Özcan Ünlü
Özcan Ünlü
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Ahbap-Çavuş ilişkisi veya merhamet yorgunluğu

GİRİŞ 22.07.2026 GÜNCELLEME 22.07.2026 YAZARLAR

‘Butlan’ sonrası CHP’yi derinden etkileyen kaos süreci devam ediyor. Mahkeme kararıyla görevden uzaklaştırılan Özgür Özel’in dün grup toplantısında ‘müjdesini’ verdiği “Yeni bir yol, yeni bir parti” çıkışı, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası karpuz gibi ikiye yarılan Türkiye solunun karbon kopyası… Hatırlanacağı üzere, CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) bu dönemde kapatılmış, merkez sol iki ana damara ayrılmıştı: SHP (Sosyal Demokrat Halkçı Parti) ve DSP (Demokratik Sol Parti)…

Her iki parti sosyal demokrasi ve sol gelenek üzerine inşa edilmiş olsa da liderlik, örgütlenme tarzı ve siyasî çizgi açısından belirgin farklara sahipti. Bugün CHP üzerindeki şayialar, görevden alınan ekibe dair iddialar, butlan kararı ile itibarları iade edilen isimler hakkındaki tartışmalar elbette 1980 siyasî iklimi ile uzaktan yakından benzerlik göstermemekte ama görüntü şeklen o dönemi hatırlatmakta…

Özgür Özel’in kaç milletvekilini CHP’den koparacağı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun nasıl bir eylem planını devreye sokacağı henüz belli değil. Aslında bunun hiçbir önemi de yok. Çünkü Türkiye bugünlerde başka bir ahlâkî meseleyi tartışmakta ve diğer bütün gündem maddeleri o yüzden toplum aynasında bu başlığın önüne geçememekte: AHBAP Derneği ve merhamet yorgunluğu…

***

AHBAP Derneği ekseninde yaşanan çözülmeyi yalnızca bir sivil toplum krizi olarak okumak, meselenin köklerini ıskalamak anlamına gelir. Bu kriz politik kutuplaşmanın, algı mühendisliğinin ve en nihayetinde absürt bir “kurtarıcı” sendromunun toplumun üzerine nasıl bir karabasan gibi çöktüğünün belgeselidir.

Kültürün, sanatın ve sivil inisiyatifin statü hırslarına nasıl kurban edildiğini anlamak için bu yapının siyasî bir zemine nasıl oturtulduğuna, isim benzerliklerinden nasıl faydalandığına ve olayın sanığı Haluk Levent’in sosyal medyada yayınladığı veda mektubundaki trajikomik itiraflara yakından bakmak zorundayız.

***

AHBAP’ın bu denli kontrolsüz bir güce ve devasa bir popülariteye ulaşmasının en temel nedenlerinden biri, Türkiye’deki kutuplaşmanın bizatihi kendisidir. Özellikle AK Parti iktidarı karşısında kendini konumlandırmaya çalışan, devlete ve resmî kurumlara karşı güvensizlik hisseden (veya bu güvensizliği pompalayan) kitleler için AHBAP, bir sivil toplum örgütünden ziyade politik bir sığınak haline getirilmiştir.

Siyasetçilerin, kanaat önderlerinin ve sanatçıların sırf muhalif bir duruş sergilemek adına “Haluk Levent yaptıysa doğrudur, sorgulanamaz” diyerek destek sırasına girmeleri, derneğin etrafına aşılmaz bir dokunulmazlık zırhı örmüştür. Bu körü körüne biat, kurucunun statü hırsını akıl almaz bir boyuta taşımış; şeffaflık, denetim ve rasyonalite gibi kavramlar “Bizden biri yapıyor, o halde temizdir” kolaycılığına kurban edilmiştir. İyilik, siyasî bir rövanşizmin aparatı haline gelmiştir.

***

Bu noktada, kitle psikolojisinin nasıl yönetildiğine dair çok ince bir detayı da gözden kaçırmamak gerekir: İsim çağrışımı ve algı mühendisliği.

Devletin resmî afet yönetim kurumu olan AFAD ile AHBAP arasındaki fonetik benzerlik basit bir tesadüfün ötesinde, psikolojik bir ikame operasyonudur. Kriz anlarında devlet otoritesinin ve resmî kurumların itibarını sarsmak isteyen bir anlayış, zihinlerdeki AFAD boşluğunu fonetik olarak ona çok benzeyen AHBAP ile doldurmaya çalışmıştır.

Toplumu ayağa kaldıran “Kızılay çadır satıyor!” algısının günlerce köpürtülmesi ve ana gündem maddesi yapılması da bu stratejinin bir parçasıdır. Kızılay ve AFAD gibi köklü kurumlar bilinçli bir dezenformasyon ve yıpratma kampanyasıyla hedefe konulurken, isim tınısıyla devlet otoritesini taklit eden AHBAP, “tek ve en güvenilir alternatif” olarak sahneye sürülmüştür. Bunu bir sivil toplum başarısı olarak göremeyiz. Bu, son derece profesyonel bir algı operasyonudur.

***

Bu konuda çok fazla söz söylemek belki anlamsız olacaktı ama tüm bu kurgunun en can alıcı noktasını yine olayın faili olan Haluk Levent, sistem çöktüğünde ortaya saçılan veda mektubu ile koydu. Levent’in “Ömür boyu cezaevinde kalabilirim” diyerek kaleme aldığı metin, aslında bir savunmadan çok, sivil toplum maskesi altında yürütülen faaliyetlerin ne kadar akıldışı ve tehlikeli olduğunun birinci ağızdan itirafıdır.

Mektupta yer alan argümanlar, Türk sinemasının efsanevi Şener Şen repliğini akıllara getirdi: “Yaptım, ama bir sor niye yaptım?”

Kanunların etrafından dolanıldığının, karanlık ilişkilerin ve şeffaf olmayan işlemlerin kabul edildiği bu metin; “çaldım ama iyilik için çaldım”, “yanlış yaptım ama halkım için yaptım” gibi hastalıklı bir mazeret üretme çabasıdır. Ancak yazarın kendi kaleminden dökülenler, yapılan işlerin aslında ne kadar saçma, mantıksız ve büyük bir ego tatmini üzerine kurulu olduğunu ele vermektedir. Hukuksuzluk, “ulvî amaçlar” kisvesi altında normalleştirilmeye çalışılmış; toplumun merhamet duygusu üzerinden devasa bir suç/suistimal mekanizması aklanmak istenmiştir.

***

AHBAP vakası; “statü ve kültür” ilişkisinin en yozlaşmış halidir. Sırf iktidara karşıt bir konumda duruyor diye, hiçbir denetime tabi olmayan yapıları kutsayanların, sivil toplum görünümlü “ahbap-çavuş” yapılanmasına milyarlar akıtanların bu tabloda büyük bir sorumluluğu vardır.

Toplum olarak yüzleşmemiz gereken acı gerçek şudur: Merhametimizi, siyasî hırslarına ve statü açlıklarına meze yapanlara duyduğumuz bu körü körüne inanç, sadece yardıma muhtaç insanların hakkını gasp etmekle kalmamış aynı zamanda bu ülkenin dayanışma ruhuna, ahlâkî pusulasına ve birbirimize duyduğumuz güvene telafisi imkânsız bir suikast düzenlemiştir. Artık mesele bir kişinin cezaevine girip girmemesinden çok toplumun “kurtarıcılara” duyduğu bu hastalıklı ihtiyacın tedavi edilmesidir.

YORUMLAR 12 TÜMÜ
  • Maho Ağa 10 saat önce Şikayet Et
    Ule ohlim çaldim ema hele bir sor niye çaldim. Hep sizin iyiligiz için! Sırf parazi başhasi çalmasin diye yahınızdaki biri çalsın ollim
    Cevapla
  • İbrahim 11 saat önce Şikayet Et
    Şener Şen ve İlyas Salman in, Banker Bilo filmi aklıma geldi, Orada da, Şener Şen Biloya bayağı bir kazık atıyor,Bilo ( İlyas Salman) ile karşılaşinca yaptım ama niye yaptım bir sor diyordu.Yazınızın başlığı CUK oturmuş..Bu arada şimdiki Bilo Halûk Levent e Yardım gönderen veya onun AHBAP Derneğine güvenen Masum Halk.
    Cevapla
  • Bayram 11 saat önce Şikayet Et
    Film gibi banker bilo da şener şen sor bakalım niye yaptım sahnesi
    Cevapla
  • Uygurlu 11 saat önce Şikayet Et
    Borcum borç bu dünyada ödeyemezsem öbür dünyada öderim
    Cevapla
  • Mikail 11 saat önce Şikayet Et
    Devlet lösemi vakfını da incelemeli şişli belediyesi hayır işlerini lösemiye yönlendiriyor ( daha doğrusu parayı alıp lösemi vakfı adına makbuz kesiyor) sonra hastalaramı gidiyor belediyede mi kalıyor bilemiyorum bu yönetimi bilemem 2019 da yaşadım
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle