerilim, İran’la tırmanan kriz…
İsrail ateşi büyütüyor; Amerika ise o ateşi söndüren değil, körükleyen konumda.
Bu oyunun maliyeti giderek yükseliyor.
İsrail’in yayılmacı güvenlik anlayışının ve Amerika’nın koşulsuz desteğinin, sadece bölgeyi değil, küresel sistemi de ateşe attığı bizim dışımızdaki aktörler tarafından da çok açık bir şekilde görüldüğü için destek bulamıyor.
Üzülüyoruz belki yaşadıklarımız için ama…
Yavaş yavaş “Amerikan çağı bitiyor” cümlesini içselleştirmeye başlayabiliriz.
…………………………………………….
HÂMİŞ: Hüznün, acının, trajedinin gölgesinde bir bayram daha geldi. Boğazımız düğümlü olsa da… “Bayram, bayramdır” diyerek, hak eden herkesin bayramını tebrik ediyorum.
-
MUCİBÜRRAHMAN 6 saat önce Şikayet EtÖZCAN ÜNLÜ Ağabeyim ben bu İran lı Acem ağabeyilerime Ali LARİCANİ,Ali Hamaney,eşi,çocukları,damadı ve torunlar ve daha nice üst düzey İran lı ağabeyilerime içim KAN ağlıyor haberler de okurken bile İT RAİL tarafından öldürüldü yazı yorsunuz ama ben ŞEHİT OLDULAR diye okuyorum.İRAN lı ACEM kardeşlerime,ağabeylerime tüm ŞEHİTLERİMİZE ALLAH cc.dan rahmet ve merhamet dünya MÜSLÜMANLARINA BAŞBeğen Toplam 2 beğeni
-
TRUMP 7 saat önce Şikayet Etİranı hitlerdende kötü diyor hep İsrail ağzı peki İsrail için tek eleştirisi bile yok sadece Türkiyeye karşı makul ol demişti taşkınlığını biliyordu ama tek söz edemiyor sadece İran kötü vay be!Beğen
-
Ayşe Sağır 12 saat önce Şikayet EtKulağa ne hoş geliyor; Amerikan çağı bitiyor.Beğen Toplam 4 beğeni
-
ACE 12 saat önce Şikayet EtBunda da bir HAYR vardır. (1) LEŞMİŞ milletler, İnşallah BİRLEŞMİŞ MİLLETLER olur. DÜNYA 5'ten BÜYÜKTÜR.Beğen Toplam 2 beğeni
-
Alican 12 saat önce Şikayet EtRamazanı emrolundugu şekilde yad edenlerin bayramıni kutlamak lazım. Seytan yıkılırken seyretmeyi bırakıp bir tekmede biz vuralim.Beğen Toplam 2 beğeni