Özcan Ünlü
Özcan Ünlü
HABER7 YAZARI
TÜM YAZILARI

Haysiyet Cellâtlığı

GİRİŞ 07.10.2026 GÜNCELLEME 07.10.2026 YAZARLAR

Toplumsal muhasebe kabiliyetini yitirmiş cemiyetlerin harcadığı ilk kıymet nedir bilir misiniz?

Haysiyet!

Bugün içinde nefes almaya çalıştığımız iklim, tam mânâsıyla bir itibar aşındırma ve peşin hüküm kuşatması altında. Muhatabın ne söylediğinin, neyi dert edindiğinin hiçbir kıymeti yok. Cümlenin ilk kelimesinde niyetlerin yaftalandığı koyu bir sağırlık çağı bu…

Kimse anlamak, dinlemek ya da düşünmek için konuşmuyor; herkes sadece kendi siperini tahkim etmek ve karşı cepheye taş savurmak için bağırıp çağırıyor.

Meselenin kökünde, idrakin menfaate ve kör aidiyetlere kurban edilmesi yatıyor.

Fikir ideolojiye…

Adalet hissi grup asabiyesine…

Vicdan ise anlık çıkarlara rehin verilmiş durumda.

İnsanlar hakikatin peşinde olmak yerine, hangi yapının, partinin yahut çevrenin içinde daha korunaklı hissedeceklerinin hesabında. Hal böyle olunca söylenen her söz sadece işe yaradığı ölçüde kıymet buluyor. İşe yaramayan ya da mevcudu rahatsız eden her doğru ise doğrudan husumet vesilesi sayılıyor.

***

Bu zihniyet yapısı, kaçınılmaz olarak kusursuz bir aklama mekanizması doğurdu: Hiçbir hatayı üstlenmeyen, her yanlışı dışarıdan kurulan bir tezgâh masalıyla örten, en haklı itirazı bile komplo parantezine alan bir pişkinlik bu…

Dahası, kendi cürmünü ve zaafını gizlemenin en kolay yolunun başkasına hücum etmek olduğu keşfedildi. Bir başkasının namusuna, ahlâkına, niyetine fütursuzca saldırmak, kişinin kendi kusurunu gözlerden kaçırması için kullanışlı bir zırha dönüştü.

Başkasına çamur atıp ortalığı toza dumana boğarak görünmez olacağını sanan bir kurnazlık her yanı sarmış vaziyette. Oysa bin tane yanlışın yanlış olduğunu sayıp dökmek hüner sayılmamalı… Marifet, kargaşanın içinden tek bir hakikati tutup çıkarabilmektir.

***

Elbette bu yozlaşmanın en görünür vitrini siyasettir: Kavgayı körükleyen, dili hoyratlaştıran ve kamplaşmayı derinleştiren araçlar burada toplanır. Ne var ki faturayı sadece oraya kesmek, hakikatin üzerini örtmekten ve konforlu bir aldanışa sığınmaktan öteye gitmez.

Vitrinde ne varsa, depoda da o vardır…

Toplum kendi ahlâkî zeminini çürütmüşse, temsilcilerinin saf ve berrak kalmasını beklemek ham hayaldir. Bir toplum kendi zaaflarıyla yüzleşme cesaretini göstermedikçe, maruz kaldığı vasatlığı değiştiremez.

Çevremizi saran bu karanlık dehliz, birilerinin icat ettiği bir kuyu değil; aynaya bakmaktan korkumuzun, iç muhasebeden kaçışımızın toplamıdır. Çıkış yolu, taşları başkalarına fırlatmayı bırakıp o aynada kendi yüzümüzü görebilmekten geçer.

Nurettin Topçu’nun İsyan Ahlâkı’nda hatırlattığı o köklü kaideyi unuttuk:

“Ahlâk davası, bizzat insan olma davasıdır; cemiyetin kurtuluşu ancak ferdin kendi nefsine karşı kazandığı ahlâkî zaferle mümkündür.”

***

Mesuliyeti kalabalıklara yahut vitrindekilere havale edip kenara çekilemeyiz. Kendi tabiatına, bencil ihtiraslarına isyan edemeyenler, haysiyet davası güdemezler.

Tam bu noktada, Fethi Gemuhluoğlu’nun şu çağrısı önemlidir:

“Kendisine dost olmayanlar, başkasına dost olamazlar. Kendileri ile barışa varamayanlar, başkası ile barışa varamazlar. Kendileri ile savaşı olanlar, başkaları ile de savaş halindedirler.”

Ve ekler merhum:

“Kendi kusurunu görmeyen göz, başkasında kusur avına çıkar.”

***

Kendi içiyle barışamamış, kendi kusurunu görememiş bir insanın dışarıya dağıtacağı tek şey öfke ve cellâtlıktır. Oysa muhtaç olduğumuz tavır suyu açanın kimliğine, fikrine, sûretine bakmaksızın dökülen bir vakıf çeşmesi gibi karşılıksız ve lekesiz durabilmek, göze sezdirmeden gözyaşı silebilen sahici bir dostluk ahlâkını kuşanabilmektir.

Birbirimizin haysiyetini boğazlamaktan vazgeçip -ne zaman olacaksa artık- içimizdeki kibre sırt çevirdiğimiz gün, içinde bulunduğumuz karanlık dehlizden çıkacak ve yeniden başlayabileceğiz.

Millet olarak bunun imkânsız olmadığını defalarca kanıtladık, -bedel öderiz ama- yine ispat edebiliriz.

Özcan Ünlü / Haber7

YORUMLAR 2
  • HIDIR BUDUR 14 saat önce Şikayet Et
    GENEL KURAL : Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar...
    Cevapla
  • Ali29 15 saat önce Şikayet Et
    Evet maalesef günümüzün hastalığı kimse kendini görmez, kimse ayranım ekşi demiyor, kimse aynada kendine bakmıyor, kimse kendi çürümüşlüğünü görmüyor oturunca devleti, reisi cumhuru eleştiriyor lafla hükümet kuruyor hükümet yıkıyor.. evinde çocuğuna karısına laf anlatamayanlar oturunca mangalda kül bırakmıyorlar...
    Cevapla