Özlem Albayrak
Özlem Albayrak
ALINTI YAZAR
TÜM YAZILARI

Vatandaşı ''Ayarlama'' Akademisi!

GİRİŞ 17.03.2009 GÜNCELLEME 17.03.2009 YAZARLAR

Mimiklerine, ellerine, kollarına, parmak sallayışlarına, öfkeli sözleri eşlik ediyor. Verdiği “az sonra yerimden kalkıp, kafa göz dalacağım” izlenimi, sizi ekran başında geriyor. Ama “Askerin volümü sivillerden yüksektir” deneyiminiz, şimdilik tehlike olmadığına ikna ediyor endişeli bünyenizi.

Gerçi, Sabık Olağanüstü Hal Bölge Komutanı Necati Özgen, Ankara Kulisi'nde (15.03.2009), Güneydoğu'da profesyonel ordunun değil, paralı askerin de değil, “amatör ruh”un gerekli olduğunu anlatırken, gazeteci Enis Berberoğlu'nun araya girip ABD'nin Irak örneğini vermesine öfkeleniyor. Ama öngörülen olmuyor, Paşa kimselere girişmiyor.

Emekli Orgeneral'in “profesyonel orduyla olmaz” sözündeki maksadı neydi, JİTEM'in karanlık yöntemleri ya da asimetrik savaş mıydı, bilemedim. TSK içinden çıkan çürük elmalar ayıkla ayıkla bitmezken, asit kuyularından kafatasları, kemik parçaları bir bir günyüzüne çıkıyorken, “amatör ruh” sözünü sakınmadan nasıl edebildi, diye düşündüm. Düşünürken, düşünürken yine bir deneyim tuttu elimden: “Askerin cesareti sivillerden üstündür”.

Özgen'in programda, TRT Şeş'in açılmasını doğru bulmadığını söylerken, “Ya ipin ucu kaçarsa… Bunlara (Kürtlere) böyle yol verirseniz, ne olacak?” çıkışlarını garipsemedim. Zannımca 'ulus devlet'i kastederek “Bu ulusallık ne olacak?” şeklindeki yerinmelerine de, Kürtçe'yi melezliğinden hareketle değillemeye çalışırken, hop oturup hop kalkmalarına da şaşırdığımı söyleyemeyeceğim.

Şaşırdığım, kendimi zamanın ayarlarıyla oynandığını ve geçmişten açılan kapıdan TSK mensuplarının bugüne savrulmuş olabileceğini düşünürken yakalamamdı. Hayır, dalga değil ama; halk, demokrasi, sivillik, hak, hukuk, özgürlük, eşitlik filan bilmeyen öyle bir konuşmaydı ki o, düşünsel olarak düzçizgisel zamanın aynı koordinatlarında mı ikamet ediyorduk, emin olamadım.

Hayır, geçen yüz yılda insanlığa yeni kazanımlar eklenmiş, o hassasiyetler tazeliğinden biraz olsun kaybetmez mi (memlekete en büyük “darbe”leri düşmanlar değil, hassasiyetler vurmuşken hem de)? “İçerde ve dışarıdaki tehditler” ezberi bir kez olsun güncellenmez mi? “Takip ediliyoruz” hissi, şizofreni testini azıcık gereksinmez mi? Hayır efendim olmazmış, tüm meşruiyet çeşitlerinin toplandığı tekel, memleketin sorunlarını belirleme ve çözümleme denklemlerini de seçilmişe bırakamazmış.

Nitekim, kutsal kodeksimiz, dudak uçuklatan Darbe Günlükleri'ni okumuş, ama Emekli komutan Özden Örnek'in yazdığını kesin inkarı neticesinde tereddütte kalmış olan bendenizi, o günlüklerin bir askerin elinden çıktığına, Necati Özgen'in konuşmasındaki kod benzerlikleri ikna etti. Biri yazı, biri konuşma tarzındaki bu iki retoriğin, aynı membadan döküldüğü o kadar sabitti, sarihti.

Günlükler'de de (aslında pek çok komutanın, pek çok konuşmasında aynı yaka kokartları mevcut), aynı sınır aşma potansiyeli, aynı 'en güzel ben severim' imanı vardı. Aynı ustalıklı sınır ihlali kabiliyeti. İlahi bir referansa dayanmadığı halde, kendi kutsallığından emin olma halinin aynısı… Aynı ortak düşmanlar: Vatanı bölmesi ve vatanı satması ihtimaline karşı her dem tetikte olunması gereken, bölücüler ve gericiler.

Vardığım sonuç şu sayın seyirciler:

Şöyle bir hitabe öğretiliyor sanırım harp okullarında: Bu iç hainler karşısında vazifeye atılmak için içinde bulunduğun demokrasi ortamının darbeye imkan verip vermediğini düşünmeyeceksin. Bir TSK mensubu olarak meşru olan-olmayan tüm yöntemlerle kahramanca savaşacaksın. Laiklik bekçileri, katılımcılık, çoğulculuk hikayesiyle kandırılmaya çalışılıyor olabilir, uyanık olacaksın, takmayacaksın. Cumhuriyet kazanımlarının taşıyıcısı olması gereken burjuva sınıfı bile paraya tav olmuş, kendisinden memleketin ileriye gitmesi adına medet umulmuş bir araç olan serbest piyasayla el sıkışıyor olabilir; bu el sıkışma çıkar gereği AK Parti'yle uzlaşı anlamına da gelebilir, sallamayacaksın. Elit üst bürokrasinin bütün laiklik kaleleri düşmüş, bütün “vatandaşı yola getirme” sopaları ellerinden alınmış, bütün darbe girişimleri “enselenmiş” olabilir. Ey TSK'nın şanlı evladı; yine de birinci vazifen, laiklik ve Cumhuriyet kazanımlarını korumayı, yaptıklarına ve yapacaklarına meşruiyet aracı kılmandır. Muhtaç olduğun kudret, yeşil postalının kahve bağcıklarında mevcuttur.

Askeri okullarda ne öğretiliyor gerçekten? Dindarları, Kürtleri, etnik ve dini azınlıkların topunu birden, elle çizdiği saadet halkasının dışında bırakırken “millet”ten geriye hiçbirşey kalmadığını görmeyecek kadar muhteşem bir kibir, hangi müfredatla zerkedilebilir bir insana? İmam Hatipliler üniversitelere girer, avukat, doktor filan olursa, bir Kürt TRT Şeş'i izlerse, bir Ermeni konuşmaya başlarsa, buna izleyici kalmak, bir askeri okul öğrencisine neden katlanılamaz bir yük gibi gelir?

Silahlı Kuvvetler Akademisi Müdavimlerine Kazandırılacak Nitelikler bahsinde sözü edilen; “…Değişen tehdit ortamına göre, harp sanatına uygun strateji, konsept, doktrin, taktik ve teknikleri ortaya koyabilmelidir.” sözüyle murad edilen nedir? Askeri okullarda vatan savunusu yerine, muhatabını ve gücünün yettiğini aba altından sopa göstererek korkutmak mı öğretilir?

Birörneklik o raddede ki, hani korkmasam, askeri okulları sorgulayacağım. Genelkurmay'dan Harp okullarının müfredatını birkaç ay izleme akreditasyonu talep edeceğim ki; bileyim, öğreneyim.

Ahh pardon… Yine haddimi aştım, bendeniz örtülüydüm. Yetmezmiş gibi şaibeli ilan edilmiş bir okulun (İmam Hatip) mezunuydum. Çifte kavrulmuş sakıncalıydım. İrabda yerim yoktu, aslında yatacak yerim yoktu. Sivil mivil, ben sonuçta bir iç tehdittim. Değil mi?

Özlem Albayrak - Yeni Şafak
albayrakozlem@yahoo.com

YORUMLAR 4
  • serkan tekin 16 yıl önce Şikayet Et
    YAZARLIK!. tamam içi dolu ama kısa ve öz analatabilmektir yazarlık
    Cevapla
  • necdet kızılırmak 16 yıl önce Şikayet Et
    ellerine, kollarına, parmak sallayışlarına, öfkeli sözleri eşlik ediyor.. Ben de bu kelimeleri okurken başka birinden bahsediyor zannettim. Hani yurt dışında az daha bir gazeteciye girişecekti, kolunu tuttuydu, yanılmışım, öfke de bir hitabet tarzıdır zannederim.
    Cevapla
  • ahmed bin malik 16 yıl önce Şikayet Et
    hemde ne ayar. özlem abla yüreğine sağlık Allah senden razı olsun mürekkebinin ıslaklığı hiç kurumasın.TSK nın amacı acaba birlik sağlamakmı düzeni korumakmı yoksa düzeni bozmak darbe günlükleri yazmak bunları uygulamak stratejiler geliştirmek dini istismar etmek ve Cumhuriyet sevgisi ulusalcılık sevgisimi aşılamaktadır bir türlü çözemedim.
    Cevapla
  • elif sara 16 yıl önce Şikayet Et
    sen başörtülüsün. bir başörtülü olarak okumaya, düşünmeye,yazmaya,eleştirmeye, otobüse binmeye hatta nefes almaya hakkın yok hakkımız yok.yeter artık yaa yeter başörtülü insanların yaşam hakkı ellerinden alınıyor yeteeer.bunlarda hep bu darbeci mantık yüzünden
    Cevapla